AKİT MENÜ

Aktüel

'Katiller yetiştiriyoruz'

Şeyma Demircan Namazcı Mirat Haber'de yazdı: 17 yaşında bir çocuk, yaşıtı tarafından öldürüldü.

Alican Öztekin

Şeyma Demircan Namazcı Mirat Haber'de yazdı: 17 yaşında bir çocuk, yaşıtı tarafından öldürüldü.

Detaylara girmeyeceğim. Çünkü asıl mesele nasıl öldürüldüğü değil; neden bazı çocuklar başka çocukları yok etmeye karar verecek noktaya geliyor?

Fail bir canavar değildi.

Ama masum da değildi.

Mağdur “şanssız” değildi.

Sadece korunamadı.

İkisi de bizim evlerimizden çıkmış çocuklardı. Ve biz hâlâ rahatız.

Çocuğumuz odasında saatlerce kapalı dururken kimlerle konuştuğunu, neye maruz kaldığını bilmezken, öfkesini nasıl boşalttığını sormazken, “bizim çocuk yapmaz” diyerek içimizi rahatlatıyoruz.

Oysa gerçek şu ki: Şiddet bir anda başlamaz. Önce dil sertleşir. Sonra empati kaybolur.

Sonra vicdan körelir. Ve bir gün biri ölür.

Bu çocuklar gökten düşmedi. Hepsinin genetiği bozuk değildi. Onları yetiştiren evler vardı.

Sustuklarında “büyüyor” dedik. Bağırdıklarında “ergenlik” dedik.

İçe kapandıklarında “telefonu bırakmıyor, zaten gençler hep böyle” deyip geçtik.

Ama farkediyorum bu tür cinayetlerde acı bir ortak damar var:

Öldürülen çocuklar çoğu zaman güzel yüzlü, başarılı, sevilen, hayatta karşılığı olan çocuklar.

Öldürenler ise kendini değersiz hisseden, görülmeyen, içten içe ezilmiş çocuklar. Çünkü sınırla beslenmeyen bir üstünlük duygusu, ilk engelde değersizliğe dönüşür.

Bu bir tesadüf değil.

Kıskançlık sadece başkasında olana özenmek değildir.

Kıskançlık, insanın kendisine değer verememesi hâlidir.

Ve kendine değeri olmayan bir çocuk, başkasının değerine tahammül edemez.

Peki bu çocuklar neden kendilerini bu kadar değersiz hissediyor?

Çünkü çocuklar sürekli şunu duyuyor.

“Başarılı ol.” “Görünür ol.” “Güçlü ol.”

Ama şunu öğrenmiyor:

“Sen değerlisin.”

Değer; notla, madalyayla, alkışla inşa edilmez.

Değer; sınırla, sorumlulukla, emekle, hesap bilinciyle oluşur.

Oysa biz ne yapıyoruz?

Çocuğun her talebini karşılamayı sevgi sanıyoruz.

Her öfkesini “haklılık” zannediyoruz. Her hatasını “çocuktur” diyerek siliyoruz.

Ve adına da hoşgörü diyoruz.

Ama konuşmamız gereken acı bir gerçek var: Aşırı hoşgörü, suça zemin hazırlar.

Ebeveynler, çocukları üzerinden egolarını büyüttü.

“Benim çocuğuma kimse karışamaz” denildi.

Her ev, toplumdan kopuk bir krallığa dönüştü.

O krallıklarda ise tahammül değil, yok etme refleksi büyütüldü.

Sınır görmemiş çocuk, engellenince yıkılır.

Hayır duymamış çocuk, reddedilmeye tahammül edemez.

Hesap bilinci kazanmamış çocuk, sonuç düşünmez.

Sonra biri çıkar ve “bir anlık öfke” denir.

Oysa o anlık öfke, yılların ihmaliyle birikir.

Çocuk terbiyesi; öfkeyi tanımayı öğretmektir.

Sınır koymaktır. Hayır demektir. Vicdanı diri tutmaktır. Yaratılış gayesini anlatmaktır. Gerçek mutluluğu göstermektir. Doğru model olmaktır.

Burada sadece aileler mi sorumlu? Hayır.

Yasa da bu tablonun bir parçası.

“Nasıl olsa ceza almıyorlar” duygusu, “çocuk” kavramının arkasına saklanan suçlar,

mağduru değil faili koruyan boşluklar…

Çocukları korumak adına, onları sorumluluktan azade bırakan bir sistem,

aslında en büyük kötülüğü yine çocuklara yapıyor.

Çünkü çocuk sınırla güvende hisseder. Sonuçla düşünmeyi öğrenir.

Hesapla vicdanını diri tutar.

Biz ise hem evde, hem sokakta, hem okulda, hem yasada sınırları belirsizleştiriyoruz.

Sonra bir çocuk ölüyor.

Ve biz hâlâ “nerede hata yaptık” diyoruz.

Oysa hata çok net:

Çocukları sadece büyüttük. Ama yetiştirmedik.

İnançla desteklenmeyen ahlak, vicdanla beslenmeyen özgürlük, sorumlulukla dengelenmeyen hoşgörü toplumu güzelleştirmez.

Ruhu tatmin edilmemiş çocuk, kötülük yapmasa bile kendini kötülükten koruyamaz.

Bugün ölen çocuk başkasının evladıydı.

Yarın kimin olacağını bilmiyoruz.

Eğer hâlâ “benim çocuğum yapmaz” diyorsak, en tehlikeli cümleyi kuruyoruz demektir.

Bu bir paylaşım değil.

Bu bir ayna.

Bu bir silkelenme çağrısı.

Çünkü çocuklarımızı biz yetiştirmezsek, sokak yetiştirir. Ekran yetiştirir. Öfke yetiştirir.

Ve bedeli çok ağır olur.

Şeyma Demircan Namazcı

Yorumlara Git

Sadettin Saran'ın davasında karar belli oldu!

Ahmet Turan Alkan’ın vefatı sonrası yalana sarıldı! Hüseyin Kocabıyık’tan ahlaksız iftira

Bakan Şimşek, sosyal medya hesabından değerlendirmelerde bulundu Rezervlerimiz tarihi zirvesinde

Ünlü isme uyuşturucu gözaltısı

Fransa’da NATO isyanı! Solcular Macron’a resti çekti: "Bu kirli ittifaktan derhal ayrılalım!"