AKİT MENÜ

Gündem

Suriye'de toprak bütünlüğü korunmalı! CHP’liler, Meclis’i çalıştırmıyorlar

AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler, CHP’nin sürekli yoklama isteyerek Meclis’i çalıştırmadığını belirterek ana muhalefeti sert sözlerle eleştirdi. Güler, sosyal devlet anlayışı kapsamında yeni sosyal destek uygulamasının bu yıl içinde hayata geçirileceğini açıkladı. Yapılacak düzenlemelerle düşük gelirli hanelerin doğrudan destekleneceğini vurguladı.

Haber Merkezi

AK Parti TBMM Grup Başkanı Abdullah Güler, Akit’in pazar röportajında iç politikadan bölgesel gelişmelere kadar geniş bir yelpazede dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Güler, Suriye’de üniter yapının ve toprak bütünlüğünün korunmasının şart olduğunu vurgulayarak, SDG/YPG’yi Suriye’nin kaynaklarını gasbetmekle ve dış güçlerin taşeronluğunu yapmakla suçladı. İran’daki gelişmelere de değinen Güler, ülkedeki iç karışıklıkların Türkiye’nin sınır ve milli güvenliğini tehdit edebileceği uyarısında bulundu. İç siyasette ise CHP’nin Meclis’i çalıştırmamakla suçlayan tutumunu sert sözlerle eleştirdi. Ekonomiye ilişkin değerlendirmelerinde en düşük emekli maaşının 20 bin liraya çıkarılacağını belirten Güler, bütçe imkânlarının sonuna kadar zorlandığını ifade etti. Sosyal destekler ve site aidatlarına yönelik yeni düzenlemelere dair ayrıntıları da paylaşan Güler, sosyal devlet anlayışının güçlendirilerek sürdürüleceğini söyledi.

 

BÜTÇE İMKÂNLARI SONUNA KADAR ZORLANDI

Sayın Güler, en düşük emekli maaşını 20 bin lira olarak belirleyen teklifinize ilişkin bilgi verir misiniz?

16 bin 881 lira olan en düşük emekli aylığının 20 bin liraya yükseltileceğini duyurduk. Halen 16 bin 881 lira olarak ödenen en düşük emekli aylığı, 6 aylık enflasyon oranı olan yüzde 12,19’un üzerinde yaklaşık yüzde 18,48 oranında artırılmak suretiyle 20 bin liraya yükseltilmektedir. Sosyal devlet ilkesinin bir gereği olarak 2026 yılı Ocak döneminden itibaren en düşük emekli aylığı ödemesi 20 bin lira olarak uygulanacaktır. 20 bin liralık en düşük emekli maaşından yararlanacak emekli sayısı 4 milyon 11 bin 700. En düşük emekli aylığının 20 bin liraya yükseltilmesi dolayısıyla 6 aylık dönemde oluşan 69,5 milyar liralık fark ise Hazine’den SGK’ya aktarılacak. Bütçe disiplinini bozmadan bu imkânı geliştirmeye çalıştık. Elbette yeterli değildir ama ekonomimizin ve bütçemizin imkânları sonuna kadar zorlanmıştır, kaynak üretimi noktasında büyük uğraşlar verilmiştir.

 

HAK KAYBI OLMAYACAK

En düşük emekli aylığına ilişkin teklif Genel Kurul’dan ne zaman geçecek?

Teklif, önümüzdeki hafta TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda görüşülecek. Komisyon sürecinin ardından teklif, TBMM Genel Kurulunun gündemine gelecek. Burada bir hak kaybı söz konusu olmayacak. En düşük emekli maaşı düzenlemesi 1 Ocak 2026 tarihinden itibaren geçerlilik kazanacak. Kanunun yürürlüğe girmesiyle aradaki farklar da emeklilerin hesabına yatırılacak. Ayrıca, asgari ücret işveren desteği de bin liradan bin 270 liraya yükseltilecek.

 

“EMEKLİLİK SİSTEMİMİZİ DAHA ADİL, SÜRDÜRÜLEBİLİR HÂLE GETİRMEMİZ LAZIM”

En düşük emekli aylıklarının 20 bin liraya yükseltilmesiyle birlikte, yüksek prim yatırarak emekli olanlarda hak kaybı oluştuğu eleştirilerine ne dersiniz?

Baktığımız zaman, Avrupa Birliği ve OECD ülkelerinde emeklilik yaşı 65’in altında değil. Ödenen prim miktarı, süre ve yaş emeklilikte alınacak maaşı belirliyor. Düşük yaşlardaki emekliler sisteme dahil edildi. Emeklilik sistemimizde 17 milyon 720 bin emeklimiz var. Bunların sağlık hizmetlerini sürdürmeniz lazım. Emeklilik sisteminde maaşları hiçbir aksaklığa, gecikmeye sebebiyet vermeksizin öderken, tüm emeklilerimizi en üst seviyede sağlık hizmetlerinden de yararlandırmaya devam ediyoruz. Her türlü ilacını, ameliyatını, sağlık ihtiyacını en üst seviyede karşılamaya devam ediyoruz. SGK’nın kendi bütçesi, yetkisi kapsamında bunları sürdürmesi lazım. İnsanlar çalışma hayatında, emeklilikte daha yüksek emekli maaşı almak için yüksek prim ödüyorlar, uzun süre ödüyorlar, belli yaştan sonra emekli oluyorlar dolayısıyla onlar daha yüksek emekli maaşı alıyor. Bu evrensel bir kuraldır, bize has kural değildir. Sürekli bütçe desteğiyle, kaynak aktararak bunun taşınabilmesi zorluklar oluşturuyor. Daha yüksek emekli maaşı almanız için daha yüksek, daha uzun süre prim ödemeniz, belli yaştan sonra emekli olmanız lazım. Bizim emeklilik sistemimizi daha şeffaf, adil, sürdürülebilir hale getirmemiz lazım.

 

YENİ SOSYAL DESTEK UYGULAMASI BU YIL BAŞLATILACAK

Yeni sosyal destek uygulamasına ilişkin çalışmalar ne aşamada?

Cumhurbaşkanı Yardımcımız Cevdet Yılmaz’ın başkanlığında belli hanelerimize, çok düşük gelire sahip hanelerimize belli pilot illerimizde ve illerimizin belli bölgelerinde destek verebilecek bazı sosyal destek çalışmaları yapılıyor. Önümüzdeki aylarda da bunun örneklerini paylaşırız. Elimizdeki tüm imkânlarla, tüm kaynaklarla sosyal devlet anlayışına uygun destekleri toplumumuzun ihtiyaç duyan her kesimindeki vatandaşımıza yapma gayreti içerisindeyiz. Biz her ilimizde, belli bölgelerde pilot uygulamalar yapacağız. Bu hanelerimize gıda, ısınma desteği gibi yapılacak tespitlerle böyle bir çalışmayı ortaya koymayı arzu ediyoruz. Bu yıl içinde uygulamayı başlatacağız. Sadece emekliler değil, hane gelirinde düşük gelire sahip ailelerin ihtiyaçlarına yönelik bir destek çalışması olacak.

 

Ana muhalefetin bu tutumu çok yanlış! Niyetiniz ne?

CHP’nin AK Parti ve MHP’li milletvekillerinin Meclis çalışmalarına katılmadıklarına ilişkin eleştirilerine ve sürekli siyaseti gerici üslubuna ne diyorsunuz?

Maalesef ana muhalefet partisi CHP, iktidara yol göstererek, ülkeye katkı sunmak yerine sürekli toplumu, siyaseti geren bir siyaset anlayışı benimsiyor. Meclis çalışmalarına ilişkin iddiaları da tamamen asılsız. Asıl muhalefet çalışmak istemiyor. Bizim sayımız belli. Yoklama isteyen kendileri, Meclis kapansın isteyen kendileri, sonra “AK Parti ve MHP 200 kişiyi bulamadığı için Meclis kapandı” diye açıklama yapıyorlar. Meclis’teki milletvekili sayısı yaklaşık 600. Yoklamalara bütün milletvekillerinin girmesi gerekiyor. Yoklama istiyorlarsa onların da girmesi lazım. Bütün yoklamalarda sadece AK Parti ve MHP var. Bütün kanunları biz çalışıyoruz. Meclis’i çalıştırma sorumluluğu sadece bize mi ait? Muhalefetin bu konularda hiçbir katkısı yok. Sadece Meclis’i kapattırma yönünde çabaları var. En fazla milletvekiline sahip olan parti mi Meclis’i çalıştıracak? Çok ayıp ediyorlar. Meclis, 198’le, 195’le kapanıyor. Hep AK Parti ve MHP milletvekilleri orada. Kanun oylamalarında yoklar. CHP’liler sürekli yoklama isteyerek Meclis’i çalıştırmıyorlar. 20 tane milletvekili koy oraya, yoklama iste, Meclis’i kilitle. Yoklama geçmiş yıllarda ya bir defa olmuş, ya iki defa. Şu anda günde beş defa, on defa yoklama isteniyor. Meclis çalışma yeridir. Yoklama yeri değildir. Ben sormak istiyorum; Niyetiniz ne? Çalışmak istemiyoruz, bedava maaş almak istiyoruz deyin, millet de ona göre karar versin. Yoklama istiyorlar ama hiçbir yoklamada yoklar. Ana muhalefetin bu tutumu çok yanlış.

 

İRAN’DA İÇ KARIŞIKLIK, MİLLİ GÜVENLİĞİMİZİ TEHDİT EDER BOYUTLARA ULAŞABİLİR

İran’da da olaylar bir yandan günlerdir devam ediyor. ABD Başkanı Trump’ın müdahale iması var. Ülkemizin buradaki duruşunu anlatır mısınız?

Bölgemizdeki bu tür iç karışıklıklar ve sorunlar, kamu düzeninin bozulması doğrudan bizim sınırlarımıza birçok göçün, birçok farklı önlenemeyecek olayların meydana gelmesine sebep oluyor. Geçmişte Suriye’deki kamu düzeninin bozulması ve iç savaşla beraber sınırlarımıza gelen insanlarımızı biz merhamet duygularımızla burada sahiplendik, kapılarımızı açtık. Ama şimdi yine İran’da tırmanan olaylar yatışmazsa, yine bizim sınır güvenliğimizi ihlal edecek, kamu düzenimizi, bölgesel güvenliği sıkıntıya sokacaktır. İran’daki olaylara dışarıdan müdahalelere normal bakmamız mümkün değil. Biz bir an önce İran’da da o toplumsal güvenliğin, kamu düzeninin, iç huzurun bir an önce sağlanmasını arzu ediyoruz. Bizim İran’la geçmişten bugüne derin bağlarımız ve tarihi ilişkilerimiz var. Buradaki bir iç karışıklık, huzursuzluk ciddi manada bizim hem sınır güvenliğimizi hem milli güvenliğimizi tehdit eder boyutlara ulaşabilir. Bu konuda bizim de elimizden geldiği kadar bütün komşularımızda kamu düzeninin sağlanması, otoritenin tesis edilmesi, iç karışıklığın, iç savaşın olmayacağı istikrar ortamı olması yönünde bir arzumuz var. Bu konuda elimizden ne geliyorsa bütün bölge ülkelerinde, komşu ülkelerde destek için elimizden geleni yapıyoruz. Çünkü doğrudan bizi ilgilendiriyor, doğrudan bize zarar veriyor. Geçmişte de bunların birçok örneğini yaşadık. Bu kadar tecrübeden sonra tekrar benzer olayları yaşamayı, tekrar bu sıkıntıların içerisinde yer almayı arzu etmiyoruz.

 

SİTE AİDATLARINA DÜZENLEMEDE NELER VAR?

Verdiğiniz kanun teklifinde yer alan site aidatlarına düzenleme hakkında bilgi verir misiniz?

Sitelerle ilgili kat malikleri genel kurulunda genel yetki alınıyor. Sonra da birçok aidat, yıl ortasında ve belli dönemlerde artırılıyor ve oradaki site yönetimindeki valiliklere yönlendiriliyor. Burada kat malikleri genel kurulunda açıkça o proje açıklanmak suretiyle, proje genel kurula sunulmak suretiyle, onay alınarak yapılacak. Böyle oldubittiyle, bir anda yıl içerisinde, misal 5 bin lira aidatı bir anda acil ihtiyaç adına fahiş oranda artırılıyor. İşte farklı sosyal alanlarda yapım işi, farklı bölgelerde tadilat işi gibi veya diğer yerlerde yedek parça değişimi gibi, yıl ortasında kat maliklerini yüksek aidatlarla karşı karşıya bırakan uygulamalar var. Kat malikleri genel kurulunda bunun onayı alındıktan sonra ancak siz bir aidatı artırıp ona göre talep edebileceksiniz. Bizim amacımız şu: Gerçekten ihtiyaç varsa, bunu kat malikleri bilsinler ve bu konuda karar veriyorlarsa bu ihtiyaç giderilsin ve ödemeler yapılsın. Yoksa birçok şikâyet alıyoruz vatandaşlarımızdan. Yani “gerçek malzemeye ihtiyaç var mı yok mu bilemiyoruz. Bu harcama yapıldı mı yapılmadı mı bilemiyoruz. Genel faturalarla, genel izahlarla bu geçiştiriliyor, mağdur oluyoruz” diyen şikâyetler var. Biz de dedik ki kat malikleri genel kurulunda orada ihtiyaç duyulan tüm projeler anlatılsın, teklifler alınsın, genel kurul bunu inceledikten sonra karar versin. Ondan sonra her bir kat malikine ne gibi bir aidat sorumluluğu düşüyorsa veya pay sorumluluğu, onun da ödenmesi sağlansın. Bir şeffaflıkla beraber kabul şartı getirelim dedik. Oldubittiyle bir anda, belirsiz dönemlerde bir yönetimin alacağı kararla aidatları yükseltmenin önüne geçirelim dedik.

 

SURİYE PETROLÜNÜN YÜZDE 95’İNE BUNLAR ÇÖKMÜŞLER, ÇALIYORLAR

SDG/YPG’nin, sürekli Suriye’yi bölme, bölgeyi istikrarsızlaştırma yönünde adımlar atmasına ne diyorsunuz?

SDG’ye açıkça söylüyoruz, yapısal manada YPG, İsrail denen, katil İsrail denen yapının taşeronudur. “Biz hoşgörü istiyoruz, biz bir arada yaşamak istiyoruz, burada bulunmak istiyoruz” diye kimseyi kandıramazlar. SDG/YPG, birileri adına Suriye’nin barışını, iç huzurunu, kamu düzenini bozmak üzere eline silah almış bir taşeron örgüttür. Artık herkes bilsin. Yani biz artık böyle görüyoruz. Çıksınlar, 10 Mart Mutabakatı’nın arkasında dursunlar. 20 milyonun üzerindeki Suriye halkının ortak değeri olan petrolün yüzde 95’ine tek başlarına bunlar çökmüşler. Çalıyorlar. Bakın açık söylüyorum yüzde 95, bütün Suriye halklarının. Versinler, teslim etsinler hükümete bölgedeki kaynakları. Gümrük kapılarını, üniter yapısının kodlarına uyup tüm kamu düzenini sağlayacak yapıları teslim etsinler. Oranın bir parçası olsunlar. Biz de Türkiye olarak elimizden gelen her türlü desteği vereceğiz diyoruz. Çünkü Suriye’nin artık ayağa kalkması lazım. Altyapıdan şehirlerin yeniden inşasına, kamu düzeninin sağlanması adına bütün o kurumsal yapıların yeniden ihdas edilmesine kadar biz tüm birikimimizle, tüm imkânlarla destek olacağız diyoruz. Ama ısrarla “kaos devam etsin, kamu düzeni bozulsun, biz başka ülkelerin taşeronu olmaya meyilliyiz, meraklıyız” diyen bir yapı var. Buna ne Suriye halkları, ne de şu andaki meşru Suriye yönetimi izin verir. Hiçbir ülke böyle bir çarpıklığa izin vermez.

 

SURİYE’DE ÜNİTER YAPININ TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜNÜN KORUNMASI LAZIM

Suriye ile SDG arasındaki entegrasyonu öngören 10 Mart Mutabakatı yılsonu itibarıyla bitmişti. Ama SDG/YPG mutabakata uymadığı gibi hükümet güçleriyle çatışmalara girişti. Bölgedeki gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz?

10 Mart Mutabakatı her şeyiyle önemli. Biz raporumuzda da açıkça bunu yazdık. Hatta İmralı’daki çağrının devamındaki beklentilerde de bu var. Yani İmralı da “10 Mart Mutabakatı’na bağlılık ve gereğini yapmak önemli” dedi oradaki yapılara. Çünkü biz diyoruz ki biz sadece PKK’nın silah bırakması değil, mesele; PKK’yla birlikte onun bileşenleri, türevleri ne varsa bu yapısal anlamda tamamının bu sürece dahil olması lazım. Ama şu çok acı bir şey. İnsanın kendi toplumlarını orada, bu SDG dediğimiz, buna başka isimler de koyan oluyor, SDG deniyor vesaire, önemli değil. Tek arzumuz var bizim. Bizim sınırımızdaki hem Suriye’nin hem Irak’ın bütün katmanlarıyla, bütün toplum yapılarıyla barış ve güven içinde olması. Orada sadece Araplar, sadece Kürtler, Türkmenler yok. Orada çok çeşitli topluluklar var. Tamamının toplumsal barış ve huzur için orada bir arada yaşamalarını arzu ediyoruz. Bir an önce kamu düzeninin sağlanması lazım. Orada üniter yapının, toprak bütünlüğünün korunması lazım. Ama ısrarla birileri bize açıkça, yalan söyleyerek, “efendim biz barış istiyoruz” diyerek arkadan silah gösteriyor. Böyle yaparak kimseyi kandıramazsınız. Barış diyen insanın elinde silah olmaz. ‘Hoşgörü’ diyen insanların da şiddet çağrısı olmaz. Kimseyi kandırmayın. Biz de diyoruz ki, bütün dünya şu anda başta ABD olmak üzere Suriye’nin birliği, beraberliği, üniter yapısı, oradaki tüm katmanların, yani sadece dini inanç boyutu değil, ırksal değil, mezhepsel değil, tüm yapıların burada huzur ve güvenlik içerisinde yaşaması, bir arada yaşaması için elinden geleni yapması lazım.

Yorumlara Git

Sosyete bataklığında uyuşturucu dehşeti: Bebek Otel müdürü itiraf etti, ünlü isimler operasyondan önce kaçtı!

İstanbul Valiliği’nden beklenen açıklama geldi! Eğitime 1 gün ara verildi

Terörist başı Salih Müslim’in yeğeninden itiraf gibi açıklamalar: "Örgüt bölgeyi demir yumrukla yönetti!"

VAY VAY VAY Feyza Altun’a bakın hele! Dil Farsça ama ağız aynı siyonist ağız!

CHP’li İBB’de liyakat faciası: Mühendislik şirketine "Tarihçi" müdür atadılar!