Gündem
Bayrak Provokasyonuna Karşı ‘Biz’ Olabildik mi?” “Provokasyon Var, ‘Biz’ Yok”
Nusaybin’de Türk bayrağı üzerinden kurgulanan provokasyona dikkat çeken Afyonkarahisarlı okuyucumuz Oktay Yüksel, tepkilerin sosyal medyayla sınırlı kalmasını eleştirerek, meselenin bireysel çıkışlarla değil ortak bir “biz” duruşuyla aşılabileceğini vurguladı.
Nusaybin’de Türk bayrağı üzerinden kurgulanan provokasyona dikkat çeken Afyonkarahisarlı okuyucumuz Oktay Yüksel, tepkilerin sosyal medyayla sınırlı kalmasını eleştirerek, meselenin bireysel çıkışlarla değil ortak bir “biz” duruşuyla aşılabileceğini vurguladı.
SEBAHATTİN AYAN/İSTANBUL
Son günlerde bağımsızlık simgemiz şanlı Türk bayrağına yönelik gerçekleştirilen alçak saldırılar tazeliğini korurken, emperyalist odakların taşeronları tarafından yürütülen provokasyon girişimlerinin de hız kesmeden devam ediyor. Bu kapsamda Afyonkarahisar’dan okuyucumuz Oktay Yüksel, son günlerde Nusaybin’de Türk bayrağı üzerinden kurgulandığı belirtilen provokatif girişime ilişkin kaleme aldığı yazısıyla dikkat çekti. Yüksel, yazısında yaşanan olayın yalnızca bireysel tepkilerle geçiştirilemeyecek kadar önemli olduğunu vurgulayarak, meselenin bir “ben” meselesi değil, doğrudan bir “biz” meselesi olduğunun altını çizdi.
Yazısına samimi bir üslupla başlayan Yüksel, ilk anda metne “ben olsam” diyerek başlamayı düşündüğünü ancak bunun sorunun özünü yansıtmadığını fark ettiğini ifade etti. Toplumsal meselelerde bireysel çıkışların yetersiz kaldığını belirten Yüksel, asıl ihtiyacın ortak bir duruş ve kolektif refleks olduğunu dile getirdi.
ORTAK BİR DURUŞ SERGİLEYEMEDİK
Nusaybin’de yaşanan olayın toplumun tüm kesimleri tarafından görüldüğünü ancak tepkilerin büyük ölçüde sosyal medya paylaşımlarıyla sınırlı kaldığını belirten Yüksel, sağcısından solcusuna, Alevisinden Sünnisine, Türk’ünden Kürt’üne herkesin öfkesini dile getirdiğini fakat bunun sahada karşılık bulmadığını kaydetti. Yüksel’e göre asıl sorun, bayrağa yönelik provokasyondan çok, bu provokasyona karşı ortak bir duruşun sergilenememesi oldu.
Türk bayrağının herhangi bir siyasi görüşün ya da ideolojinin değil, 86 milyonun ortak değeri olduğunu vurgulayan Yüksel, “Sosyal medyada tepki büyüktü. Paylaşımlar yapıldı, cümleler kuruldu, öfke dile geldi. Ama orada kaldı. Fiili bir karşılık, ortak bir duruş, yan yana gelmiş bir “biz” fotoğrafı ortaya çıkmadı. Oysa o bayrak; sağın, solun, önün, arkanın meselesi değil. O bayrak 86 milyonun her birinin değeri. Ve o değer, bir soytarı tarafından indirildi. Asıl acı olan da belki bu değil; asıl acı olan, o bayrağı yeniden kaldıracak “ortak refleksi” gösteremememizdi” ifadelerini kullandı.
BİRLİK OLMAMIZ GEREKEN ZAMANDAN GEÇİYORUZ
Yazısında “keşke” ifadesiyle toplumsal bir öz eleştiri yapan Yüksel, siyasi partilerin genel ve yerel yöneticilerinin, sivil toplum kuruluşlarının ve farklı toplumsal kesimlerin bir araya gelerek kol kola girmesi gerektiğini vurguladı. Kimliklerin, inançların ve ideolojilerin bir anlığına dahi olsa bir kenara bırakılarak, “Bu bizim ortak değerimiz” mesajının hem Türkiye’ye hem de dünyaya verilmesinin önemine dikkat çekti.
Böylesi bir birlikteliğin, çevresi çatışmalarla dolu bir coğrafyada Türkiye’nin gücünü ve direncini göstermesi açısından da büyük anlam taşıyacağını belirten Yüksel, “Biz farklıyız ama birlikteyiz” mesajının hem içeride hem dışarıda güçlü bir karşılık bulacağını ifade etti.
Yazısının sonunda toplum olarak tepkide güçlü, birlikte harekette ise zayıf olunduğunu dile getiren Yüksel, konuşmanın ve paylaşmanın ötesine geçilmesi gerektiğini vurguladı. Asıl sorunun hâlâ ortada durduğunu belirten Yüksel, “Biz gerçekten olabiliyor muyuz?” sorusuyla yazısını tamamlayarak, toplumsal birlik ve ortak refleks çağrısında bulundu.
İlişkili haber:
İlişkili haber:
İlişkili haber: