Gündem
Kandil'le uzlaşıyor milletle ayrışıyor
Ülkeye ve bölgeye huzur getirecek olan “Terörsüz Türkiye” sürecinden rahatsız olan CHP’nin emanetçi Genel Başkanı Özgür Özel, yolsuzluktan tutuklu Ekrem İmamoğlu’nun güdümünde, “Diyarbakır’da demokrasi, İstanbul’da otokrasi” söylemiyle, TBMM’de oluşturulacak komisyona katılmayacaklarını ilan ederken; seçimlerde, Kandil’in baronları ile yaptıkları “kent uzlaşısı”nı unutmuş görünüyor.
Buğra Kardan İstanbul
Türkiye’yi prangalarından kurtulmaması, ilerlememesi için hummalı çalışma yürüten CHP’nin skandal söylemlerine yenisi eklendi. Ülkeyi ve bölgeyi huzurlu kılacak ‘Terörsüz Türkiye’ sürecinden alttan alta rahatsız olan emanetçi Genel Başkan Özgür Özel’in diline dolamaya başladığı “Diyarbakır’da demokrasi, İstanbul’da otokrasi” cümlesi tepki uyandırdı. Özel’in bu cümlesinin CHP’nin tarihi süreç için TBMM’de teşekkül edecek komisyona hırsızlık, yolsuzluktan Marmara Kapalı Ceza ve İnfaz Kurumu’nda tutulan sabık İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun serbest bırakılması koşuluyla üye verip vermemeye ele aldığı zamana denk gelmesi gözden kaçmadı.
SEN NEYMİŞSİN BE EKREM!
Fonlu medyanın da devamlı abartılı, köpürtülü rakamlar verip “PKK’lılar bir bir tahliye ediliyor” intibaı vermeye teşebbüs etmesi “Pes” dedirtti. Anayasa Mahkemesi’nin CHP’nin başvurusuyla Türk Ceza Kanunu’nun 220’nci maddesinin 6’ncı fıkrasını iptal ettiği için peş peşe tahliye kararları verildiğini saklama gayretine giren Özel ve şürekâsının ‘Terörsüz Türkiye’yi sabote etme girişimleri bezdirdi. Siyasiler, Özel’in ülkede ve bölgede huzura tahammülü olmadığını kaydettiler. ‘Terörsüz Türkiye’ sürecini akim hâle getirmek için gecesini gündüzüne katan Özel’in en büyük korkusunun Kandil kartının elinden gitmesi olduğunu belirttiler.
BİN YILLIK KARDEŞLİĞE TAKOZ
Akit’e konuşan AK Parti Şanlıurfa Milletvekili Mehmet Ali Cevheri, şunları söyledi:“Özgür Özel ‘Diyarbakır’da demokrasi, İstanbul’da otokrasi’ diyor. Böyle bir mantalite olur mu? Anlaşılan o ki Özel, kendi çıkarlarını milli menfaatlerin üzerinde görüyor. ‘Terörsüz Türkiye’ sürecini baltalamaya teşebbüs etmesinin başka bir açıklaması yok. Ancak bilsin ki süreç muvaffak olursa, terör ortadan kalkarsa halk kazanacak, ülke kalkınacak. Türkiye, prangalarından kurtulacağı gibi bin yıllık kardeşlik devam edecek. Tabi Cumhurbaşkanı’mızın eli güçlenecek, AK Parti de kuvvetlenecek. Özel’in amacı bunu engellemek. Ancak yanlış yapıyor. Devletin âli menfaatlerinin kendisinin ve CHP’nin çıkarlarından daha üstün olduğunu anlamıyor. Acemi bir siyasetçi gibi. FETÖ gibi düşünen beyinleri yok etmeye uğraşan ve ülkeyi hem maddi hem de manevi zarara sokan PKK bitsin. CHP’ye tavsiyemiz, bu hayati projeye balta vurmaması ve katkı sunmasıdır. Aksi takdirde küçüleceğini aklından çıkarmamasıdır. İmamoğlu’nun tahliye edilmesi şartını getirip getirmeme, ‘PKK’lılar serbest bırakılıyor’ yaygarası koparma samimiyetsizliktir. Kerhen ‘Terörsüz Türkiye’nin yanında durmanın, şart koşmanın ya da algı oyununa gitmenin başka izahı yoktur. Süreci sabote etme hakkı yoktur. Bu süreç şarta, affa bağlanmamıştır. Yazıktır, günahtır. İsrail, ipini koparmış vahşi canavar, kudurmuş köpek gibi her yere saldırmaktadır. Bu gerçeği göz önünde bulundurarak ‘Terörsüz Türkiye’ süreci başlatılmıştır. Tarihi sürecin sonunda Türkiye’nin her alanda daha iyi konumda olacağına kuşku yoktur.”
BİRLEŞTİRİCİ DİL, SAĞDUYU SIFIR
AK Parti Bingöl Milletvekili Zeki Korkutata da şunları dile getirdi: “Toplumsal barışı, çoğulcu demokrasiyi, adalet duygusunu güçlendirmek hepimizin ortak görevi ve sorumluluğudur. ‘Terörsüz Türkiye’ projesi bu anlayışın ışığında hayata geçirilmiştir. Sayın Özel’in tavrı bu birleştirici dilden oldukça uzaktır. Demokrasi belli bölgelerle sınırlanamayacak kadar evrenseldir. Bugün ülkemizin en büyük ihtiyacı; teröre karşı net bir tavır alırken aynı zamanda hukuk içinde ve özgürlükçü bir anlayışla sorunlara çözüm üretebilmektir. Türkiye, hem güvenliği önceleyen hem de demokrasiyi geliştiren bir çizgiyi AK Parti iktidarları döneminde hayata geçirmiştir. CHP’nin son dönemdeki söylemleri, ne yazık ki terör örgütlerinin gölgelerinde şekillenen bir siyasetin izlerini taşımaktadır. ‘PKK’lılara af’ tartışmaları da bu bağlamda art niyetli olarak kamplaşmayı artıran, sağduyulu siyasetten uzaklaşan bir zemin oluşturmaktadır. Hiç kimseyle bir pazarlık veya al-ver tartışması yoktur. Biz, AK Parti olarak terörü ve şiddeti reddederken her bir vatandaşımızı onuruyla, kimliğiyle, inancıyla eşit gören; kuşatıcı ve reformcu siyaset anlayışımızı kararlılıkla sürdürüyoruz. Halkımız, samimi şekilde milletin geleceği için çalışanlar ile siyaset mühendisliği yapanları her zaman ayırt edecek ferasete sahiptir. Türkiye de yarım asırlık terörden arınmış, daha demokratik, daha huzurlu, daha müreffeh bir geleceğe kararlılıkla yürümeye devam edecektir.”