Aktüel
Türkiye enerjide oyun kurucu oluyor! Mumay, Türkiye’nin enerji hamlesini analiz etti
Türkiye’nin transit ülke rolünden çıkarak gazı depolayan, yöneten ve fiyatlayan bir enerji merkezine dönüşümünü ele alan analiz, LNG anlaşmalarından nükleer yatırımlara, Zengezur Koridoru’ndan enerji borsasına uzanan adımlarla Ankara’nın bölgesel ve küresel enerji denkleminde oyun kurucu konuma yükseldiğini ortaya koyuyor.
SEBAHATTİN AYAN/İSTANBUL
Türkiye, son yıllarda attığı stratejik adımlarla yalnızca enerji kaynaklarının geçtiği bir ülke olmanın ötesine geçerek bölgesel ve küresel ölçekte bir enerji üssü olma yolunda ilerliyor. Doğal gaz depolama kapasitesinin artırılması, uzun vadeli LNG anlaşmaları, nükleer enerji yatırımları ve enerji ticaretinin merkezine yerleşen yeni piyasa mekanizmalarıyla Ankara, enerjinin sadece taşındığı değil; yönetildiği, depolandığı ve fiyatlandığı bir merkez olmayı hedefliyor. Bıu kapsamda araştırmacı yazar Nazlı Mumay, “Türkiye’nin Enerji Merkezi Olma Stratejisi” başlıklı kapsamlı analizinde, Türkiye’nin yalnızca bir enerji geçiş güzergâhı olmaktan çıkarak küresel ölçekte oyun kurucu bir enerji merkezine dönüşümünü ele aldı. Mumay, Türkiye’nin son yıllarda attığı stratejik adımların, enerji denkleminde pasif bir rolü geride bıraktığını vurguladı.
TÜRKİYE “ENERJİ BANKASI” NİTELİĞİ KAZANDI
Analizde, Bakü-Tiflis-Ceyhan ve Bakü-Tiflis-Erzurum gibi projelerle uzun yıllar “transit ülke” konumunda bulunan Türkiye’nin, bugün BOTAŞ öncülüğünde imzalanan uzun vadeli LNG anlaşmaları sayesinde gazı yalnızca taşıyan değil; tedarik eden, depolayan ve fiyatlayan bir aktör hâline geldiğine dikkat çekildi. Almanya ve İtalya ile yapılan 10 yıllık LNG anlaşmalarının, Türkiye’nin Avrupa enerji güvenliğinde merkezi bir konuma yükseldiğinin göstergesi olduğu ifade edildi.
Nazlı Mumay, Tuz Gölü ve Silivri doğalgaz depolama tesislerinde kapasite artırımıyla Türkiye’nin “enerji bankası” niteliği kazandığını, bu durumun özellikle kış aylarında ve jeopolitik kriz dönemlerinde Ankara’nın elini güçlendirdiğini belirtti. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’ın Avrupa ülkelerine yönelik “LNG’yi Türkiye’de depolayın” çağrısının, bu yeni vizyonun açık bir yansıması olduğu vurgulandı.
TÜRKİYE EKSİK HALKAYI TAMAMLIYOR
Analizin önemli başlıklarından biri de Hazar Havzası ve Zengezur Koridoru oldu. Mumay, Zengezur’un yalnızca bir ulaşım hattı değil, Türkiye’nin enerji jeopolitiğinde “eksik halka”yı tamamlayan stratejik bir koridor olduğunun altını çizdi. Bu hattın devreye girmesiyle Orta Asya ve Azerbaycan enerji kaynaklarının Türkiye’ye doğrudan ulaşmasının mümkün hâle geleceği ve Avrupa için Rusya’ya bağımlı olmayan güçlü bir alternatif oluşacağı ifade edildi.
Türkiye’nin Irak ve Suriye ile enerji ilişkilerinin de yeni bir çerçevede ele alındığı analizde; Ankara’nın artık sadece transit ülke değil, yatırımcı ve ana tedarikçi konumuna yükseldiği belirtildi. Suriye’de yeni dönemde imzalanan milyarlarca dolarlık anlaşmalar, doğal gaz ihracatı ve enerji santrali yatırımları bu dönüşümün somut örnekleri olarak gösterildi.
“Nükleer Vizyon ve 2026 Atılımı” başlığı altında ise Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nin devreye girmesinin Türkiye için bir dönüm noktası olacağına dikkat çekildi. Gabar’daki petrol üretimi ve nadir toprak elementlerine yönelik çalışmaların da “yerli ve milli” enerji stratejisinin temel ayaklarını oluşturduğu ifade edildi. Mumay, yeşil enerji ve elektrik ticaretinin yükselişine de ayrı bir parantez açtı. Türkiye’nin “molekül ticaretinden elektron ticaretine” geçiş sürecini yönettiği belirtilirken, Azerbaycan-Gürcistan-Bulgaristan hattında planlanan yeşil elektrik projelerinin Türkiye’yi Avrupa’nın enerji prizine dönüştürmeyi hedeflediği kaydedildi.
TÜRKİYE ENERJİDE MERKEZ KONUMA YÜKSELDİ
Analizde, Rusya-Ukrayna Savaşı sonrası ortaya çıkan yeni dengelerde Türkiye’nin “gaz merkezi” rolünü ustalıkla yönettiği vurgulandı. EPİAŞ bünyesinde kurulan Organize Toptan Doğal Gaz Piyasası sayesinde fiyatların Türkiye’de oluşmaya başladığı, bunun Ankara’yı bir boru hattı ülkesi olmaktan çıkarıp enerji borsası konumuna taşıdığı ifade edildi. Sonuç bölümünde Nazlı Mumay, Türkiye’nin artık sadece enerjinin aktığı değil; yönetildiği, depolandığı ve fiyatlandığı bir merkez hâline geldiğini belirtti. Analizde ayrıca, “Turkish Blend” gibi olası bir referans fiyatın bölgesel ya da küresel bir benchmark hâline gelip gelemeyeceğinin akademik ve teknik olarak daha fazla araştırılması gerektiğine dikkat çekildi. Mumay, Türkiye’nin enerji alanında geliştirdiği entegrasyon modellerinin yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda jeopolitik istikrarı güçlendiren ve çatışma azaltıcı bir rol oynadığını vurgulayarak, bu alandaki çalışmaların stratejik önemine işaret etti.