Dünya
Ateşkeste ikinci aşama Gazze’de acı tablo
Ateşkes Anlaşması’nın birinci aşaması süresince işgalci İsrail tarafından işlenen 1244 ihlal, 1790 şehit, yaralı ve tutukluya yol açtı; son olarak dün, perşembe günü yapılan saldırılarda 11 kişi şehit oldu.
Gazze’deki Filistin Hükümet Medya Ofisi tarafından yapılan açıklamada, “İşgalci İsrail, ateşkes kararının 10 Ekim 2025 tarihinde yürürlüğe girmesinden 16 Ocak 2026 Cuma sabahına kadar (toplam 96 gün boyunca), anlaşmayı ağır ve sistematik biçimde ihlal etmeyi sürdürmektedir. Bu ihlaller, uluslararası hukukun açık bir ihlali niteliği taşımakta; ateşkesin özünü ve ona ekli insani protokol hükümlerini kasten zayıflatmakta ve geçersiz kılmaktadır”
460 ŞEHİT, 1246 YARALI!
Ateşkesin ilk aşaması süresince, Gazze’deki yetkili resmî kurumlar tarafından anlaşmaya yönelik 1244 ihlal tespit edildiğini bildiren Filistin Hükümet Medya Ofisi, bunları şöyle sıraladı: Sivillere yönelik 402 doğrudan hedef alma, Yerleşim alanlarına yönelik 66 defa askeri araçlarla girme, Silahsız vatandaşlara ve evlerine yönelik 581 bombardıman ve hedef alma suçu, Sivil konutların, kurumların ve binaların 195 kez yıkılması ve imha edilmesi. Bu sistematik ihlaller sonucunda hastanelere ulaştırılabilenler arasından 460 vatandaş şehit olmuş, 1246 kişi yaralanmış, ayrıca “İsrail” işgal güçleri tarafından 50 hukuka aykırı gözaltı vakası gerçekleştirilmiştir.
57.000 YARDIM TIRINDAN YALNIZCA 24.611’İ GİRİŞ YAPABİLDİ
İnsani boyutta ise Gazze Şeridi yavaş tempolu bir soykırım ile karşı karşıyadır. İşgal güçleri, anlaşma ve ona ekli insani protokolde yer alan yükümlülüklerinden kaçınmayı sürdürmüş; üzerinde uzlaşılan asgari yardım miktarlarına dahi uymamıştır. Anlaşmanın birinci aşaması süresince (95 gün) Gazze’ye girmesi gereken 57.000 yardım tırından yalnızca 24.611’i giriş yapabilmiştir. Bu, günlük 600 tır yerine ortalama 259 tır, yani %43 oranında bir yükümlülük yerine getirme anlamına gelmektedir. Bunun sonucunda gıda, ilaç, su ve yakıt sıkıntısı devam etmiş; Gazze’deki felaket boyutundaki insani kriz daha da derinleşmiştir. İşgalin girişine izin verdiği gıda maddelerinin büyük çoğunluğu ise düşük besin değerine sahip olup, besin değeri yüksek ve temel gıdaların girişine izin verilmemektedir. Bu durum, işgalin sistematik aç bırakma ve susuz bırakma politikasını bilinçli biçimde uyguladığını açıkça ortaya koymaktadır. Aynı dönemde Gazze’ye giren yakıt sevkiyatı da son derece yetersiz kalmıştır. Girmesi gereken 4.750 yakıt tırından yalnızca 601’i giriş yapabilmiş; bu da günlük 50 tır yerine ortalama 6 tır, yani yaklaşık %12 oranında bir taahhüt yerine getirme anlamına gelmektedir. Bu durum, hastaneleri, fırınları, su ve kanalizasyon tesislerini neredeyse tamamen felç etmiş ve sivil halkın çektiği acıları katbekat artırmıştır. Barınma alanına ilişkin olarak ise, Gazze Şeridi’nde derin ve eşi benzeri görülmemiş insani krizin daha da ağırlaşacağı yönünde defalarca uyardık; bugün de bu uyarıyı yineliyoruz. İşgalci İsrail sınır kapılarını kapalı tutma, prefabrik evlerin, konteynerlerin, çadırların ve plastik örtüler gibi barınma malzemelerinin girişini engelleme konusundaki ısrarı, anlaşma hükümlerinin ve uluslararası insancıl hukukun açık ihlali niteliğindedir. Bu keyfi politikalar, kış mevsiminin başlamasıyla birlikte Gazze’yi etkisi altına alan şiddetli hava koşullarıyla eş zamanlı olarak, daha önce hasar görmüş ve bombalanmış 50’den fazla ev ve binanın çökmesine yol açmıştır. Bu çöküntüler, kendi evleri bombalandıktan sonra sığındıkları bu yapılarda bulunan onlarca vatandaşın şehit olmasına veya yaralanmasına neden olmuştur. Güvenli herhangi bir alternatifin bulunmaması bu trajediyi daha da ağırlaştırmıştır.
127.000’DEN FAZLA ÇADIR KULLANILAMAZ HALE GELDİ
Açıklamada şu bilgilere yer verildi: Ayrıca, yerinden edilmiş kişilerin çadırlarında şiddetli soğuk nedeniyle ölümler kaydedilmiştir. Bu süreçte 127.000’den fazla çadır kullanılamaz hale gelmiş, 1,5 milyondan fazla yerinden edilmiş insan için asgari düzeyde dahi koruma sağlayamaz duruma düşmüştür. Tüm bunlar, Gazze Şeridi’nin şiddetli soğuk dönemine girmesiyle eş zamanlı olarak yaşanmakta olup, bu kasıtlı ihmalin sürmesi halinde yerinden edilmişler arasında yeni ölümlerin yaşanacağına dair ciddi bir uyarı niteliği taşımaktadır. Bu ihlallerin ve saldırıların devamı, ateşkesi son derece tehlikeli bir biçimde boşa çıkarma, baskı, aç bırakma ve şantaj üzerine kurulu bir insani denklem dayatma girişimi anlamına gelmektedir. İşgalci İsrail, ateşkesin tam ve kalıcı olması gereken bir dönemde yaşanan insani durumdaki sürekli kötüleşmeden, kaybedilen canlardan ve yıkılan mülklerden tamamen sorumlu tutuyoruz. Bu çerçevede, Başkan Trump’a, anlaşmanın sponsorlarına, arabuluculara, garantörlere, uluslararası topluma ve Birleşmiş Milletler’e; hukuki ve ahlaki sorumluluklarını üstlenmeleri, işgalci İsrail yükümlülüklerini eksiksiz biçimde yerine getirmeye zorlamaları, sivillerin korunmasını sağlamaları, insani yardımların ve yakıtın derhal, güvenli ve kesintisiz biçimde akışını temin etmeleri, ayrıca anlaşmada öngörüldüğü üzere prefabrik evlerin, konteynerlerin ve barınma malzemelerinin girişine izin verilmesini sağlamaları çağrısında bulunuyoruz. Bu adımlar, Gazze Şeridi’nde giderek derinleşen insani felaketin ele alınabilmesi için zorunludur.