AKİT MENÜ

Gündem

Nihal Candan'ın ölümü sonrası babası sessizliğini bozdu: Şöhret dünyasına girince sapıttılar

Popüler kültürün sözde “özgürlük” adı altında dayattığı yaşam tarzı, gençleri adım adım uçuruma sürüklüyor. Geride bıraktığımı günlerde hayatını kaybeden Nihal Candan'ın babası Hakan Candan'ın kullandığı ifadeler bu durumu gözler önüne serdi. Baba Candan, şöhretin ailelerini nasıl sarstığını anlatırken diğer kızı Bahar’ı bu dünyadan korumak için her yolu deneyeceğini söyledi.

Haber Merkezi

Batı menşeili diziler, gösterişli yaşamlar ve sahte özgürlük maskesiyle sunulan yozlaşmış değerler; özellikle sosyal medya aracılığıyla genç zihinleri esir alırken onlarca hayatı karartıyor.

Medya aracılığıyla sürekli olarak pompalanan ünlü olma, beğenilme ve görünürlük saplantısı, kimlik gelişimini tamamlayamamış bireylerde ciddi psikolojik yaralar açıyor.

Popüler kültürün sözde “özgürlük” adı altında dayattığı yaşam tarzı, gençleri adım adım uçuruma sürüklerken geçen hafta anoreksiya nevroza nedeniyle tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybeden ve 23 kiloya kadar düşen sosyal medya fenomeni Nihal Candan’ın babası Hakan Candan'ın kullandığı ifadeler bu durumu gözler önüne serdi.

Yaşadığı büyük acının ardından sessizliğini bozan ve Sabah'a konuşan baba Candan, kızlarının şöhretle gelen değişimini ve kendi sorumluluğunu anlattı.

"KIZIMI ŞÖHRET DÜNYASINDAN KORUYAMADIM"

Nihal Candan’ın ölümünden sonra konuşan Hakan Candan, kızlarının şöhretle birlikte savrulduğunu dile getirerek, “Bizim gibi memur bir aileden gelen çocuklarım, şöhret dünyasına girince sapıttı” ifadelerini kullandı. Candan, bu dünyaya ait olmadıkları halde kızlarının rol yapmak zorunda kaldığını ve bu durumun Nihal’i büyük bir yıkıma sürüklediğini söyledi.

"KENDİMİ ELEŞTİRİYORUM"

Çocuklarının yaşadığı hatalarda kendi sorumluluğunu da kabul eden Hakan Candan, “Çocuklarımın yaptığı hatalardan birinci sorumluluk onlarda ama ikinci sorumluluk bizde. Ahlaki değerleri yeterince veremedim, onları bu ortamdan koruyamadım. Başaramadım” dedi.

"NİHAL ROL YAPIYORDU, O GERÇEK KARAKTERİ DEĞİLDİ"

Candan, kızlarının şöhretle birlikte farklı bir kimliğe büründüğünü belirterek, “Kızım tanınır olmasaydı bunları yaşamayacaktı. Şöhret için oynadıkları roller, onların gerçek karakteri değildi. Yarışmalarda ve sosyal medyada gördükleriniz kurgu karakterlerdi. Bu kurgu, kızımı sersemletti ve sonunda gerçeklerle yüzleştiğinde yıkıldı” şeklinde konuştu.

"BAHAR’I DA KORUYACAĞIM"

Diğer kızı Bahar Candan’ı da şöhretin zararlarından korumak için elinden geleni yapacağını ifade eden Hakan Candan, “Bu olaydan sonra daha dikkatliyiz. Bahar’ı şöhret dünyasından uzak tutacağım, İstanbul’dan uzaklaştıracağım. Bu ortamdan korumak için ne gerekiyorsa yapacağım” dedi.

PARILTILI ŞÖHRETİN ARDI KARANLIK

Konuyla ilgili gazetemize konuşan Sosyolog yazar İsmail Öz şu ifadeleri kullanmıştı:

“Günümüz medya ve popüler kültür ortamı, özellikle gençler üzerinde büyük bir baskı oluşturuyor. Birçok genç kızın sadece dış görünüşüne ve fiziksel varlığına dayanarak sosyal medyada fenomen olmaya çalışması, aslında derin bir fikrî ve ruhî boşluğu gözler önüne seriyor. Bunu en iyi şekilde, kendi çocukları hakkında soytarılık yapıyorlar ifadesini kullanan anneler anlatıyor. Gençlerin kendilerine yükledikleri anlamın altı boş; bu durum da onları hayal kırıklıklarıyla yüzleşmeye zorluyor. Genç yaşta şöhretin cazibesine kapılan bireyler, gerçeklik algısını kaybederek kendi içlerinde büyük boşluklara düşüyorlar. Ayakları yerden kesilen bu kişiler, daha sonra hayatın acı yüzüyle karşılaşınca depresyon, sosyal izolasyon ve hatta intihar eğilimleriyle karşı karşıya kalabiliyor. Gençlerin hayalleri, reyting uğruna kullanılacak bir malzeme olmamalı. Devletin bu konuda yeni bir politika üretmesi gerekiyor. Özellikle çocuk yaşta ekrana çıkan bireylerin medya yolculukları, uzman psikolog ve sosyologların rehberliğinde yürütülmeli. Bu bireylere, yarışmalara katılmadan önce karşılaşabilecekleri riskler açıkça anlatılmalı, ebeveynleri de bu süreçlerde bilinçlendirilmeli. Şöhret arayışıyla yola çıkan gençlerin, hayal kırıklığı ve psikolojik yıkımla değil; destek, rehberlik ve farkındalıkla geleceğe hazırlanması gerekmektedir.”

GENÇLER HEBA EDİLİYOR

Mil Diyanet-Sen Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Tahiroğlu da şunları kaydetmişti:

“Şöhretin aslında onlara hiçbir gerçek kazanç getirmediğini fark ettiklerinde, hayatları büyük bir hüsranla sonuçlanabiliyor. Bazı bireyler ise fenomen olma hevesiyle tüm ahlaki ve toplumsal değerleri hiçe sayabiliyor. Yeter ki görünür olayım düşüncesiyle insanî sınırları dahi aşan davranışlara başvurabiliyorlar. Bu da toplumda ciddi bir ahlaki erozyona yol açıyor. Gençlerimizi bu yozlaşmadan koruyabilmek için onları sağlam bir ahlaki temel üzerinde yetiştirmemiz gerekiyor. Bugün yaşadığımız birçok intihar vakasının altında bu değer boşluğu yatıyor. Ahlaki yoksunluk, manevi yetersizlik ve anlam arayışı genç bireyleri uçurumun kenarına getiriyor. Yayıncılar, yapımcılar, içerik üreticileri; program ve yayınlarını ahlaki bir sorumluluk çerçevesinde hazırlamalı. Sosyal medyaya çekidüzen verilmeli. Ahlaki yayıncılık hem bireyi hem de toplumu korur.”

Yorumlara Git

Suriye’de uzlaştılar, Grönland’da koptular: İşte Macron’un Trump’a attığı o mesaj

Teröristbaşından Türkiye’ye suçlama, SDG’ye taktik! Suriye’de Türk askerleri de kılık değiştirip operasyonlara katıldı

Gazeteci yazar Abdurrahman Dilipak taburcu oldu!

Erdoğan’a güvenen kazanıyor

Akkuyu NGS ilk elektrik için gün sayıyor