Okur Postası
İran tarihinde var olan Türkler ve günümüzdeki Türk izleri
Gazetemiz okurlarından Prof. Dr. Beyhan Asma 'İran tarihinde var olan Türkler ve günümüzdeki Türk izleri' başlıklı yazısını bizimle paylaştı.
Tarihte İran coğrafyasında kurulan tüm Türk devletlerinin dışında günümüzde de yerli olarak İran coğrafyasında yaşam süren birçok Türk halkı vardır. Çoğunluk olarak Karapapaklı, Sungurlu, Afşar, Şahseven boyları; Erdebil, Hemedan, Zencan, Gazvin, Tahran, Alborz eyaletlerinde yaşam sürmektedir. Türk dünyasının; yani İran coğrafyasının en güneyinde, Kaşkayıı ve etrafına yakın olan ve Kaşkayıı halkıyla benzer kültür ve şive özelliklerine sahip olan Nefer, Bayat, İnanlı, Baharlı, Bıçakçı, Halaç gibi Türk toplulukları ise Fars, İsfahan, Kerman, Buşehr, Kohgiluye, Çarmahal, Huzistan gibi eyaletlerde dağınık şekilde yaşamaktadır. İran’ın Kuzey doğusunda ise Türkmenler ve Horasan Türkleri, Golestan ve Horasan eyaletlerinde yaşamaktadırlar. Yaklaşık bin yıldır Türkler, İran tarihi ve coğrafyasındaki sosyal ve siyasi gelişmelerin şekillenmesinde önemli rol oynamışlardır.
Tarihte İran coğrafyasında birçok Türk hükümeti kurulmuş ve bu coğrafya üzerinde ticari, siyasi, eğitim gibi alanlarda pek çok faaliyet göstermişlerdir. İran coğrafyası üzerindeki Türk hâkimiyeti yüzyıllar sonra 20. yüzyılın ilk çeyreğinde sona ermiştir. Pehlevi Döneminde başlayan “Persleşme” ideolojisi ile birlikte Türkler arasında, yaşadıkları İran topraklarında kendi kimliklerini koruma ve kültürlerini canlı tutma bilinci uyanmıştır. Bugün Türklerin İran siyasetinde ve ekonomisinde önemli ve kritik bir rol oynamadıkları görülmektedir. Bununla birlikte Türkçe medya araçları, TV, radyo, gazete, dergi ve Türkçe eğitim ve öğretim haklarına Anayasal olarak sahip olmaları; ancak bu hakların devlet tarafından desteklenmemesinden dolayı uygulanmaması Türklerin İran mevcut hükümetiyle çatışmalarının bir nedenidir.
İran’ın genetik olarak neredeyse yarısı Türk kökenli, diğer yarısı ise Arap, Belüç, Lor, Gilek, Mazen, Kormanc ve Fars kökenli olarak bilinmektedir. Buna karşın yıllardır İran coğrafyası üzerinde yaşam sürdüren Türklerin İran’daki çeşitli topluluklar ya da hükümetler tarafından bilinçli olarak asimile edilmesi nedeniyle psikolojik olarak kendisini Pers hisseden insanların sayısı artmıştır. Ancak yine de nüfus temelinde bakıldığında İran nüfusunun büyük bir kısmını Türk kökenli halkların oluşturduğu görülmektedir. Türklerin Farsçaya değer verip onu edebi eserlerinde, günlük yaşantılarında, devlet yönetiminde ve daha başka sahalarda yaşatmaları ise Türklerin kendini Pers hissetmeye başlaması sorununu tetiklemiştir. Bunun yanında kadim Türk kültürü de İran coğrafyası üzerinde yaşayan ve Türk olmayan toplulukları etkilemiştir. İki farklı kadim kültüre sahip bu iki halk birbirinden farklı faydalar sağlamışlardır. Ulusların arasında görülen etkileşimlerin ve çeşitli konular üzerinde varılan anlaşmaların, halklara farklı alanlarda katkılar sağladığı da bir gerçektir. İran’da yaşayan Türklerin şikâyetçi oldukları konu ise o topraklarda azınlık değil, çoğunluk durumunda olmalarına rağmen, eşitlik durumunun iyi yönetilememesi ve Türklerin özlük haklarına tam olarak sahip olamamasıdır.
Türklerin de yaşadıkları İran topraklarında devlet otoritesi halklar arasında eşitlik sağlarsa İran nüfusunu oluşturan 40 milyon Türk halkı da İran ve diğer Türk dünyası devletleri arasında yapılabilecek iş birliği çalışmalarında aracı rolünde olabilecektir. Yurt dışındaki ülkelerin arasında ise en çok Türkiye’nin medyasından, sinemasından, müziklerinden, giyim kültüründen etkilenilmektedir. İran Türkleri, seyahat etmek ve eğitim için de en çok Türkiye’yi tercih etmektedir. Türkiye’yi seçmelerinin sebebini ise mesafe, para birimi, kültür ve dinlerini rahat yaşayabilmeleri, dillerini özgürce kullanabilmeleri gibi unsurlar oluşturmaktadır. Çok az sayıda İran Türkü, Türkçeyi Azerbaycan ve Türkiye ülkelerinden Latin alfabesi üzerinden öğrenmeye çalışıp kendi aralarında kullanmaya çalışmaktadır. İran’da az sayıda olmakla birlikte Türkiye Türkçesinin eğitimini veren kurslar da vardır. Bu faaliyeti gerçekleştiren kurumlardan biri de Yunus Emre Ensitüsü’nün Tahran’da bulunan şubesidir. Eğitim kurumları dışında Türk dizileri, filmleri İran Türkleri için Türkiye Türkçesini öğrenmek adına bir yoldur. İran Türkleri eserlerinin çoğunu da Farsça yazmışlardır.
Bu eserlerin arasında çok önemli eserler var ki Türkçeye tercüme edilmesi önem taşımaktadır. İran’da Türkçe ve Farsça şiir yazan Mesnevi edebiyatının ustası Mevlâna, Usta Şehriyar, Nazami Gencev gibi isimlerdir. İran Türkleri arasındaki bilim adamları ise İbni Sina, Biruni, Farabi, Ömer Hayyam, Harezmi’dir. İran Türkleri arasında kalabalık nüfusa sahip olan Azerbaycan Türkleri ile Türkmenler ise dil ve kültür konusunda daha çok koruyucu olmuşlar ve yaşadıkları yerlerde çoğunluk durumunda oldukları için başka kültürlerden daha az etkilenmişlerdir. İran’da yaşayan Türk halkları; düğün, giyim, yemek, halı gibi kültüre dair unsurlarda, Eski Türk kültür izlerini takip etmeye ve uygulamaya devam etmektedir. İran Türklerinin eski Türk yaşam kültürünü günümüzde de sürdürmesine bir diğer örnek ise hem yerleşik hem de konar-göçer tarzda yaşam sürdürmeleridir. Şiveleri Cumhuriyet Azerbaycan gibidir. İran Türkleri bir zaman Şah İsmail etkisiyle Şii mezhebine yönelmiştir. İran Türkleri daha çok medya ve iletişim olarak Türk dünyasından kültürel konuları takip etmekte ve bu konulara vurgu yaparak bağlantılar kurmaya çalışmaktadır. Günümüzde İran’da araştırmacıların çoğuna göre Sümer halkının tarihi ve dili en yakın Türklerle bağlantılıdır. Sümerler İran’da bulunduklarından günümüzdeki İran Türkleri kendilerini Sümerlerle aynı kökten bilmektedir.