AKİT MENÜ

Dünya

Trump’ın 'Barış' Konseyi: Direnişe Tehdit, İşgale Dokunulmazlık!

ABD Başkanı Trump’ın “Gazze’de barış” iddiasıyla oluşturduğunu açıkladığı Barış Konseyi’nin imza töreni, ilk anda barış söylemiyle sahadaki gerçeklik arasındaki derin çelişkiyi gözler önüne serdi. Davos’taki törende Trump, Hamas’ı açıkça tehdit ederken, ateşkesin 100. gününde 1.300’den fazla ihlal gerçekleştiren siyonistlere yönelik tek bir uyarıda bulunmadı. Gazze’de yüzlerce şehidin olduğu tabloda, “barış” adına atılan adımın kime hizmet ettiği sorusu ilk günden tartışma konusu oldu.

Haber Merkezi

ABD Başkanı Trump’ın “Gazze’de barış” iddiasıyla oluşturduğunu açıkladığı Barış Konseyi’nin imza töreni, ilk anda barış söylemiyle sahadaki gerçeklik arasındaki derin çelişkiyi gözler önüne serdi. Davos’taki törende Trump, Hamas’ı açıkça tehdit ederken, ateşkesin 100. gününde 1.300’den fazla ihlal gerçekleştiren siyonistlere yönelik tek bir uyarıda bulunmadı. Gazze’de yüzlerce şehidin olduğu tabloda, “barış” adına atılan adımın kime hizmet ettiği sorusu ilk günden tartışma konusu oldu.

ABD Başkanı Donald Trump’ın öncülüğünde “Gazze’de barış” iddiasıyla kurulan Barış Konseyi, Davos’taki imza töreniyle resmen duyuruldu. Türkiye’yi temsilen Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın katıldığı törende Trump, küresel barış söylemini öne çıkarırken, konuşmasında Gazze’de yürürlükte olan ateşkesin sahadaki uygulamalarına dair dikkat çeken bir çifte standart sergiledi. Ateşkes sürecinde yüzlerce sivilin şehit olduğu ve binlerce ihlalin kayda geçtiği Gazze için kurulduğu açıklanan konseyin, daha ilk günden hangi tarafı hedef aldığı ve hangi ihlallere sessiz kaldığı sorusu gündeme geldi.

İmza töreninde konuşan ABD Başkanı Donald Trump, kendi döneminde birçok uzun süreli çatışmanın sona erdirildiğini savunarak, “Bazı bölgelerde 37 yıldır süren savaşları bitirdik” dedi. Siyonist terör rejimi ateşkes anlaşmasını yüzlerce kez ihlal ederken, Gazze bağlamında Hamas’ı tehdit eden Trump, “Hamas eğer sözlerini tutmazsa bunun onların sonu olacağını düşünüyorum. Bence sözlerini tutacaklar” ifadelerini kullandı.

Trump konuşmasında, geçmiş dönemde yaşanan savaşlara ve askeri operasyonlara da değinerek, haziran ayında İran’a karşı gerçekleştirilen B-2 bombardımanlarının ciddi etkiler oluşturduğunu, bu sürecin devam etmesi halinde bazı ülkelerin nükleer kapasitelerinin artabileceğini ileri sürdü. İran’ın şu anda müzakere etmek istediğini belirten Trump, bu görüşmelere açık olduklarını söyledi.

Suriye başlığına da değinen Trump, DAİŞ lideri Ebubekir el-Bağdadi’nin kendi döneminde etkisiz hale getirildiğini, DAİŞ’in ilk başkanlık döneminde büyük ölçüde ortadan kaldırıldığını ifade etti. Trump, Suriye’de şu anda “çok iyi kazanımlar” elde edildiğini ve Suriye üzerindeki tüm yaptırımların kaldırıldığını açıkladı.

Konuşmasının sonunda Gazze için kurulan Barış Kurulu’nun tarihi bir barış girişimi olduğunu belirterek, birçok ülkenin bu yapının parçası olmak istediğini söyledi. Ülkelere davet mektupları gönderildiğini ifade eden Trump, “Dünya barışı bu tür insanların katkısıyla mümkün oluyor” dedi. Trump ayrıca, bu Barış Kurulu’nun Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi tarafından da kabul edildiğini açıkladı.

Sözde Barış Konseyi ama Tek Yetkili Trump

Donald Trump’ın başkanlık edeceği “Gazze Barış Kurulu”na ait şartname basına sızdırıldı. Şartnamede yer alan maddeler, kurulun işleyişinin büyük ölçüde tek kişinin yetkisine bırakıldığını ortaya koydu.

Sızdırılan belgeye göre, kurulun yapısı ve karar alma mekanizması, kolektif bir uluslararası platformdan ziyade başkan merkezli bir model üzerine inşa edildi. Şartnamenin maddeleri, Trump’ın hem üyelik süreçleri hem de karar alma aşamalarında belirleyici konumda olacağını gösteriyor.

Belgede yer alan düzenlemelere göre Trump, üye devletleri davet etme ve üyeliklerini yenileme yetkisine sahip olurken, gerekli gördüğü durumlarda ülkeleri kuruldan çıkarma kararını da tek başına verebiliyor. Kurul toplantılarının gündemi Trump’ın onayına tabi tutulurken, oylamalarda eşitlik yaşanması halinde nihai karar yine Trump’a bırakılıyor.

Şartname, toplantılara hangi ülkelerin hangi düzeyde temsil edileceğinden, bölgesel kuruluşların davet edilmesine kadar pek çok başlıkta başkanın onayını zorunlu kılıyor. Ayrıca Trump’ın, kurula bağlı alt kuruluşları kurma, değiştirme veya tamamen feshetme konusunda münhasır yetkiye sahip olduğu belirtiliyor.

En dikkat çeken maddelerden biri ise Trump’ın, kendisinden sonra gelecek halefi belirleme yetkisini elinde tutması. Bunun yanı sıra alt komitelerin kurulması, çalışma usullerinin belirlenmesi, Yürütme Kurulu üyeleri ile İcra Başkanı adayının seçimi de Trump’ın yetki alanında yer alıyor.

Şartnameye göre Trump, Yürütme Kurulu tarafından alınan kararları veto edebiliyor ve belgenin yorumu ve uygulanmasına ilişkin nihai otorite olarak tanımlanıyor.

 

BM’ye Alternatif Yeni Küresel Yapı mı?

ABD Başkanı Donald Trump’ın öncülüğünde kurulan Barış Konseyi’nin tüzüğü, yapının yalnızca Gazze ile sınırlı kalmayacağı ve Birleşmiş Milletler’e alternatif bir uluslararası mekanizma olarak kurgulandığı yönündeki tartışmalarını güçlendiriyor.

Tüzükte yer alan üyelik maddesine göre, her üye devlet en fazla üç yıl süreyle görev yapabiliyor. Bu sürenin uzatılması ise doğrudan başkanın onayına bağlanıyor. Ancak tüzüğün yürürlüğe girdiği ilk yıl içinde Barış Konseyi’ne 1 milyar ABD dolarından fazla nakit katkı sağlayan ülkeler için üç yıllık üyelik sınırı uygulanmıyor. Bu hüküm, konseyin mali katkıyı siyasi etkiyle ilişkilendiren bir yapı üzerine inşa edildiği yönünde eleştirilere neden oldu.

Dikkat çeken bir diğer unsur ise, tüzükte Gazze’ye doğrudan ve açık bir özel atfın yer almaması oldu. Bu durum, Trump yönetiminin Barış Konseyi’ni yalnızca Gazze için değil, farklı bölgelerde de devreye sokulabilecek geniş yetkili bir küresel müdahale aracı olarak tasarladığı şeklinde yorumlandı.

Belgede Barış Konseyi,“çatışmadan etkilenen ya da tehdit altındaki bölgelerde istikrarı teşvik etmeyi, güvenilir ve hukuka uygun yönetimi yeniden tesis etmeyi ve kalıcı barışı güvence altına almayı amaçlayan uluslararası bir kuruluş” olarak tanımlanıyor.

Bu tanım, Birleşmiş Milletler’in barışı koruma, kriz yönetimi ve siyasi geçiş süreçlerindeki temel misyonlarıyla büyük ölçüde örtüşürken, konseyin başkan merkezli yapısı ve finansal katkıya dayalı üyelik ayrıcalıkları, BM’nin çok taraflı ve kurumsal karar alma mekanizmalarından belirgin biçimde ayrışıyor.

Tüzükteki bu ifadeler ve üyelik şartları, Trump’ın BM’yi by-pass eden, daha hızlı karar alan ve doğrudan Washington merkezli yeni bir uluslararası düzen kurma arayışının yansıması olarak görülüyor.

Barış Konseyi’nin mevcut yapısıyla BM Güvenlik Konseyi’ne paralel bir meşruiyet alanı oluşturup oluşturamayacağı, önümüzdeki dönemde küresel diplomasinin en tartışmalı başlıklarından biri olmaya aday.

Avrupa’da temkinli bir yaklaşım ve bazı ülkelerin açık reddine karşın, Arap ve İslam ülkeleri ile siyonist terör rejimi Trump’ın davetine olumlu yanıt verdi. Ülkelerin tutumları şu şekilde sıralandı:

 

Trump’ın “Barış Konseyi”ne Katılmayı Kabul Edenler

Mısır: Kahire, daveti kabul ettiğini ve gerekli hukuki ve anayasal süreçleri tamamlamak üzere çalışmalara başlayacağını açıkladı.

Katar: Katar, bazı Arap ve İslam ülkeleriyle birlikte yayımlanan ortak bildiride Trump’ın davetini kabul ettiğini duyurdu.

Türkiye: Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın Gazze için kurulan Barış Konseyi’ne katılacağını açıkladı.

Azerbaycan: Bakü, Washington’a resmi kabul yazısını göndereceğini ve gerekli prosedürleri yerine getireceğini bildirdi.

Siyonist terör rejimi: Başbakanlık Ofisi, Netanyahu’nun Trump’ın davetini kabul ettiğini ve Barış Konseyi Yüksek Kurulu’na üye olacağını açıkladı.

Birleşik Arap Emirlikleri: Dışişleri Bakanı Abdullah bin Zayed Al Nahyan, bu kararın “Gazze barış planının tam uygulanmasının önemini yansıttığını” söyledi.

Fas: Fas Dışişleri Bakanlığı, Kral 6. Muhammed’in, Trump’ın barış vizyonunu takdir ettiğini ve davete olumlu yanıt verdiğini duyurdu.

Bahreyn: Bahreyn Dışişleri Bakanlığı, kararın “barış planının tam uygulanmasına katkı sağlama amacı taşıdığını” belirtti.

Pakistan: İslamabad, Gazze’de kalıcı barışın sağlanması amacıyla Barış Konseyi’ne katılmayı kabul etti.

Belarus: Belarus Devlet Başkanlığı, Aleksandr Lukaşenko’nun katılım belgesini imzaladığı anlara ait bir video yayımladı. Lukaşenko, Ukrayna’da barışa katkı sağlamayı umduğunu ifade etti.

Ürdün: Ürdün, bazı Arap ve İslam ülkeleriyle yayımlanan ortak bildiride Barış Konseyi’ne katılım davetini kabul ettiğini açıkladı.

Endonezya: Endonezya, yedi Arap ve İslam ülkesiyle birlikte yayımlanan ortak açıklamada Trump’ın davetini kabul ettiğini duyurdu.

 

Katılmayı Reddeden Ülkeler

Fransa: Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un sözcüsü, konseyin temel tüzüğünün Gazze’nin ötesine geçtiğini ve Birleşmiş Milletler ilkeleri ile yapısına ilişkin soru işaretleri doğurduğunu söyledi.

İtalya: Corriere della Sera gazetesi, İtalya’nın; tek bir devlet liderinin yöneteceği bir yapıya katılımın anayasal ihlal riski taşıdığı gerekçesiyle daveti reddettiğini yazdı.

Norveç: Norveçli bir yetkili, önerinin Birleşmiş Milletler gibi mevcut yapılarla ve uluslararası yükümlülüklerle nasıl örtüştüğünün netleşmesi gerektiğini belirtti.

İsveç: Başbakan Ulf Kristersson, Davos’ta yaptığı açıklamada İsveç’in Barış Konseyi girişimine katılmayacağını duyurdu.

Finlandiya: Finlandiya Cumhurbaşkanı, barış arabuluculuğu için en uygun yapının Birleşmiş Milletler olduğunu ifade etti.

Slovenya: Başbakan Robert Golob, ülkesinin uluslararası hukuk ve BM Şartı’na dayalı küresel düzene bağlı olduğunu söyledi.

 

Tutumunu Netleştirmeyen, Çekinceli Yaklaşan Ülkeler

Çin: Pekin, Birleşmiş Milletler’in merkezinde olduğu uluslararası düzeni savunacağını açıkladı.

Kanada: Başbakan’a yakın üst düzey bir danışman, “Masada yer almak önemlidir” derken, hükümet kaynakları katılım için maddi katkı yapılmayacağını belirtti.

Malezya: Başbakan Enver İbrahim, israil saldırıları sürerken Barış Konseyi’nin makul bir çözüm olamayacağını ifade ederek temkinli bir yaklaşım benimsediklerini söyledi.

Ukrayna: Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenski, Ukrayna ve Rusya’nın aynı konseyde yer almasının zor olduğunu dile getirdi.

 

Davet Alan Ancak Henüz Tutum Açıklamayan Ülkeler

Birçok ülke Trump’tan davet aldığını doğruladı ancak henüz kararını açıklamadı. Bunlar arasında:

Almanya, Polonya, Japonya, Arnavutluk, Brezilya, Kazakistan, Macaristan, Hindistan, İspanya, Ermenistan, Birleşik Krallık, Avustralya, Avusturya, Kıbrıs, Yunanistan, İrlanda, Hollanda, Yeni Zelanda, Paraguay, Portekiz, Romanya, Singapur, Güney Kore, Tayland, Özbekistan, Vietnam yer alıyor.

 

Amaç Gazze’de Barışsa Trump Neden Siyonistlere Durun Demiyor?

ABD Başkanı Donald Trump’ın “Gazze’de barış” gerekçesiyle oluşturduğunu iddia ettiği Barış Konseyi’nin imza töreni, daha ilk günden ciddi bir çelişkiyi ortaya koydu. Trump, törende yaptığı konuşmada Hamas’ı açıkça tehdit ederken, ateşkesin 100 gününde 1.300’den fazla ihlal gerçekleştiren siyonistlere yönelik tek bir uyarıda bulunmadı.

Gazze’deki Hükümet Medya Ofisi, 10 Ekim 2025 tarihinde yürürlüğe giren ateşkes anlaşmasının, 100’üncü gününde (20 Ocak 2026) sahaya ilişkin bilgileri verirken siyonistlerin ihlallerini sürdürdüğünü belirterek ateşkesin özü ile ekli insani protokolün hükümlerini bilinçli şekilde ortadan kaldırdığını vurguladı.

Ofisin verdiği bilgilere göre, yetkili hükümet birimleri bu süre zarfında toplam 1.300 ateşkes ihlali tespit etti. Bu ihlaller; 430 silahlı saldırı, yerleşim alanları ve mahallelere yönelik 66 askeri araç girişi, 604 bombardıman ve hedef alma, ayrıca 200 ev ve binanın havaya uçurulması şeklinde gerçekleşti.

Açıklamada, söz konusu ihlallerin ağır insani kayıplara yol açtığı, toplam 483 kişinin şehit olduğu, bunların 252’sinin çocuklar, kadınlar ve yaşlılar olduğu ve bu grubun toplam şehitler içindeki oranının yüzde 52 olduğu kaydedildi.

Hükümet Medya Ofisi, 465 şehidin, yani şehitlerin yüzde 96’sının, “sarı hat” dışında ve yerleşim alanlarının içinde hedef alındığını, geri kalan küçük bir oranın ise sarı hat çevresinde hedef alındığını bildirdi.

Yaralılara ilişkin verilerde ise, toplam 1.287 kişinin yaralandığı, bunların 752’sinin çocuk, kadın ve yaşlılardan oluştuğu ve bu grubun oranının yüzde 58 olduğu aktarıldı. Yaralıların 1.277’sinin sivil olduğu, bunun da toplam yaralıların yüzde 99,2’sine tekabül ettiği belirtildi.

Açıklamada, tüm yaralıların sarı hat dışında ve yerleşim alanları içinde hedef alındığı, ayrıca 50 vatandaşın gözaltına alındığı ve bu kişilerin tamamının da sarı hat dışında, mahallelerin içinden tutuklandığı ifade edildi.

Yardımlar konusuna da değinilen açıklamada, ateşkes süresince Gazze Şeridi’ne giren yardım, ticaret ve yakıt yüklü toplam kamyon sayısının 25.816 olduğu, oysa 60.000 kamyonun girmesinin öngörüldüğü, dolayısıyla uyum oranının yüzde 43’te kaldığı belirtildi.

Bu kamyonların; 15.163’ünün yardım kamyonu (yüzde 59), 10.004’ünün ticari kamyon (yüzde 39) ve 649’unun yakıt kamyonu (yüzde 2,5) olduğu aktarıldı. Açıklamada, girmesi gereken 5.000 yakıt kamyonundan yalnızca yüzde 13’ünün giriş yapabildiği, günlük ortalamanın ise günde 600 kamyon olması gerekirken 261 kamyonda kaldığı vurgulandı.

Yani Gazze’de yürürlükte olan ateşkes anlaşması, 10 Ekim 2025’te yürürlüğe girmesine rağmen, şehit edilen yüzlerce sivil, binlerce yaralı, engellenen insani yardımlar ve yakıt girişinin büyük ölçüde durdurulması nedeniyle fiilen işlevsiz hale gelmiş durumda. Buna karşın Trump’ın Barış Konseyi imza töreninde, ateşkesi fiilen bozan taraf yerine direniş cephesini hedef alan bir dil kullanması, Barış Konseyi’nin Gazze halkını korumayı değil, direnişi baskı altına almayı ve işgalin sorumluluğunu görünmez kılmayı amaçlayan bir siyasi araç olabileceği yönündeki eleştirileri güçlendiriyor.

Yorumlara Git

İsrail'den YPG/SDG'ye destek!

Moskova'da Kritik Zirve: Putin ve ABD Heyeti Bir Araya Geldi

Siyonist ABD ordusu Suriye'den tamamen çekilecek iddiası

İflasın Anatomisi: PKK/PYD Suriye'de neden çöktü?

Trump’ın 'Barış' Konseyi: Direnişe Tehdit, İşgale Dokunulmazlık!