AKİT MENÜ

Gündem

Ahlaksızlığa dev bütçe! İşte sapkın LGBT lobilerinin hedef kitlesi

LGBT tehlikesine dikkat çeken Büyük Aile Platformu Genel Sekreteri Serdar Eryılmaz, "Cinsiyetsiz hayvanlar, anne baba rolleri hepsi birbirine karışmış bir çizgi film üretiliyor, sizin önünüze konuluyor. Bizler ne olduğunu anlamadan, meseleyi fark etmeden çocuklarımıza bunlar enjekte edilmiş oluyor. Zihin dünyaları tamamen karışmış durumda." uyarısında bulundu.

Haber Merkezi

Eryılmaz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Büyük Aile Platformu olarak 2019-2020'li yıllarda sivil toplum kuruluşlarıyla beraber istişare ederek başlattıkları bir süreçte, "LGBT propagandası ve dayatması" kavramının ilk defa kullanıldığını belirtti.

Bu kavramın artık oturduğunu aktaran Eryılmaz, şu anda kamuoyunda LGBT denilince propagandayla alakalı hadiselerin akla geldiğini ve dayatma kısmının ön plana çıktığını kaydetti.

Eryılmaz, birilerinin LGBT'nin doğuştan geldiğini iddia ettiğine, bunun bireysel hak ve özgürlüklere müdahale olduğuna dair söylemlerin olduğu dönemleri geride bıraktıklarını ifade ederek, "Her dine, ideolojiye, siyasi görüşe mensup hiçbir insan bir LGBT bireyine, kendisini öyle tanımlayan bir kişiye karşı nefret söyleminde bulunmuyor. Kimsenin böyle bir derdi yok. Hatta biz onları içine düştükleri durumdan kurtarmaya çalışıyoruz." diye konuştu.

 

Bu durumu hem yurt içinde hem de yurt dışında 6-7 yıldır araştırdıklarını aktaran Eryılmaz, "Çok ciddi kanaat önderleriyle, bilim insanlarıyla nitelikli görüşmeler yapıyoruz, bilimsel etkinlikler düzenliyoruz, saha araştırmaları yapıyoruz, çalıştaylar, sempozyumlar düzenliyoruz. Hepsinin sonucunda iş bir yere varıyor. Bir küresel çete var ve bunların sadece Müslümanlara, Türkiye'ye değil, tüm dünyaya yaptıkları bir dayatma söz konusu." ifadelerini kullandı.

"Psikolojik eşik aşıldı"

Eryılmaz, 2021 yılında yapılan bir araştırmada, her yaş grubundan insana "Eşcinsellik doğuştan mıdır?" sorusu sorulduğunu, 17-24 yaş arası gençlerin yüzde 46,7'sinin bunun doğuştan geldiğini zannettiğini, bu anketin bugün yapılması durumunda bu oranın değişeceğini ve sivil toplumda, üniversitede ve medyada artık bunun dillendirilir hale geldiğini söyledi.

 

Rusya, Çin ve Polonya gibi birçok ülkede artık LGBT propagandasının yasaklandığını kaydeden Eryılmaz, "Bizim bildiğimiz kadarıyla 24 ülkede cezalandırılmış durumda bunun propagandasının yapılması. Birinin kendini 'Ben böyle hissediyorum.' demesi değil mevzu, o zaten bir ruhsal problem. Bunun sadece bir istisnası var, o LGBT+İ dedikleri interseks, bize göre hünsa olan o da doğuştan sakat doğumla alakalı bir şey. Bunların eşcinsellikle ilgisi yok. Bunun dışındaki her konu tamamen bir propagandanın bize dayattığı, özellikle gençlerimize dayattığı husus." diye konuştu.

 

Eryılmaz, Büyük Aile Platformu'nun "Gökkuşağı Faşizmi" belgeseline sürecin her aşamasında destek verdiğini kaydederek, "Çünkü bizim elimizde bir müktesebat, bilimsel çalışmalar var. Tıp alanında, psikoloji, sosyoloji, psikiyatri, pedagoji, ilahiyat, hukuk, diğer sosyal bilimler her alanda uzman 300'den fazla akademisyenimiz var ve bu konuya gönül vermişler. Bunu bir dava, mefkure olarak kabul ediyorlar ve çalışıyorlar. Bunların arasında yabancılar da var." dedi.

LGBT propagandasının yasaklanmasıyla ilgili 2021 yılında ilk mitinglerini yaptıklarını aktaran Eryılmaz, "Adına miting bile demedik, 'Büyük Aile Buluşması' dedik. Cumhuriyet tarihinde bir ilktir. İlk defa Türkiye'de farklı ideolojilerden, yaşam tarzlarından, dünya görüşlerinden sivil toplum kuruluşları bir araya geldi. Hepsinin ortak bir derdi var, ailesini korumak. Büyük Aile Platformu böyle oluştu." ifadelerini kullandı.

 

Eryılmaz, o günden bugüne çok şey değiştiğini kaydederek, "Bir kere psikolojik eşik aşıldı. Hem akademiyada hem medyada hem sosyal medyada hem üniversitelerde hem gençlerin bulunduğu her ortamda artık bu konular konuşulmaya, tartışılmaya başlandı." dedi.

"Bir yılda Türkiye'de LGBT propagandası için 750 milyon dolar bütçe harcandı"

Bu propaganda ve dayatmanın merkezinde gençlerin olduğunu kaydeden Eryılmaz, şunları söyledi:

"Belli bir yaşı aşmış insanları LGBT konusunda bir yere getiremezsiniz. Onlar sabit fikirlidir, kolay kolay fikirleri değişmez. Ama çocuklara ve gençlere bunun bir özgürlük alanı olduğunu, böyle insanların da olduğunu ve bunlara saygı duymak gerektiğini söylediğinizde, prodüksiyonlarla, influencerlarla, çizgi filmlerle karşı tarafa verdiğinizde, hatta spor dünyasında meşhur sporcuları çıkarıp tam şampiyona gecesi onun eşcinsel olduğunu ilan ettiği bir tören organize ederseniz ve o sporcuya öyle olmamasına rağmen 'Sen böyleyim diyeceksin, bundan dolayı da şu kadar sana para vereceğiz.' diye onu kandırırsanız, onu takip eden ve başarılı bulan birçok gencin zihnini karıştırmış olursunuz."

 

Eryılmaz, 2022'de Türkiye'de LGBT propagandası için 750 milyon dolar harcandığını, bu paraların bir kısmının cinsiyet değiştirme ameliyatlarında kullanıldığını belirterek, "Araştırmalarımıza göre 2,5 milyon lira maliyet tutan ve merdiven altında, sağlıksız bir şekilde yapılan ameliyatlar söz konusu. Bunların arkasında duran üniversiteler vardı. Biz sivil toplum platformu olarak bunları ifşa ettik. Üniversitelerle ilgili soruşturmalar başlamasına vesile olduk." ifadelerini kullandı.

Büyük Aile Buluşmalarında siyasileri, bürokratları ve STK temsilcilerini değil sadece bilim, sanat ve spor dünyasından kişileri sahneye çıkardıklarını aktaran Eryılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:

 

"İlk buluşmada binlerce kişiyi davet ettik ama iki elin parmağını geçmeyecek sayıda sanatçı ve sporcuyu sahneye çıkarabildik. Çünkü hiçbirisi çıkmak istemiyor, bu bir dayatma. Diyor ki 'Benim bundan sonraki sanat hayatım bitecek, müzik hayatım bitecek. Ben bundan sonra Netflix'ten teklif alamayacağım.' Bu kadar net bir şekilde bize tepkiler geliyordu ama şu an değişti. Devlet televizyonumuz TRT'de, tabii dijital platformuyla belgeseli yayınlayarak bence bunu kırdı. Genel anlamda dayatma nerede diye sorarsanız, başta medya dünyası, sosyal medya, influencerlar aracılığıyla, diziler, sinemalar, moda sektörü, spor, bunu söylemek lazım."

 

"Zihin dünyasıyla ilgili terör faaliyetleri hala devam ediyor"

Eryılmaz, iş dünyasında da dayatmalar olduğunu, uluslararası her projede iş insanlarının önüne konulan protokolde muhakkak "Gender equality (Toplumsal cinsiyet eşitliği)" kavramının yer aldığını, bu kavramın bir kadın erkek eşitliği olmadığını, kadın, erkek ve diğerlerinin eşitliğini kapsayan toplumsal cinsiyet ideolojisinin bir kavramı olduğunu belirtti.

Bu durumun her alanda kendisini gösterdiğini ve bir çocuk kanalının genel müdürü ile bu konuyu konuştuğunu anlatan Eryılmaz, "Bana 'Bir çizgi film var, çizgi filmde iki kız çocuğu öpüşüyor ve diğer arkadaşları çok iyi bir çift oldunuz diye alkışlıyorlar. Bunu Türkiye'de en az 8 milyon çocuk izledi.' dedi. Siz anne baba, eğitimci, hala, teyze, dayı, amca olarak yeğeninize, çocuğunuza baktığınızda diyorsunuz ki 'Ne kötülük olabilir ki altı üstü çizgi film izliyor.' Cinsiyetsiz hayvanlar, anne baba rolleri hepsi birbirine karışmış bir çizgi film üretiliyor, sizin önünüze konuluyor. Bizler ne olduğunu anlamadan, meseleyi fark etmeden çocuklarımıza bunlar enjekte edilmiş oluyor. Zihin dünyaları tamamen karışmış durumda." diye konuştu.

 

Bu konuda artık "sosyokültürel terör" kavramı üzerinde çalıştıklarına dikkati çeken Eryılmaz, "Bu tam da bir terör faaliyetidir. Ülkemizde silahlı terör örgütlerinin sonlandırıldığı bir dönem, terörsüz Türkiye dönemine girmiş durumdayız ama bir tarafta zihin dünyasıyla ilgili terör faaliyetleri hala devam ediyor." değerlendirmesinde bulundu.

"Artık bu konunun bir propaganda ve dayatma olduğunun herkes farkında"

Bunlara karşı yapılması gerekenleri anlatan Eryılmaz, "86 milyon Türk vatandaşı, bu kültürel emperyalizmin dayattığı propagandaların farkına varacağız. İkinci aşamada bununla alakalı nasıl mücadele edebilirim, çocuklarımı, eşimi, ailemi, diğer geniş aile fertlerini nasıl koruyabilirim, bunun derdine düşmeli. Bir başka aşama da devletimizin bu konuyla alakalı tedbirler alması lazım. Nasıl 24 ülkede LGBT propagandası kanunen yasaklanmışsa niye 25'incisi Türkiye olmasın?" şeklinde konuştu.

 

Artık herkesin LGBT'yi duymaktan rahatsız olduğunu, kendi çocuklarının zihinlerinin karışmasını istemediğini aktaran Eryılmaz, "Artık bu konunun bir propaganda ve dayatma olduğunun herkes farkında. 2026'da Türkiye Cumhuriyeti'nin LGBT propagandasını yasaklayacak kanun değişiklikleri yapması lazım. Netflix gibi dijital platformların eğer bizim ülkemizde bir yayında bulunacaksa, bir film, dizi üretecekse kesinlikle bizim kültürel değerlerimize uygun yapmalı." dedi.

Eryılmaz, şöyle devam etti:

"400'den fazla sivil toplum kuruluşu, Sünni'si, Alevi'si, Atatürkçüsü, dindarı, cemaat ve tarikat mensubu olan sivil toplum kuruluşlarından seküler sivil toplum kuruluşlarına kadar hepsi rahatsız. Artık devletimizin de bu konuda bir an önce adım atmasını istiyoruz. Hangi yargı paketine girecekse, cinsiyet değiştirme ameliyatlarının 25 yaşının üzerine çıkarılması, 18 yaşından önce hormon kullanımının yasaklanması ve ister sosyal medyada ister televizyonda ister dijital platformlarda olsun, her ne üretiliyorsa üretilsin, bu ülkenin milli manevi kültürel değerlerine uygun olacak şekilde yapılması ve LGBT propagandasını asla içermemesine dair bir kanun değişikliği yürütülmesini istiyoruz."

 

Toplumsal cinsiyet kavramının mevzuattan çıkarılması ve LGBT propagandasının yasaklanması için 150 bin ıslak imza toplayıp TBMM'ye sunduklarını anımsatan Eryılmaz, LGBT'yi destekler içerikte yayınlar yapan bazı gündüz kuşağı programlarının yasaklanması için de 105 bin ıslak imza toplayarak Meclis'e ilettiklerini, gündüz kuşağı programlarının izleyicisi olan kadınlara verdiği zararı bilimsel olarak da kanıtladıklarını, ayrıca alternatif olarak televizyonlardaki yapımcılarla görüşerek 12 farklı gündüz kuşağı formatını ilgili makamlara verdiklerini anlattı.

Yorumlara Git

İşte olay mahalli! Kesik baş cinayetindeki ev görüntülendi

Barzani ateşle oynuyor! IKBY’de 4 imama zulüm: Sebebi ‘yok artık’ dedirtti

Avrupa'da PKK Yandaşlarına "Demokrasi" Tokadı: Türk Polisinin Şefkatini Mumla Arayacaklar!

Mısır, ABD ile görüştü! Orta Doğu için çok konuşulacak iki talebini iletti

Minik Asel'i ölüme götüren ihmaller zinciri! Çelişkili kayıtlar ortaya çıktı: ‘Alerji’ denildi, ‘sepsis’ olduğu belirlendi