Gündem
Türk Kızılay İnsanlığın umudu
Türk Kızılay Genel Başkanı Prof. Dr. Fatma Meriç Yılmaz, Gazze başta olmak üzere kriz bölgelerinde yürütülen çalışmaları, Türkiye’nin afet gerçeğine karşı geliştirilen yeni yaklaşımları ve Kızılay’ın 2026 vizyonunu Akit’e anlattı. Prof. Yılmaz, Türkiye’nin en büyük sivil toplum kuruluşu olan Türk Kızılay’ın insanlığın umudu olduğunu vurguladı.
Sebahattin Ayan İstanbul
Türk Kızılay’ın bugün üstlendiği sorumlulukları ve geleceğe yönelik hedeflerini konuştuk. Kızılay Genel Başkanı Prof. Dr. Fatma Meriç Yılmaz, Gazze başta olmak üzere kriz bölgelerinde yürütülen çalışmaları, Türkiye’nin afet gerçeğine karşı geliştirilen yeni yaklaşımları ve Kızılay’ın 2026 vizyonunu sorularımıza samimiyetle anlattı.
Kızılay’ın tüm dünyada kriz anlarında hızlı refleks göstererek ihtiyaçlara ilk karşılık veren yardım kuruluşu olduğunu biliyoruz. Türk Kızılay’ın Gazze başta olmak üzere dünyanın farklı kriz bölgelerine yönelik yürüttüğü insani yardımların mevcut durumu nedir? Bugüne kadar hangi ülkelere, hangi alanlarda ve toplam ne kadar yardım ulaştırılmıştır?
- Türk Kızılay dediğimizde, dile kolay tam 158 yıllık bir kurumdan bahsediyoruz. “Osmanlı Yaralı ve Hasta Askerlere Yardım Cemiyeti” olarak kurulduğu ilk günlerde önceliği, cephedeki kahraman askerimizin yarasına merhem olmaktı. 1877’de “Osmanlı Hilal-i Ahmer Cemiyeti” adını aldığından itibaren Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Hareketi’nin de güçlü bir parçası ve harekete mensup ilk Kızılay derneği oldu. O günden beri de dünyada ve bölgemizde gerek savaş ve afetlerin zorluğunda gerek olağan dönemlerin ihtiyaç anlarında insanlığa hizmet için varlığını sürdürüyor. Dünya genelinde Suriye, Sudan, Afganistan dahil 13 ülkede faaliyet gösteren delegasyonlarımız, nerede bir insani kriz yaşanıyorsa oraya hızla yardım elini uzatıyor. 2025 yılında sadece yurt dışı yardım çalışmalarımızla 11 milyondan fazla kişiye ulaştık.
Yurt dışı yardım çalışmalarımızda Gazze önemli bir yer tutuyor; çünkü son iki yılda Gazze’de çok ağır bir insani trajediye tanık olduk. Bölgedeki delegasyon ekibimiz sayesinde Gazze’den elimizi bir gün bile çekmedik. Ülkemizin liderliği ve bağışçılarımızın desteğiyle Gazze’ye yönelik yardımlarımız kesintisiz devam etti. En zorlu dönemlerde dahi aşevimiz hizmetini sürdürdü. 7 Ekim 2023’ten bu yana AFAD koordinasyonunda İyilik Gemilerimizle bölgeye 20 bin tonu aşkın gıda, hijyen, barınma ve tıbbi malzeme gönderdik. İyilik Gemilerimizle Gazze’ye 1 milyon 350 bin adet kurban konservemizi ulaştırdık. Kızılay aşevlerimiz günde 35 bin kişilik sıcak yemek sağlamaya devam ediyor. Gazze’de sağlanan ateşkesle birlikte bölgeye yönelik yardımlarımızı iki aşamalı bir plan olarak uyguluyoruz. Filistin Kızılayı ile iş birliği içinde yürüttüğümüz planda acil dönem ve iyileştirme dönemine yönelik yardımlar var.
İlk 6 aylık acil dönemde bölgeye insani yardım sevkiyatını yoğunlaştırdık. Ortalama her ay bir İyilik Gemisi’yle bölgeye temel insani yardım malzemeleri gönderiyoruz. Uzun vadeli iyileştirme dönemi planlarımızı ise Gazze’de hayatın yeniden normale dönmesine yönelik faaliyetlere odakladık. Bunlar arasında sağlık merkezlerinin yenilenmesi, Kızılay aşevi ve toplum merkezinin yeniden inşası ve El Emel Yetimhanesi’nin yenilenmesinin yanı sıra geçim kaynakları ve nakit yardım desteklerimiz bulunuyor.
Malumunuz ülkemiz deprem kuşağı üzerinde yer alıyor. 2023 Şubat depremleri bize bu gerçeği acı bir şekilde gösterdi. Türkiye’nin afet gerçeği düşünüldüğünde, Kızılay’ın önleyici ve hazırlık odaklı çalışmalarında hangi yenilikler öne çıkıyor?
- Ülkemizin afet gerçeği karşısında bilinçli ve hazırlıklı olmak, aslında her birimizin vatandaşlık görevi. Türk Kızılay olarak bu konuya bütüncül bir yaklaşımla bakıyor, toplumu afetlere karşı daha dirençli hale getirmek amacıyla eğitim ve farkındalık çalışmalarımızı düzenli olarak sürdürüyoruz. 2025 yılı boyunca afet hazırlık, ilk yardım, sağlıklı yaşam ve farkındalık eğitimlerimizle 7,2 milyon kişiye ulaştık. Tabii Türk Kızılay olarak Türkiye Afet Müdahale Planı (TAMP) kapsamında görev alıyoruz ve ana sorumluluğumuz beslenme hizmeti. Bu kapsamda afetin büyüklüğüne bağlı olarak değişse de genellikle ilk 30 dakika içinde yerel ekiplerimiz harekete geçiyor ve birkaç saat içinde sahada aktif hale geliyoruz. 2025 yılında orman yangınları, depremler ve aşırı kış şartları gibi olağanüstü durumlarda yürüttüğümüz müdahale destek çalışmalarıyla toplamda 1.8 milyon kişilik beslenme hizmeti sağladık. Bu hizmeti en üst düzeyde hız ve koordinasyon içinde yürütebilmek adına kapasitemizi ve sahadaki hazır gücümüzü sürekli olarak güçlendiriyoruz.
2025 yılında 3 milyon ünite kan bağışıyla önemli bir rekora imza attınız. Mevcut kan stoklarının durumu nedir ve ülke genelinde sürdürülebilir bir kan arzını sağlamak adına nasıl bir planlama yürütülüyor?
- Evet, bu yıl kan bağışında tarihi bir başarıya imza attık. 3 milyon ünite kan bağışı, toplumumuzun gönüllü kan bağışı konusunda duyarlılığının en güzel örneği oldu ve bizleri çok gururlandırdı. Bu duyarlılığın en üst seviyede devam etmesi için düzenli kan bağışını ortak bir kültüre dönüştürmek istiyoruz. 2026 yılına stoklarımız bakımından gayet iyi bir giriş yaptık. Kan ihtiyacını kesintisiz şekilde karşılamak üzere ülkemizin dört bir yanında 18 bölge kan merkezi, 68 kan bağışı merkezi ve 350 noktada faaliyet gösteriyoruz. Günde ortalama 9 bin ünite kanın güvenle toplanması, test edilmesi, saklanması ve ihtiyaç noktalarına ulaştırılmasını içeren devasa bir operasyon yürütüyoruz ve her gün 1140 hastanenin kan ihtiyacını karşılıyoruz.
Ayrıca son dönemde gönüllü kan bağışını artırmak için hayata geçirilen uygulamalardan hangilerini başarılı örnekler olarak gösterebilirsiniz?
- Gençlerin kan bağışı konusundaki duyarlılık ve motivasyonunun yüksek olduğunu sahada açıkça gözlemledik. Bu potansiyeli bir gönüllülük hareketine dönüştürmek amacıyla “Genç Kızılay Kan Elçileri” programını hayata geçirdik. Her ilde bir “Kan Elçisi” belirledik ve ilk aşamada seçilen 64 Genç Kan Elçisi, yalnızca iki ay gibi kısa bir sürede 11 bini aşkın ünite kan bağışının toplanmasına öncülük etti.
Kan stoklarının kritik seviyeye düştüğü dönemler oluyor. Bu sorunun kalıcı çözümü için yeni bir model var mı?
- Kan, sanılanın aksine acil değil sürekli bir ihtiyaç. Bunun için gönüllü bağışçılarımızdan toplanan kanları gerekli test ve analizlerini yaparak hastanelere sevk etmeye hazır şekilde Kızılay stoklarında bulunması gerekiyor. Stokların güvenli seviyede korunabilmesi için Türkiye genelinde her gün yaklaşık 9 bin ünite kan bağışına ihtiyaç duyuyoruz. Bu da kalıcı çözümün, düzenli kan bağış kültürünün toplum genelinde yaygınlaşmasıyla mümkün olabileceğini gösteriyor.
Son yıllarda gençler üzerine farklı alanlarda çalışmalar başlattınız. Bu kapsamda gençleri ve gönüllüleri Kızılay çatısı altında daha aktif görmek için nasıl bir vizyonunuz var?
- Kızılay olarak vizyonumuz; gençleri yalnızca gönüllü katılımcılar değil, insani yardımın her alanında sorumluluk alan, liderlik eden ve uzmanlaşan bir güç olarak daha etkin şekilde Kızılay çatısı altında buluşturmak. Bugün başta Genç Kızılay olmak üzere il ve ilçe teşkilatlarımızda 200 bini aşkın genç gönüllümüz aktif görev alıyor. Gençlerin kan bağışına liderlik etmesini teşvik etmek amacıyla hayata geçirdiğimiz Genç Kızılay Kan Elçileri programımız sahada hızlı karşılık buldu. Gençleri insani yardım alanında daha donanımlı hale getirmek için kurduğumuz Genç Kızılay Akademi ise kısa sürede gençlerin gelişimini destekleyen önemli bir yapı haline geldi. Önümüzdeki dönemde de genç gönüllülerimizi eğitim, mentorluk ve sorumluluk alanları ile destekleyerek; yerelde daha aktif rol almaları, proje üretmeleri ve ihtiyaç anında sahaya daha güçlü katkı sunmaları için alan açmaya devam edeceğiz.
Kızılay’ın bugün en çok ihtiyaç duyulan rolü sizce nedir ve bu rolü güçlendirmek için hangi yeni adımlar atılıyor?
- Aslına bakarsanız Kızılay’ın en çok ihtiyaç duyulan rolü 158 yıldır değişmedi; o da insan ıstırabını dindirmek. Zaman ve koşullar değişse de gerek bölgemizde gerek dünya genelinde insani yardıma olan ihtiyaç devam ediyor. Ancak ne yazık ki, dünya genelinde insani yardıma ayrılan kaynaklar giderek azalıyor. Bugün bu role duyulan ihtiyaç, iki nedenle daha da artmış durumda: İnsani krizlerin daha sık ve daha yıkıcı hale gelmesi ve buna karşın insani yardıma ayrılan kaynakların dünya genelinde azalması. Bu tablo, Kızılay gibi kurumların yalnızca yardım ulaştıran değil; aynı zamanda toplumsal dayanıklılığı güçlendiren, sürdürülebilir bir iyilik ekosistemi kuran bir role sahip olmasını zorunlu kılıyor. Biz de bu rolü, krizlere hazırlığı artırarak, gönüllülüğü büyüterek ve kaynakları daha etkili yöneterek daha güçlü hale getirmek için çalışıyoruz.
Yürüttüğünüz görev, büyük bir vicdani ve toplumsal yük barındırıyor. Böylesine köklü ve hayati bir kurumun başında olmak size göre ne tür sorumluluklar yüklüyor? Kızılay Genel Başkanı olmayı diğer yöneticilik görevlerinden ayıran temel fark nedir?
- Türk Kızılay gibi asırlık bir kurumda bu görevi üstlenmek, yalnızca bir yöneticilik görevi değil; aynı zamanda insani bir emanet taşımak anlamına geliyor. Bu görev, atılan her adımın, doğrudan insan hayatına dokunduğu bir alanı temsil ediyor. Dolayısıyla sorumluluk, sadece kurumsal başarıyla sınırlı kalmıyor; ihtiyaç sahibinin umudu olabilmeyi, zor zamanlarda toplumun vicdanını temsil etmeyi de içeriyor. Bu da bir çocuğun yüzündeki tebessüm ya da bir hastanın hayata tutunmasına vesile olabilmekten geçiyor. Bu nedenle manevi tatmini başka hiçbir görevle kıyaslanamayacak kadar güçlü. Her gün bu sorumluluğa layık olma bilinciyle hareket ediyor, kurumumuzun tarihinden ve milletimizin güveninden aldığımız güçle çalışıyorum. Bu güveni korumak, geliştirmek ve Kızılay’ı geleceğe daha sağlam adımlarla taşımak ise hem en büyük yükümlülüğüm hem de en büyük mutluluğum.
Kızılay butikleri yaygınlaştırılacak
Geçtiğimiz günlerde 2025–2026 Değerlendirme Toplantısı kapsamında, ülke genelinde hayata geçirilmesi planlanan “81 İlde 81 Aşevi” projesinin tanıtımını gerçekleştirdiniz. Bu proje tam olarak neyi amaçlıyor? Hangi ihtiyaçlara cevap verecek, nasıl hayata geçirilecek ve uygulama sürecinde hangi aşamalar üzerinden değerlendirilecek?
- Türk Kızılay olarak halihazırda 34 ilde toplam 45 aşevi ile yıl boyunca günde yaklaşık 41 bin öğün sıcak yemek hazırlıyoruz. Aşevlerimiz, yaşlı, engelli, yoksun bireyler, dar gelirli haneler ve eğitim süresi boyunca öğrenciler başta olmak üzere çok farklı yararlanıcı gruplarına hizmet veriyor. Ayrıca bildiğiniz gibi Türkiye Afet Müdahale Planı (TAMP) kapsamında afetlerde beslenme grubunun ana sorumlusuyuz ve afetlerdeki bu rolümüzü daha güçlü şekilde yerine getirebilmek için aşevleri kapasitemizi güçlendirmek üzere çalışıyoruz. 81 İlde 81 Aşevi projesinin temel amaçlarından biri de Kızılay’ın afetlerdeki beslenme kapasitesini artırmak ve afetzedelere yönelik beslenme hizmetini geniş kapsamlı yürütebilmek. Bu yüzden “Sofrada senin de tuzun olsun” diyerek 81 İlde 81 Aşevi kampanyamızı başlattık. Tüm vatandaşlarımızı, kurumlarımızı ve hayırseverlerimizi bu büyük dayanışma hareketine destek vermeye davet ediyorum.
Son olarak Kızılay’ın 2026 hedeflerinde neler var?
- Bu yıl da insan onurunu temel alan bir anlayışla, iyilik ve dayanışma kültürünü güçlendirmek için birçok alanda yeni çalışmalarımızı hayata geçireceğiz. Aşevlerimize ek olarak sosyal yardım faaliyetlerimizin önemli bir parçasını oluşturan Kızılay Butiklerimizi daha da yaygınlaştırarak, ihtiyaç sahiplerinin ayakkabı ve giyim ürünlerine hiçbir ücret ödemeden, mağazadan alışveriş yapar gibi ulaşmasına destek olacağız. Toplumsal dayanıklılığı güçlendirmek amacıyla afet hazırlık, ilk yardım ve farkındalık eğitimleriyle 2026 yılında 10 milyon kişiye ulaşmayı hedefliyoruz. Sağlık alanında ise kan bağış çalışmalarının sürekliliği açısından hayati öneme sahip olan kan torbalarının üretimini, İstanbul Silivri’de kurduğumuz Kan Torbası Üretim Tesisi’nde gerçekleştirmeye başlıyoruz. Yılda yaklaşık 3 milyon adet kullanılan ve yurt dışından temin edilen bu ürünlerle, ülkemizin ithalat yükünün azaltılmasını hedefliyoruz. Bunun yanında, Türkiye’nin ilk plazma kaynaklı ilaç üretim tesisini Ankara’nın Çubuk ilçesinde kurmak üzere çalışmalara başladık. Bu tesis sayesinde immünoglobulin, albümin ve Faktör VIII gibi hastalar için kritik öneme sahip ilaçların yerli, milli ve güvenilir şekilde üretilmesi mümkün olacak.