AKİT MENÜ

Gündem

Görmez: Farklılıklarımızla biriz, beraberiz, kardeşiz.

"İdeolojilerini, mezheplerini, meşreplerini, ırklarını bir üst kimlik haline getirenler evrensel Müslüman kimliği istila etmişlerdir"

Güncelleme Tarihi:

"Soma'daki maden faciası gibi hadiseleri İslam açısından değerlendirirken Yaratıcı'nın sonsuz kudretini yok saymak ne kadar yanlışsa insanın suç ve sorumluluklarına ilahi kudret üzerinden mazeret üretmek de o kadar yanlıştır"

MARDİN - 29. İl Müftüleri İstişare Toplantısı'nda konuşan Görmez, toplantının Mardin'de gerçekleştirilmesinin önemli olduğunu, kentin, bölgedeki İslam beldelerinin pek çok özelliği ve yapısını kimliğinde taşıdığını söyledi.

Soma'daki maden faciasını anımsatan Görmez, hadisenin herkesi derinden yaraladığını, acının unutulmayacak derecede büyük olduğunu ifade etti.

Görmez, "İslam'ı ezeli hikmet penceresinden okuma ve değerlendirme konusunda ciddi idrak sorunları yaşadığımızı açıkça ifade etmek isterim. Her şeyden önce bizlerin yani toplumu irşad etme vazifesi yapanların görevi, sadece faciaların sonunda hayatını kaybedenlere son dini vazifelerini yapmak olmamalıdır" diye konuştu.

Başbakan Yardımcısı Emrullah İşler ve Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez Diyanet İşleri Başkanlığı'nca Mardin'de bir otelde düzenlenen 29. İl Müftüleri İstişare Toplantısına katıldı. Mardin Valisi Ahmet Cengiz, AK Parti Mardin Milletvekilleri Muammer Güler, Gönül Bekin Şahkulubey ve Mardin Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Türk'ün'de katıldığı toplantıya 81 il müftüsü ve Mardin'deki Müslüman,Süryani ve yezidi din adamları katıldı.

Görmez, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu tarz faciaların oluşmaması için her türlü tedbirin alınmasında gerekli dini, ahlaki ve vicdani hatırlatmaları yaparak sonuçların felakete dönüşmesini önlemeye çalışmak vazifemizdir. Bu tür hadiseleri İslam açısından değerlendirirken Yaratıcı'nın sonsuz kudretini yok saymak ne kadar yanlışsa insanın suç ve sorumluluklarına ilahi kudret üzerinden mazeret üretmek de o kadar yanlıştır."

Görmez, ilahi adalete gölge düşüren tez ve yorumlardan kaçınmak gerektiğini vurguladı.

"Zulmü ve haksızlıkları meşrulaştırmaya araç yapan, dini algılama biçimleriyle hatalarını örtmek için istismar eden yorumlar karşısında hakikati söyleme mecburiyetimiz vardır" diyen Görmez, şu görüşü paylaştı:

"Dünyevi isteklerde sınır tanımaz hevesle gücüne güç katanların yanında olmadığımızı açıklamak ve duyurmak zorundayız. Masum ve gariban işçilerin alın terlerini dikkate almayan çarkın parçası olmaya davet edilen dini anlayıştan uzağız. O tarz dini yorumlarla bizim hiçbir ilgimiz olamaz ve olmamalıdır. Zalimin zulmüne tabi kılınmış bir din, Allah'ın razı olmayacağı bir dindir. Mazlumların, kimsesizlerin ve mağdurların yanında olmak ve onların hakkını, hukukunu korumak peygamberi bir misyondur."

İslam'ın şüphesiz hayat dini olduğunu aktaran Görmez, insanları ölüme terk etmenin İslami referansla açıklanamayacağını savundu.

Görmez, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu ve benzer olaylarda müminlere düşen, nerede hata yaptığımızın farkına varmak olmalıdır. Tabiat Müslüman'dır ve tabiat yasaları Allah'ın yasalarıdır. Allah, biz insanlara bu yasaları anlama kabiliyeti vermiş, bizden bu yasalara uygun hareket etmemizi emretmiştir. Allah'ın emrine ve rızasına uygun, fiziki olarak bu facianın oluşmasındaki sebepler karşısında gerekli tedbirlerin alınmasıdır. Nasıl ki sonuçlar karşısında müminin metaneti önemliyse sebepler karşısında da feraseti o kadar önemlidir."

Din hizmetlerinin salt kamusal hizmet olmadığına işaret eden Görmez, camiler, müftülükler, Kuran kurslarının da iş yeri olmadığını kaydetti.

Görmez laiklik uygulamalarının başından beri birçok konunun tartışılmasını ve halkın taleplerini görmezden gelen uygulamaları var ettiğini kaydederek, "Ülkemiz inanç sorunlarının ve dini özgürlüklerle ilgili birçok tartışmayı yaşayan çağı geride bırakmıştır" ifadesini kullandı.

Farklı din mensuplarının bazı makul taleplerinin çoğunluk taleplerine göre aksak gidiyor olmasının, gelinen noktadaki mutluluğu ifade etmekte mahcup bıraktığını bildiren Görmez, şöyle konuştu:

"Her türlü gerilim, toplumun hakkaniyetli yaklaşımlar içinde birbirine adaletle, merhamet ve vicdanla yaklaşımını engellemekte, geciktirmekte ve zayıflatmaktadır. Bize düşen bu durumun ortaya çıkaracağı toplumsal zaafiyetleri ortadan kaldırarak, dinin birleştiriciliğini muhafaza ederek, toplumsal beraberliğimizi sağlamak olmalıdır. Vaazlarımızda, irşatlarımızda ve her türlü faaliyetlerimizde önceliğimiz toplumu bölme çabalarına fırsat vermeyerek, toplumu çatışmaya çağıran ve bölmeye davet eden fitne ateşinin yanmamasını sağlamak olmalıdır. Toplumu huzur ve refaha taşımayan siyaset de din algısı da sonuçta istikametini kaybetmiş olur.

Biz artık kargaşayla, kaoslarla, fitne ve fücurla değil, maddi ve manevi alanda inkişaf eden insanlık çerçevesinde yaşamak arzusunu taşımalıyız."

"Diyanet olarak bizler dini açıdan toplumsal ayrışmayı ortadan kaldıran dil ve üsluba özenle gayret etmekteyiz. Hiç kimseyi ötekileştirmeden, farklı dini tezahürlerin mümkün olacağını topluma izah etmekteyiz" diyen Görmez, şunları kaydetti:

"Bu bağlamda inanç özgürlüğüyle ilgili yapılacak her türlü açılımın karşılık bulmasına yönelik toplumun hazır olduğunu ifade etmek isterim. Bugüne kadar yapılan çalışmalar ışığında kendisini çoğunluğun içinde görmeyen dini tezahürlerin taleplerinin karşılanması ile ilgili konuların teolojik tartışmalar içine çekilmeden hukuk çerçevesinde çözülmesi, toplumsal barışa katkı yapacaktır."

Görmez, herkesin kendisi için istediğini karşısındaki için de istemesi gerektiğini vurguladı.

Kimsenin kimseye herhangi bir inancı dayatma hakkına sahip olmadığına işaret eden Görmez, herkesin inandığı değerleri öğrenme, anlama ve yaşama hakkına sahip bulunması gerektiğini aktardı.

Mardin'de Süryani ve Keldani vatandaşların yaşadığına işaret eden Görmez, şunları belirtti:

"Bu toprakların kadim bir unsuru Süryanilerin kendileriyle ilgili bilgi edinme ve din adamlarını yetiştirme ve din eğitimi gibi taleplerinin görmezden gelinmesi kabul edilemez. Nasıl İslam ilahiyatıyla ilgili Avrupa’da üniversite ortamında bu çalışmalar mümkün hale geliyorsa, burada Artuklu Üniversitesinin bünyesinde Süryanilik, Keldanilik gibi kadim gelenekler kendilerini bilgi ortamında geliştirme imkanına sahip olmalıdır."

- "İslam kimliği, Müslüman kimlik istila edilmiştir"

"Herkesin barış içinde birlikte ve farklılıklarıyla yaşama hakları vardır. Bu birlikte yaşamanın hukukunu dün olduğu gibi bugün de İslami referanslarla oluşturmak zorundayız" diyen Görmez, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bugün İslam dünyasında İslam kimliği, Müslüman kimlik istila edilmiştir. Bu kimlik yüzyıldır sürdüğü gibi müstevlilerin istilaları altında değildir. Bizzat mensuplarının heva ve hevesleri, kin, öfke, şiddet ve intikam duygularının istilasına uğramıştır. Bugün evrensel Müslüman kimlik, işgalci düşmanlarının değil, ilim ve hikmetten uzaklaşmış cahil dostlarının istilasına uğramıştır. Müslümanlar, ideolojilerini, mezheplerini, meşreplerini, ırklarını kabilelerini cemaatlerini, fırkalarını bir üst kimlik haline getirerek evrensel Müslüman kimliği istila etmişlerdir."

Görmez, acı tecrübelerin, sorunların üzeri örtülerek çözülmediği gibi geçen yılların faturasının da ağır olduğunu gösterdiğini belirterek şunları söyledi:

"Bundan sonra 'artık analar ağlamasın' diye başlayan çözüm süreçleri değil, baştan hiçbir annenin ağlamasına fırsat verilmemelidir. Eşkıyalar, masum çocuklarımızı dağlara kaçırmadan, eşkıyalıkları önleyecek zemin oluşturulmalıdır. Bugünden geleceği okumak ve ona göre tasarılar oluşturmak, büyük devlet olma durumudur. Kaos, belirsizlik, korku ve tedirginlik ise henüz aklıyla değil, duygularıyla hareket etme halidir. Toplumsal sorunlar ileri tarihlere ötelenerek zamanın ilacına terk edilemez. Çözümü ileri tarihlere bırakılan her toplumsal olayın toplum açısından acı faturalar doğurduğu uzak değil, yakın tarihimizin gerçekleridir."

- "El birliğiyle inanç bütünlüğümüzü bozmak isteyenlere fırsat vermeyelim"

"Millet, ülke olarak bazı arızi sorunlarımız, geçmişten gelen bazı ihtilaf noktalarımız, uzun senelerde birikmiş bazı iletişim kopukluklarımız var" ifadesini kullanan Görmez, sözlerine şöyle devam etti:

"Ehli Sünnet ya da Ehli Beyt, Sünni ya da Alevi, Kürt ya da Türk, doğulu ya da batılı, yeryüzüne ve gökyüzüne Allah’ın merhamet nazarıyla bakmak durumundayız. Dolayısıyla birbirimizin velisiyiz, hamisiyiz. El birliğiyle inanç bütünlüğümüzü bozmak isteyenlere fırsat vermeyelim ama önce her ne söyleyeceksek söyleyeceğimizi kendimize, nefsimize söyleyelim. Soma’da yüreğimiz yandı. Kömür ocağında ölümü beklerken kurtarma ekiplerine 'Ben bekarım, arkadaşım evli ve eşi hamile, önce onu kurtarın' diyen kardeşimi gördüm ve onunla kucaklaştım.

Bundan daha büyük yürek, yüce bir ruh, yüce bir ahlak, yüce bir erdemli insan olabilir mi?"

İhtilafların bireylerin başkaların hukukunu ihlal ettiği için ortaya çıktığına dikkati çeken Görmez, hiç kimsenin devletin ya da kurumların tanımını başkasına giydirmemesi, kişilerin kendilerini nasıl tanımladıklarına müdahale etmemesi gerektiği görüşünü savundu.

İhtilaf alanlarını altı çizildikçe büyüdüğüne işaret eden Görmez, "Sevgimizi göstermedikçe, muhabbetimizi birbirimizden esirgedikçe husumet ve öfke, yeşerecek zemin buluyor. Biz Alevisiyle, Sünnisiyle, Türküyle, Kürdüyle, doğusu, batısı ile büyük İslam medeniyetinin bin yıldır birlikte yaşayan çocuklarıyız. Farklılıklarımızla biriz, beraberiz, kardeşiz" görüşünü paylaştı.


AA

Yorumlara Git

Ankara’dan bölgedeki ateşkese tam destek: Kalıcı barış için diyalog şart

Vietnam’dan bu yana en büyük hezimet: Profesör Robert Pape’den Trump’ın ateşkesine "stratejik yenilgi" teşhisi

Ateşkes sonrası yeni hamle! ABD ve İran arasında yüz yüze temas

Ekrem'e anladığı dilden: Haddini bil!

Yeni ekonomi programı tıkır tıkır işliyor! Türkiye'nin CDS primi çakıldı