Dünya
İnsanlık tarihinin en uçuk projesi: Everest’ten daha yüksek olacaktı
30 milyon insanı tek bir yapıda yaşatmayı hedefleyen, Everest Dağı’ndan bile daha yüksek olması planlanan “Tokyo Babil Kulesi”, 23 trilyon sterlinlik maliyeti ve aşılamayan teknik engelleri nedeniyle tarihin en çılgın ama hayata geçirilemeyen projeleri arasında yer aldı.
Tokyo’nun merkezinde inşa edilmesi planlanan ancak hiçbir zaman temel atılamayan Tokyo Babil Kulesi, aradan geçen yıllara rağmen mimarlık ve mühendislik dünyasında tartışılmaya devam ediyor. Hayata geçirilmesi durumunda bu yapı, Everest Dağı’ndan daha yüksek olacak ve insanlık tarihinin en büyük inşaat projesi olarak kayıtlara geçecekti.
Everest’i geride bırakıyordu
Waseda Üniversitesi’nden Prof. Toshio Ojima tarafından 1992 yılında önerilen proje, tam 10 bin metre yüksekliğe sahip olacak şekilde tasarlandı. Yaklaşık 1.969 katlı olması planlanan kule, yalnızca bir gökdelen değil; 30 milyon insanın yaşayabileceği dikey bir mega şehir olarak kurgulandı. Konik formdaki yapının taban genişliği 110 kilometreye kadar ulaşacak ve Tokyo’nun büyük bir bölümünü kaplayacaktı.
Maliyeti projeyi durdurdu
Tokyo Babil Kulesi’nin hayata geçirilememesinin en büyük nedeni ise astronomik maliyeti oldu. Yapıda 10 milyar ton çelik kullanılacağı hesaplanırken, toplam inşaat maliyetinin 23 trilyon sterline ulaşacağı öngörüldü. Prof. Ojima, böylesi bir yapının tamamlanmasının 100 ila 150 yıl sürebileceğini dile getirmişti.
Doğa kanunları devreye girdi
Proje yalnızca maliyet engeline değil, doğanın sert kurallarına da takıldı. Uzmanlar, kulenin üst katlarında sıcaklığın -55 dereceye kadar düşeceğini, bu seviyede dış ortamda yaşamın neredeyse imkânsız olacağını belirtti. Bunun yanı sıra uçuş rotalarının kapanması, yüksek deprem riski taşıyan Tokyo’da milyonlarca insanın güvenliği, solunabilir hava basıncının sağlanması ve yapısal dayanıklılık gibi teknik sorunlar, projenin rafa kaldırılmasına neden oldu.
Bugün Tokyo Babil Kulesi, gerçekleşmemiş olsa da insanlığın sınırları zorlayan hayallerinin simgesi olarak mimarlık tarihindeki yerini koruyor.