Gündem
Milyonlarca Müslüman Hacı oldu! Her şeye rağmen bayram
İslam dünyası, Gazze’de akan kana ve mazlum coğrafyalarda dökülen gözyaşlarına rağmen İbrahimî bir adanış ve İsmailî bir teslimiyetin tecellisi olan Kurban Bayramı’na kavuşmanın buruk sevincini yaşıyor.
Sebahattin Ayan İstanbul
2 milyarlık ümmet coğrafyası, İbrahim-î bir şuur ve İsmail-î bir teslimiyetin tecellisi olan Kurban Bayramı’na kavuşmanın heyecanını yaşıyor. Paylaşma şuurunun en üst seviyeye çıktığı ve kul olma bilincinin iliklerimize kadar hissedildiği bu mübarek zaman dilimi milyarlarca Müslüman tarafından aynı sevinçle idrak ediliyor. Zengin ve fakir arasındaki ayrımın ortadan kalktığı ve manevi iklimin ışığının her Müslümanın üzerine yansıdığı bu kutlu zaman diliminde eller semaya af ve mağfiret için kalkacak. Ümmet olmanın şuuruyla bayramı yaşamak gerektiğini kaydeden ilahiyatçılar, Akit’e özel açıklamalarda bulundular.
KURBAN ALLAH’A TESLİMİYET
Kurban Bayramının paylaşmak ve teslimiyet şuuruyla yaşanması gerektiğini belirten Tüm Din Görevlileri ve Gönüllüleri Derneği Genel Başkanı Metin Kaçar, şunları dile getirdi: “Öncelikle bütün müslümanların Kurban Bayramı’nı tebrik ediyorum. Tabii bizim bazı ibadetlerimizin şekli kaldı, içi boşaltıldı. Maalesef bunlardan birisi de kurban ibadetimiz. O noktaya getirildi ki, kurban sadece et yeme, gelene gidene ikram etme veya konu komşudan birkaç kişiye paylaşma gibi düşünüyoruz. Halbuki, kurban aslında Hazreti İbrahim’in teslimiyeti. Hazreti İsmail’in bu teslimiyete samimiyetle verdiği cevaptır. Dolayısıyla kurban bir kulluk göstergesidir. Allah’a karşı sorumluluğumuzun, Allah’a karşı samimiyetimizin tam da bir ispatıdır. Bu nedenle kurban kesecek kardeşlerimize, ehl-i imana tavsiyemiz bu ibadeti sıradanlaştırmayalım. Etinin dağıtılmasından derisinin değerlendirilmesine, tasadduk edilmeden gelen misafire ikram etmeye varıncaya kadar her şeyimizi bir ibadet şuuruyla dinimizin değişmeyen evrensel ilkeleri vardır.
DERİ, FİLİSTİN’E KURŞUN OLMASIN
Kurban paylaşmadır. Paylaşarak karşı tarafı memnun etme, yani kardeşimizin gönlüne dokunma, onu sevindirmedir. Dolayısıyla sadece bir et gibi Ramazan’da bizim bayramımıza Şeker Bayramı dediler. Halbuki şükür Bayramıydı. Şimdi de bize et bayramı yaptırmak istiyor birileri. Bizim ibadetlerimizi sulandıranlar, sütümüze su katanlar boş durmuyorlar. Yavaş yavaş bayramlarımızın, ibadetlerimizin içini boşaltıyorlar. Resulullah’ın yaptığı Selefi Salihin hazerâtından öğrendiğimiz şekilde bu ibadetleri yapmamız gerekiyor. Üçüncü bir noktaya temas etmek isterim. Bizim zekâtımıza, sadaka-i Fıtır’ımıza, hayır ve hasenatımıza göz diken bazı kuruluşlar etimize ve derimize de talip olacaklar. Müslüman etini verirken de derisini değerlendirirken de kılı kırk yararcasına inceleyerek acaba bu verdiğim deri Filistin’deki Müslüman’a mermi mi olacak, sofrasına ekmek mi olacak diye düşünecek. Acaba benim verdiğim bu hayır hasenat Filistin’deki kardeşimize, kardeşime nefes mi olacak, İsrail’e rahatlık mı olacak? Hep bu şuurda olacak Müslüman. Biz ümmet bilinciyle hareket edeceğiz.”
KULLUĞUN EN GÜZEL GÖSTERGESİ
Mil-Diyanet-Sen Genel Başkanı Celaleddin Gül de şunları söyledi: “Yüce Rabbimizin bizlere rahmet, bereket ve yakınlık vesilesi kıldığı bir Kurban Bayramı’na daha ulaşmanın huzur ve heyecanını yaşıyoruz. Kurban, yalnızca bir ibadet değil; sadakatin, teslimiyetin, paylaşmanın ve kardeşliğin adıdır. Bu mübarek günler, bireysel ve toplumsal olarak yeniden silkelenme, nefsi hesaba çekme ve merhamet köprülerini onarma günleridir. Bu bağlamda, hem İslam coğrafyasındaki acılara duyarsız kalmamak hem de milletçe birlik ve beraberliğimizi güçlendirmek adına bu bayramın ruhunu layıkıyla idrak etmeliyiz. Kurban hadisesi sadece bir babanın değil, aynı zamanda bir evladın da imanı ve teslimiyetidir. O gün dağlarda yankılanan bu teslimiyet, bugün bizlere sabrın, itaâtin ve kulluğun en güzel örneğini sunmaktadır. O kurbanı keserken Rabbimize olan bağlılığımızı tazelemek, etini ise gerçek ihtiyaç sahipleriyle gönülden paylaşmaktır. Kurbanlarımızı paylaşırken gösterişten uzak durmalı, samimiyetle fakirin, yetimin, yolda kalmışın sofrasına misafir olmalıyız.
GAZZE UNUTULMAMALI
Bu yıl Kurban Bayramı’na, yüreğimizde derin bir acıyla giriyoruz. Filistin’de, Gazze’de her gün çocuklar katledilirken, anneler evlatsız, şehirler yaşamsız bırakılırken bizlere düşen en azından vicdani bir sorumluluğu taşımaktır. Gazze halkı, sabrın ve direnişin sembolü olmuştur. Bugün, dualarımızı sadece sofralarımızda değil, zulme uğrayan kardeşlerimiz için de yükseltmeliyiz. Kurban, aynı zamanda mazluma yakın durmanın, zalime karşı susmamanın adıdır. Kurban Bayramı, kalplerimizin arındığı, kırgınlıkların son bulduğu, kardeşliğin pekistiği mübarek bir zamandır. Bu mübarek günlerde; küs olanlar barışmalı, büyükler ziyaret edilmeli, yetimlerin başı okşanmalı, paylaşmanın hazzı doyasıya yaşanmalıdır.”