Gündem
21 yetmez tamamen yasaklanmalı
Gazetemiz Akit’in ısrarla gündeme getirdiği ve Allah’ın lanetlediği eşcinsel sapkınlığa alan açan cinsiyet iptali operasyonlarına yönelik önemli bir adım atıldı. Kamuoyu, 18 yaşını dolduran ve dileyen her vatandaşa yalnızca psikolog raporuyla verilen cinsiyetsizleştirme ilaçlarına getirilen 21 yaş sınırının yetmeyeceğini ve tamamen yasaklanması gerektiğini dile getirdiler.
Sebahattin Ayan İstanbul
Akit’in ısrarla gündeme getirdiği ve Allah’ın lanetlediği eşcinsel sapkınlığa alan açan cinsiyet iptali operasyonlarına yönelik önemli bir adım atıldı. Başta Samsun OMÜ ve Bursa Uludağ Üniversitesi olmak üzere Türkiye’deki birçok üniversite hastanesi tarafından 18 yaşını dolduran ve dileyen her vatandaşa hiçbir denetim yapılmadan yalnızca psikolog raporuyla verilen cinsiyetsizleştirme ilaçlarına yaş sınırı getirildi. Sağlık Bakanlığı’na bağlı Tıbbi Cihaz Kurumu’nun, Kurumun görev ve yetkilerini tanımlayan 4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi uyarınca, hormon düzenleyici ilaçların kötüye kullanımını engellemeye yönelik denetim ve düzenleme yetkisini kullanan TİTCK, yapılan bilimsel değerlendirmeler ve uzman komisyon kararları doğrultusunda harekete geçti.
AMAÇ AİLEYİ KORUMAK
Kurum, 25 Haziran 2025’te yayımladığı genelge ile cinsiyet iptali süreçlerinde kullanılan hormon ilaçlarına 21 yaş sınırlaması getirdi. Erdoğan’ın 2025 yılını ‘Aile Yılı’ ilan etmesine değinilirken, Anayasa’nın 41. maddesine dikkat çekildi. Özellikle genç yaşta yapılabilecek telafisi zor biyolojik müdahalelere karşı bir önleyici tedbir olarak değerlendirilirken bazı hormon içerikli ilaçların, özellikle çocuk ve gençlerde tıbbi endikasyon dışında kullanıldığı ve geri dönüşü olmayan sağlık sorunlarına yol açtığı tespit edildiğine değinildi. testosteron, gonadotropin salıverici (GnRH) analogları ve 2 mg ve üzeri östrojen içeren ilaçların yalnızca e-reçete ile temin edilmesi zorunluluğu getirildi. Ayrıca bu ilaçların 21 yaş altındaki kişilerde cinsiyet değişikliği amacıyla reçete edilmesi ve kullanımı yasaklandı. Yeni düzenlemeyle hasta güvenliğini öncelikleyen ve uluslararası bilimsel uygulamalarla uyumlu bir çerçeve oluşturulurken; aile yapısının korunması ve çocukların istismara karşı savunmasız bırakılmaması da hedefleniyor.