Gündem
Hanedan deviren ailenin son üyesi Pehlevi de darbe peşinde!
ABD-İsrail işbirliğiyle tezgâhlanan kanlı olayların ardından İran’ın başına şah olarak geçirilmek istenen Rıza Pehlevi’nin ABD ve İsrail hedeflerine iman etmiş bir siyonist olması tepki çekiyor. Pehlevi Hanedanının kuruluşundaki bilinmeyen detayları Akit’e anlatan Emekli Konsolos Vahit Özdemir, “Halkın yüzde 80’i rejimden nefret ediyor. Eğer Rıza Pehlevi mollaların yerine İran’ın başına geçerse, bu bir nevi yağmurdan kaçarken doluya yakalanmak olur. Türkiye, hiç olmazsa iyi kötü anlaşabildiği komşu İran devletini kaybeder ve İsrail doğudan Türkiye’nin komşusu olur, ülkemizi doğudan kuşatır. Pehlevi Hanedanı Türk düşmanıdır, İslam düşmanıdır, faşisttir, müsriftir” dedi.
MUHAMMET KUTLU ANKARA
ABD-İsrail işbirliğiyle tezgâhlanan kanlı olayların ardından İran’ın başına şah olarak geçirilmek istenen Rıza Pehlevi’nin ABD ve İsrail hedeflerine iman etmiş bir siyonist olması tepki çekiyor. Dedesi Rıza Şah Pehlevi Kaçar Hanedanını deviren, babası Muhammed Rıza Şah halkın oylarıyla seçilmiş Başbakan Musaddık’a darbe yapan firari Rıza Pehlevi, sokakları karıştırıp ABD’ye ve İran ordusuna darbe yaptırarak tahta geçme hesapları yapıyor. İranlı protestoculara gönderdiği videolu mesajda, ABD’den yardımın yolda olduğu sinyalini verirken İran ordusuna da; “Sizler İran’ın ulusal ordususunuz, İran İslam Cumhuriyeti ordusu değil. Vatandaşlarınızın canlarını koruma göreviniz var. Çok az zamanınız kaldı. En kısa sürede halkın safına katılın” diyerek darbe çağrısı yaptı.
Pehlevilerin atadan emperyalist kuklası olduğu biliniyor. Pehlevi Hanedanının kurucusu Rıza Şah Pehlevi’nin hayatına dair detaylar incelendiğinde, genç yaşlarda Türkiye’nin Tebriz Konsolosluğuna odacı olarak sokulduğu, orada bir süre çalıştıktan sonra İngilizlerin yardımıyla birden bire askeri kariyer basamaklarını süratle tırmanmaya başlayarak albay rütbesine yükseldiği görülüyor. Rıza’nın, eğitimsiz olduğu halde önce Savunma Bakanı, ardından Başbakan olduğu, en sonunda da İran’daki bin yıllık Türk idaresinin devamı olan Kaçar Hanedanı’nı devirerek ilk kez ülkede Fars hâkimiyetini kurduğu dikkat çekiyor.
RIZA PEHLEVİ TÜRKİYE’NİN TEBRİZ KONSOLOSLUĞUNDA ODACIYDI
Pehlevi Hanedanının kuruluşundaki bilinmeyen detayları Akit’e anlatan Emekli Konsolos Vahit Özdemir, “1925 yılına kadar İran’da yönetim Türklerde, Kaçar Hanedanındaydı. Pehlevi Hanedanının kurucusu olan Rıza Pehlevi, henüz 13-14 yaşlarındayken Türkiye’nin Tebriz Konsolosluğunda kavas yani odacı olarak görev yapmıştı. Rıza, Türkiye’nin Tebriz Konsolosluğunda çalıştıktan sonra ayrılarak Kazak gönüllü alayına er olarak yazılıyor. Zamanla kısa sürede onbaşı, çavuş, başçavuş oluyor. Albaylığa kadar yükseliyor. Gözü kara, cesur, iki metre boyunda bir adam. Albay iken cesareti sayesinde Savunma Bakanı oluyor. Ondan sonra Başbakan oluyor ve Türk Kaçar Hanedanının kaçmasına sebebiyet veriyor.
Rıza Pehlevi de Kaçar Hanedanını sonlandırıyor ve kendini şah ilan edip Rıza Şah Pehlevi adını alıyor. Hatta Atatürk, Türkiye’nin Tahran Büyükelçisi Muhittin Paşa aracılığıyla yeni İran şahına mesaj gönderiyor. Sen de cumhuriyeti ilan et’ diye telkinde bulunuyor. Fakat Rıza Şah mollalardan çok çekindiği için bunlara cesaret edemiyor. Sonra İkinci Dünya Savaşı yıllarında Alman yanlısı politika izlediği gerekçesiyle sürgüne gönderildi. Oradan da Güney Afrika’ya gitti. Yerine oğlu Muhammed Rıza Pehlevi geçti. Oğlu da durumu idare etti. Fakat 1953’te Muhammed Musaddık, işte başbakan, petrolü millileştirdi. O zaman sıkıntıya girdi ve ülkeyi terk etmek mecburiyetinde kaldı. Beraberinde eşi Prenses Süreyya olduğu halde bir arabanın bagajında havalimanına gitti. Oradan Bağdat’a, Bağdat’tan Roma’ya gitti. Roma’da iken General Zahidi, CIA’nın yardımıyla karşı darbe yaptı. Musaddık’ı devirdiler ve İran Şahı tekrar geldi. Humeyni’nin yönetimi ele geçirmesinden kısa süre önce de bilindiği gibi ailesiyle birlikte ülke dışına kaçtı” şeklinde bilgi verdi.
RIZA PEHLEVİ İSLAM VE TÜRK DÜŞMAN BİR SİYONİSTTİR
İki ay önce İran’a giderek araştırmalar yapan Siyaset Bilimci Tarihçi Yazar Yılmaz Altunsoy da, “İran şu anda büyük bir girdabın içine girdi. İran’ın en büyük şanssızlığı, İslam’ı doğru bir şekilde öğrenip bunu sosyal hayata aktaramamış olması. İran’ın İslamlaşma sürecindeki sıkıntıların da etkisi var yaşanan gelişmelerde.
Ben bundan iki ay önce İran’daydım. İran’da çok ciddi sosyolojik araştırmalar yapma imkânı buldum. Halkın yüzde 80’inin rejimden nefret ettiğini, rejimle, devletle bağlarını kopardığını ve denize düşen yılana sarılır misali, kurtuluş olarak ABD ve İsrail’in İran’a yapacakları müdahaleyi gördüğünü büyük bir üzüntüyle gördüm. Buna şuursuzluk mu dersiniz, çaresizlik mi dersiniz, yoksa rejimin din adı altında Şiiliğin matem ve ritüellerini zorla topluma dayatmasına tepki mi dersiniz, yoksa rejimin İran’ın kaynaklarını Şii Hilali hayali peşinde Ortadoğu’daki vekil güçlere aktarmasından halkın rahatsızlığı mı dersiniz bilemem. Ama herhalde bunların hepsi mümkündür.
Netice itibarıyla halk şu anda molla rejimini başında görmek istemiyor. Molla rejiminden bölge de muzdarip. Çünkü molla rejimi özellikle Lübnan’da, Yemen’de, Irak ve Suriye’de çok sayıda Sünni Müslümanın kanına girmiş eli kanlı bir rejimdir. Ancak bu durum, molla rejiminin yıkılması neticesinde olacak olanlardan daha vahim değildir. Molla rejimin değişmesini, dönüşmesini, içine kapanmasını, daha ılımlı hale gelmesini, toplumun beklentilerine cevap vermesini ve reformlar yapmasını biz de isteriz.
Ancak molla rejimi gittiği zaman onun yerine gelecek olan isim, zalim Pehlevi hanedanının Amerika’daki beslemesi ve bir siyonist uşağı olan, kafasında kippa ile İsrail’de ağlama duvarında görüntü veren ve İsrail istihbaratı ve ABD istihbaratı tarafından İran tahtına oturtulması için her türlü çalışma yapılan Rıza Pehlevi olmamalı. Eğer Rıza Pehlevi mollaların yerine İran’ın başına geçerse, bu bir nevi yağmurdan kaçarken doluya yakalanmak olur.
Türkiye, hiç olmazsa iyi kötü anlaşabildiği komşu İran devletini kaybeder ve İsrail doğudan Türkiye’nin komşusu olur, ülkemizi doğudan kuşatır. Bu açık ve nettir. Pehlevi Hanedanı Türk düşmanıdır, İslam düşmanıdır, faşisttir, müsriftir. 1950’li yılları hatırlarsak, Muhammed Musaddık’ın İran petrollerini millileştirmesinden sonra ABD ve İngiltere ile işbirliği yapmış ve bir nevi onların ajanı olarak davranmış. Musaddık hükümetini devirmiş ve İran petrollerini tekrar emperyalist güçlerin hizmetine sunmuş olan bir Pehlevi Hanedanından bahsediyoruz. Yine 1963’te ‘Beyaz Devrim’ adıyla birtakım inkılapları devreye sokan Muhammed Rıza Pehlevi, hem sosyal demokratları, hem çarşı halkını karşısına almış, hem de İslam karşıtı dayatmalarıyla Müslüman halkı çok rahatsız etmişti.
Aynı Şah Muhammed Rıza Pehlevi, 1971 yılında Pers İmparatorluğu’nun 2500’üncü yıl kutlamalarını 1 milyar dolar para harcayarak gerçekleştirdi. Persepolis’te kurulan dev çadırlarda üç gün boyunca süren şenliklerdeki sefahat, halkın büyük tepkisini çekmişti. Oysa o dönemlerde İran halkı ekmeğe muhtaçtı. İran’ın kentlerinde köylerinde elektrik yoktu, sokakları çamurdan geçilmiyordu. Muhammed Rıza Pehlevi, devrildikten sonra yurt dışına kaçtı. Hiçbir yerde barınamadı, en sonunda 1980 yılında Mısır’da öldü. Bugün emperyalist güçler tarafından İran tahtına oturtulmaya hazırlanan Rıza Pehlevi böyle bir hanedana mensuptur. İslam düşmanıdır, siyonisttir, Türk düşmanıdır.
Böyle bir kimsenin İran tahtında oturması halinde, İran yer altı ve yer üstü kaynaklarıyla tamamen İsrail ve ABD’ye teslim olur, sömürge haline gelir. Şu an isyan halinde olan İran halkı da şu an ellerindeki imkânların onda birini bile bulamayacaktır. Hepsi birer köle olacaktır. Umut olarak, kurtarıcı olarak gösterilen Rıza Pehlevi, ne İran’a, ne bölgeye, ne İslam dünyasına hayır getirmeyecektir” görüşünü kaydetti.