Gündem
İsrail’in maşası YPG/SDG ateşle oynuyor
Suriye ordusu, PKK/YPG’nin Halep’te işgalinde tuttuğu Şeyh Maksud ve Eşrefiyye Mahallelerindeki mevzilerine nokta operasyonlara başladı. Operasyonlarda ordu güçleri, PKK/YPG hedeflerini tanklarla hedef aldı.
MÜŞTEREK HAREKÂT OLABİLİR
Uluslararası İlişkiler ve Güvenlik Uzmanı Prof. Dr. Ali Fuat Gökçe, şunları söyledi: “SDG Halep’te Afrin, İdlib ve Tel Rıfat bölgesinden getirdikleri terör örgütü mensuplarıyla Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallerinin demografik yapısını değiştirdi. Halep Fırat nehrinin batısında SDG’nin tutunabileceği son noktadır. Kent merkezinde olması, sivilleri barındırması, meskun mahal çatışmalarının zorluğunu ortaya çıkarmaktadır. Örgüt bu zorluklardan faydalanmak için burada tutunmak istiyor. Bir diğer sebep ise Halep’in coğrafi konumudur. Halep, Doğu-Batı, Kuzey-Güney istikametlerindeki ulaşım ve ticaret yollarının kesişim noktasıdır. Örgüt’ün Halep’ten atılması örgütün Fırat nehrinin doğusuna kadar olan bölgede tutunamaması anlamına gelir. Bu coğrafya askeri açıdan savunmaya elverişli değildir. Kent merkezleri kırsal alana kadar savunmaya daha elverişlidir. Fırat nehrinin doğusundaki Rakka ve Deyrizor kentlerinin ve bölgelerinin demografik yapısı Arapların çoğunluğundadır. Birçok aşiretin SDG güçleri arasından ayrılması pamuk ipliğine bağlıdır. Hükümetin harekâtıyla mevcut durum tersine dönebilir. Dolayısıyla örgüt Haseke hattına kadar çekilmek zorunda kalır. İşte bütün gelişmeleri önleyebilmek adına Halep’te tutunmak istiyorlar. Bir diğer husus sivillere yönelik saldırılarıdır. Bulundukları mahallelerinin çoğunluğu gayrimüslim halkla teşekküldür. Bunlara yönelik saldırılar, onları kalkan olarak kullanıp, Suriye ordusunun muhtemel bir çatışmada zarar verme ihtimali örgüt tarafından diasporada kullanılmak istenmektedir. Kendileri saldırı yaptıkları halde algı operasyonu yapmaktadırlar. Türkiye bu gelişmelere izin vermeyecektir. Suriye hükümetinin talebi üzerine mutlaka destek verecektir. Bu destek önce sadece istihbarat desteğiyle sınırlı olabilir. Sonra da ateşle destek verebilir. Üçüncü aşama ise birlikte müşterek bir harekât olabilir.”
SDG İSRAİL’İN TAŞERONU
GÜVENSAM Genel Koordinatörü, Terör Uzmanı Cihad İslam Yılmaz da şunları dile getirdi: “SDG’nin Halep merkezli saldırıları, Suriye’nin yeniden toparlanma çabalarını baltalamaya dönük planlı bir provokasyondur. Uzun süredir ‘DEAŞ’la mücadele’ ambalajı altında meşrulaştırılmaya çalışılan bu yapı, bugün geldiği noktada açık biçimde bir istikrarsızlık aygıtına dönüşmüş durumdadır. Özellikle sivil yerleşimlerin hedef alınması, örgütün siyasi bir ajandayla hareket ettiğini; korku, kaos ve etnik fay hatları üzerinden alan genişletmeye çalıştığını göstermektedir. Bu gelişmeler, SDG’nin artık yalnızca Şam için değil, bölgedeki tüm aktörler için açık bir güvenlik tehdidi haline geldiğini teyit etmektedir. Suriye ordusunun Halep’te başlattığı operasyon geç kalınmış fakat zorunlu bir adımdır. Devlet yıllar sonra ilk kez kuzeydeki terör yapılanmalarına karşı daha net ve kararlı bir irade sergilemeye başlamıştır. Devlet otoritesini aşındıran bu tür yapılara karşı atılan her adım, Suriye’nin toprak bütünlüğü açısından stratejik bir anlam taşımaktadır. Ancak meselenin yalnızca Şam-SDG hattında okunması büyük bir eksiklik olur. SDG’nin sahadaki cüretinin arkasında, İsrail’in bölgesel güvenlik doktrinleriyle uyumlu bir stratejik yönlendirme bulunmaktadır. İsrail açısından parçalı, otoritesi zayıf, sürekli çatışma üreten bir Suriye; hem İran’ın nüfuz alanını sınırlamak hem de Türkiye’nin güneyden çevrelenmesini kolaylaştırmak adına kullanışlı bir zemindir. Bu nedenle SDG, fiilen İsrail’in taşeronluğunu yapan, ateşi uzaktan kumandayla harlayan bir aparat gibi hareket etmektedir. Örgütün son saldırıları, jeopolitik bir meydan okuma olarak da okunmalıdır. Türkiye’nin verdiği mesaj ise bu karanlık senaryoya karşı net bir duruşun ifadesidir. ‘Suriye’nin güvenliği bizim güvenliğimizdir’ vurgusu, Ankara’nın meseleyi geçici krizler üzerinden değil, uzun vadeli bölgesel düzen perspektifiyle ele aldığını göstermektedir. ‘Tek Devlet, Tek Ordu’ terör örgütlerinin etnik ya da ideolojik kisvelerle devletçiklere dönüştürülmesine karşı geliştirdiği temel yaklaşımın özüdür. Bu ilke, SDG’nin varlık gerekçesini de doğrudan hedef almaktadır.”