AKİT MENÜ

Siyaset

“Beyaz taşları ayıklamadığımız sürece…’ Bülent Arınç'a tepkiler sürüyor

Eski TBMM Başkanı Bülent Arınç’ın, Sözcü TV’ye çıkarak AK Parti ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’a ilişkin sorulan art niyetli sorulara verdiği cevaplar AK Parti camiasından tepki çekmeye devam ediyor.

Haber Merkezi

Kendisiyle Milli Selamet Partisi kadrolarından tanışan Diyarbakır Sur eski Belediye Başkanı, Tarihçi Yazar Cemal Toptancı, Arınç’ın tepki çeken açıklamalarını Akit okurları için yorumladı. Toptancı, Arınç’ın tutumuna; Ali Şeriati’nin “Biz pirincin içindeki siyah taşları değil, beyaz taşları ayıklamadığımız sürece dişimiz kırılmaya mahkûmdur” sözüyle göndermede bulundu.

“BU CEVAP, KÜÇÜK ERBAKAN’IN CEVABI OLMAMALIYDI”

Cemal Toptancı’nın tespitleri şöyle: Program sunucusu Senem Toluay’ın konuşmasının başlangıcında, Sayın Arınç’a dönerek; “Sizin yorumlarınız çok da ses getiriyor, gündemdeki konulara ilişkin nasıl yorumlar yapacağınız merakla bekleniyor” diye. Gezi olaylarından, CHP’nin 2019 sonrası yerel yönetimlerde aldığı belediyelerinde “Yolsuzluk” yapmışlar iddiasıyla, halen içeride tutuklu yargılanan zanlılardan tutun, Ankara Büyükşehir önceki dönem Belediye Başkanı Sayın Melih Gökçek’le ilgili yorumları ve nihayet Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan ve sonrası hakkında çeşitli sorular sordular. Kanaatimce sunucu Toluay’ın final sorusu iyi niyet taşımayan ve sonlara bıraktığı nedense güncel konu olmuştu. “Şimdi geçen gün Bilal Erdoğan dedi ki; ‘Yeniden bu toplumda dindar olan insan iyidir yargısını güçlendirmek lazım’ Aynen ifadesi böyleydi”, demesiydi. Programcı, “Şimdi Sayın Arınç 23. Yılına giren Ak Parti iktidarında söylenen bir cümle bu ve Cumhurbaşkanının oğlu işte Erdoğan sonrası ismi geçen bir isim söylüyor. Dindar insan iyidir algısı sizce de zayıfladı mı nasıl oldu bu? Kim zayıflattı sizce?” sorusunu da sordu. Milli Görüş camiası içinde geçmişte “Küçük Erbakan” diye de anılan Sayın Arınç’ın verdiği cevap üzerinde duracağım. Zira bana göre programın en çarpıcı sorusu buydu. Verilecek en çarpıcı cevap da bu olmalıydı bence, ama olmadı. Senem Toluay’ın bu soruyu sormaktaki amacının, aslında Sayın Bülent Arınç’ın şahsında toplum içinde yüzbinlerce seveni olan, Bilal Erdoğan’ın saygınlığına ve geleceğine yönelik akıllarda olumsuz düşüncelerin serdedilmesine yönelikti. Sanırım Sayın Arınç’ın da bu tespitime itirazı olmayacak. Sayın Arınç cevap olarak; “Sayın Bilal Erdoğan’ın konuşması içerisinde bunun cevabı var zaten. Yeniden dediğine göre eskiden çok güçlüydü. Sonra kayboldu. Şimdi tekrar ‘dindar insan iyidir’ imajını yerleştirmemiz lazım. Şimdi Senem Hanım hangi konuda olursa olsun ister ekonomide diyelim ister sosyal hayata diyelim, bugün sıkıntıların her birini saydığınız zaman, bizim şöyle zor bir tarafımız var. ‘Bir AK Partili olarak söylüyorum’ Geriye dönüp de suçlayacağımız bir iktidar yok. Çünkü 23 seneden beri biz varız. Yani bütün olanlar biz buradayken oldu” diyordu. Ama olmadı Sayın Arınç’tan beklediğim cevap siyasi olmamalıydı. Şahsen bu cevabı hiç beklemiyordum. Zira o bütün programda ağırlıklı olarak hukukçu kimliğiyle sorulan soruları yorumlamış, cevaplar vermişti. Bu cevap, Küçük Erbakan’ın cevabı olmamalıydı. Ki yıllarca AK Parti iktidarında bakanlık, başbakan yardımcılığı ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı yapmıştı. İranlı merhum sosyolog Ali Şeriati; “Biz pirincin içindeki siyah taşları değil, beyaz taşları ayıklamadığımız sürece dişimiz kırılmaya mahkûmdur” diyor.

 

FETÖ’CÜ ÖNDER AYTAÇ’TAN; ‘FETULLAH GÜLEN İLE BAŞBAKANIMIZ SAYIN ERDOĞAN’IN ARASI BOZULUR MU?” SORUSU!

Evet sorulan soruya siyah taşları ayıklayarak değil, beyaz taşları ayıklayarak bir anekdotla burada hatırlatmak istiyorum. Sayın Bilal Erdoğan’ın paylaştıkları yorumlarına yakın siyasi tarihimizin penceresinden gördüklerimle cevap vereyim. 2010 veya 2011 yılı olacak, Ak Parti Genel Merkezinde Siyasi ve Hukuki İşler Başkan Yardımcısı Sayın Abdülkadir Aksu’nun fahri danışmanlığını yaptığım bir gün, Fetullah Gülen medyasının AK Parti Genel Merkezinde görevli muhabirleri tavassutuyla o zamanlar Polis Akademisinde ders veren Önder Aytaç ile tanıştırılmıştım. Söz konusu medyanın düşünce yapısında bana gösterilen ilginin Diyarbakırlı olmam ve Sur Belediyesi eski başkanı olarak bölgenin jeopolitiğinden kaynaklıydı. Neyse bir gün Önder Aytaç telefondan Çukurambar’da Fırıncı Orhan adıyla maruf iş yerinde bir sabah kahvaltısına davet edilmiştim. Davete icabet etmiş, özelde bölgem ve siyaset üzerinde sohbetimiz olmuştu. Kahvaltı sonrası Önder Aytaç aracıyla Kızılay’a beni bırakmak üzere yolda da sohbetimiz devam etmişti. Bu arada sorduğu ve bana oldukça ilginç gelen şu sorusuna muhatap olmuştum: “Başkanım sizce ‘Fethullah Gülen Hocaefendi ile Başbakanımız Sayın Erdoğan’ın arası bozulur mu?” diye sormuştu. Anlamadığım bu soru için neden böyle bir soru sordunuz, araları neden bozulsun ki” demiştim. Aldığım cevap aynen şöyle idi; “Evet bozulma ihtimali var bence, zira ne zaman ki Başbakan Erdoğan yeni ve dindar bir nesil yetiştirelim der ve bu yönde çalışmaya başlarsa, işte o zaman ‘Fethullah Gülen Hocaefendi’ buna itiraz eder ve derki dindar bir nesil yetiştirmek sadece benim görevimdir ve buna asla müsaade etmem” diyerek araları bozulur demişti. Önder Aytaç’ın da iddiayla söylediği üzere kendilerince ‘Dindar Gençlik’ dedikleri model üzerinde uzun yıllar hakimiyetleri olmuş ve devam ediyordu. Hatta bu model gençliğin nasıl bir savrulma içinde ve ülkeye de zarar verdiğini günümüzde her gün medyalarda okunan haber ve analizlerde gördüğümüzü de unutmayalım!

 

ERDOĞAN İKİ KEZ AK PARTİ’Yİ BAŞKA ARKADAŞLARINA TESLİM ETTİ, İKİ SİYASETÇİMİZİN DE HİZMETLERİ KISA ÖMÜRLÜ OLDU

Her ne kadar Sayın Arınç gibi Sayın Erdoğan ailesiyle olan yakınlığım olmamış ise de Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan ile de kendileri MSP İstanbul Beyoğlu Gençlik Kolları Başkanı iken, şahsım da aynı partide Kadıköy Gençlik Kollarında yönetiminde bulunduğum 1974’lerden beri bir vatandaş ve duruşuyla davasına inandığım için burada düşüncelerimi ifade etme hakkımın olduğuna inanıyorum. Diyorum ki, Sayın Arınç Sayın Recep Tayip Erdoğan henüz hayattayken Sayın Bilal Erdoğan’a AK Parti’nin ihtiyacının olduğunu görmelisiniz! Kürt Mutasavvıf Molla Ceziri “Talıx lî té tî fêrset, mıxlét lınıq xerame” yani; “Talihin senin için ülken için sana fırsat kapısını araladığında, sakın ona ben sonra gelirim diye mühlet isteyerek haram işleme” diyor. Sayın Bilal Erdoğan’ın da ülkemiz açısından görev için mühlet istemesi söz konusu olmamalı zaten. Siyasi hayatımızda babaları emri hak tecelli ettikten sonra kimi siyasi parti liderlerimizin çocuklarının parti kurduklarına hepimiz tanığız. Ancak kurdukları partilerin de tabelalarının bugün Ankara’nın Çankaya ilçesinde ağırlıklı olarak binalarının bodrum katlarında okunamayacak derecede paslanmış olduğunu da görüyoruz. Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan iki kez AK Parti’yi başka arkadaşlarına teslim etti, iki siyasetçimizin de hizmetleri kısa ömürlü oldu. Yadırganacak bir durum asla söz konusu olmamalı. Sayın Cumhurbaşkanımız sadece Cumhurbaşkanı olarak devletimize hizmet ederken, onun siyasi terbiye ve verdiği ahlakıyla büyümüş olan Sayın Bilal Erdoğan’ın Ak Partiyi yönetmesi neden babadan oğula saltanat olarak yorumlansın ki? Hem AK Parti açısından yeni bir ruh yeni bir sinerji ve de yeni bir potansiyel kazandırmış olur. Bu da ülkemiz açısından elbette ki bir kazanç olur.

Yorumlara Git

2’nci Ahmet Minguzzi vakası! Atlas’ı katledip ailesini tehdit ettiler… Devlet harekete geçti

Terör paçavralarını böyle yırttılar

Nasreddin Hoca fıkrasıyla yarışır! Mansur'dan yolu olmayan yere çifte köprü

İstanbul Valiliğinden uyarısı: Pazar sabah saatlerinden itibaren...

Buzulların altındaki saatli bomba! Grönland’da soğuk savaşın zehirli mirası gün yüzüne çıkıyor