Gündem
İş Güvenliği Uzmanı ve Yazar Nasuh Boztepe gündeme getirdi! İşe giriş sağlık raporu rezaletini kim çözecek
İş Güvenliği Uzmanı ve Yazar Nasuh Boztepe, işe girişlerde verilen sağlık raporlarındaki kargaşanın çözümü konusunda önerilerde bulundu.
This browser does not support the video element.
İş Güvenliği Uzmanı ve Yazar Nasuh Boztepe, işe giriş için alınan sağlık raporlarını konu alan 6331 sayılı İSG Kanunu’nun 15. Maddesine atıfta bulunarak, Sağlık Bakanlığı ve Çalışma Bakanlığı’na seslendi. Boztepe, “Yıllardır maddeleri değiştirilen ve ertelenen 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun işleyişinin tehlike sınıfına ve çalışan sayısına bakılmaksızın standardize edilmesi gerekmektedir.” ifadelerini kullandı.
Boztepe açıklamasına şu mesajlara yer verdi:
Sağlık Bakanlığı ve Çalışma Bakanlığı yetkililerini göreve davet ediyorum. 6331 sayılı İSG Kanunu’nun 15. maddesinin üçüncü bendinde der ki:
Bu kanun kapsamında alınması gereken sağlık raporları işyeri hekiminden alınır. 50’den az çalışanı bulunan ve az tehlikeli sınıftaki işyerleri için ise ÇASMER’lerden, aile hekimlerinden veya diğer kamu sağlık hizmeti sunucularından da alınabilir, der.
İşe giriş sağlık raporunun kimler tarafından verileceği bellidir.
50 kişiden fazla çalışanı olan az tehlikeli yerler ile tehlikeli ve çok tehlikeli sınıftaki işyerlerinde İSG profesyonelleri (iş yeri hekimi, iş güvenliği uzmanı) çalıştırma mecburiyeti vardır.
İşyerlerindeki İSG Kâtip'e kayıtlı işyeri hekimleri, çalışanlarla ilgili sağlık raporu vermek zorundadırlar.
Raporlar başka bir hekimden (özel hastaneler, OSGB’ler vs.) alınamaz, alınırsa da geçerli değildir.
Bu raporlar, sadece fiziki olarak muayeneden sonra düzenlenen tek hekim durum bildirir raporu olarak değil, ihtiyaca göre; kişinin tahlil, tetkik, EKG, film gibi donelere göre karar verilip yapacakları işe uygun olduklarını belirten işe giriş sağlık raporlarıdır.
Yıllardır maddeleri değiştirilen ve ertelenen 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun işleyişinin tehlike sınıfına ve çalışan sayısına bakılmaksızın standardize edilmesi gerekmektedir.
Hizmetin sadece İSG profesyonelleri (işyeri hekimi, iş güvenliği uzmanı ya da OSGB’ler) tarafından verilmesi sağlanmalıdır.
İşyeri ortamını bilmeden aile hekimi ya da hastaneden hekimi bu sağlık raporlarıyla meşgul edilmemelidir.
İstanbul Aile Hekimliği Derneği bütün üyelerine “İşe giriş sağlık raporu vermeyin” diyor.
Bununla ilgili bütün aile hekimliklerinin önünde bir poster asmışlar.
Aile hekimi “Biz raporu vermiyoruz” diyor.
Yakın dostum olan bazı aile hekimleri ile konuşmamda, gelen kişinin ne iş yapacağını ve işyeri ortamını bilmediklerini, bu yüzden niye raporunu vereceğiz? Bizlerin verebildiğimiz tek hekim durum bildirir raporu, EK2 işe giriş sağlık raporu değil ki.
Astım hastası bir hastanın çalışacağı ortamı bilmeden çalışabilir ya da çalışamaz demek zor.
Kişisel koruyucu ekipmanlarla çalışabilir. Ama tetkik, tetkik, tahlil, röntgen, EKG alamadığın, gözle bakılarak bir kalp, tansiyon muayenesi ile işe giriş raporu verilemez.
Ben mühendisim, iş güvenliği uzmanıyım. Sağlık konusunu sağlıkçılara bırakmak lazım. Şu anda aile hekimleri de hastane hekimleri de haklılar. Onların bu husustaki talepleri karşılanmalıdır.
Kamu hizmeti sunucularında bu raporun maddi değeri çok yüksek olur, işe girecek bir vatandaş için külfettir.
Çözüm makamı olan kuruluşları acilen göreve çağırıyorum. Kimse devletten daha güçlü değildir. İster devlette çalışsın, ister özel sektörde olsun, isterse bir STK olsun.
Bu raporların nasıl verileceği belirtilmelidir. Neler isteneceği anlatılmalıdır. Bu hizmetlerle ilgili ücretlerin, işe girememe sıkıntısında olan vatandaştan alınmaması, kamu hizmeti olarak karşılanması gerekmektedir.
Değilse bu hususta kaos her zaman devam edecektir.
Çalışma Bakanlığı işyeri hekimlerini aramalıdır. Hiçbir tahsil şartı aranmaksızın, iki günlük uzaktan eğitimle 50’den az çalışanı olan az tehlikeli işyerlerinde, işyeri iş güvenliği hizmetini verebilmektedir. Bu yanlıştır. Yine de düzeltilmelidir.