Aktüel
Alper Tan'dan çarpıcı yazı! Dost acı söyler: Netanyahu gibi yaşayıp Selahaddin olamazsın...
Netanyahu gibi yaşayıp Selahaddin olamazsın başlıklı Alper Tan'dan çarpıcı bir yazı...
Dost acı söyler: Netanyahu gibi yaşayıp Selahaddin olamazsın!
Bu yazıda Suriye ve YPG/SDG/PKK meselesini ele almak istiyoruz ama evvela büyük sultan, Selahaddin Eyyubi’nin 1187 Hıttin Muharebesini hatırlatmak isteriz.
Hıttin Savaşının önemi şuydu: Haçlıların “Kudüs Krallığı”nı ayakta tutan askeri-siyasi omurga orada kırıldı. İnsanlar bazen bir savaşın “sadece bir gün” sürdüğünü sanıyor; Hıttin’in etkisi yıllarca sürdü. Peki Hıttin zaferinin önemi neydi?
1) Kudüs’ün kapısını açtı (1187). Hıttin’den sonra Haçlı ordusunun ana gücü çöktüğü için Selahaddin Eyyûbî kısa sürede sahil kalelerini teker teker sıkıştırdı ve Kudüs 2 Ekim 1187’de teslim oldu. Yani Hıttin savaşı, “şehir düşüşü”nün doğrudan hazırlığıydı.
2) Haçlıların en iyi savaşçı kadrosu yok edildi. Sadece “asker kaybı” değil, Haçlı Kudüs Krallığı’nın üst düzey komuta kadrosu dağıldı, Kral Guy (Lusignan) esir düştü. Tapınakçılar ve Hospitalier gibi ağır süvari çekirdeği büyük darbe aldı. Haçlıların sahada dengeyi tekrar kurmasını çok zorlaştırdı.
3) Selahaddin Eyyubi’ye stratejik üstünlük ve meşruiyet sağladı. Hıttin, Selahaddin Eyyubi’nin Suriye-Mısır merkezli birliğini pekiştirdi, farklı Müslüman güç odaklarını aynı hedef etrafında ikna etti ve “Kudüs’ün geri alınması” fikrine güçlü bir meşruiyet kazandırdı.
4) Güç dengesi iç bölgelerden kıyı şeridine kaydı. Haçlılar tamamen yok olmadı; fakat ağırlık içerdeki krallık düzeninden çok kıyıdaki kalelere ve limanlara sıkıştı (Akka gibi). Hıttin sonrası Levant’taki Haçlı varlığı “devlet” gibi değil, daha çok zayıflayarak “kale-liman ağı” gibi yaşamaya başladı.
Kısacası Hıttin, basit “bir muharebe” değil; Kudüs’ün el değiştirmesine, Haçlıların askeri elitinin çökmesine sebep olmuştur.
Selahattin Eyyubi, Kudüs’te Haçlılara karşı savaşmıştı. Kudüs’ü 1187’de Haçlıların elindeki “Kudüs Krallığı”ndan aldı. Yani karşısındaki taraf, Latin/Frank soyluları ve onların askerleriydi. Kudüs’ün bizzat teslim alındığı Kudüs Kuşatması’nda şehir savunmasının başındaki en önemli isim (şehirdeki Frank-Latin kuvvetlerle birlikte) Balian of Ibelin’di. Bu kuşatmaya giden yolda Selahaddin Eyyubi’nin Haçlılara karşı en kritik darbesi Hıttin Savaşı (1187) oldu; burada Haçlı ordusunun ana gövdesini dağıttı. Komuta kademesinde Kudüs Krallığı’nın kralı Guy de Lusignan ve önde gelen Haçlı liderleri vardı. Yani Selahaddin Eyyubi, Kudüs Krallığı’nın Haçlı/Frank-Latin güçlerine karşı savaştı. Kudüs’ün fethi için kilidin açılması ise Hıttin muharebesinin kazanılması idi.
Filistin’i hürriyetine kavuşması ve ilk kıblemiz Mescid-i Aksa’nın kurtarılması için günümüz şartlarında ise bu kilit, Suriye’nin hürriyetine kavuşturulmasıdır.
Zamanımızın Hıttin’i Suriye’dir. Bütün olarak Suriye birleştirilip özgür ve bağımsız olduğunda sıra Filistin’e gelecektir. Yani İsrail’in sonunun getirilmesine..
Bugünlerde Suriye’de YPG/SDG/PKK teröristlerine karşı yapılan operasyonlar konusunda, kendini Kürt olarak tanımlayan bazıları rahatsızlıklarını izhar ediyorlar. İslami hassasiyeti olan Kürt kardeşlerimiz Selahaddin Eyyubi’nin Kürt olduğunu kabul ederek onunla övünürler. Suriye’nin bütünlüğüne engel çıkarmak İsrail’i korumaktır. Bu ise bir Müslümana asla yakışmaz.
Haçlı/Frank-Latin güçlerinin elindeki Kudüs Krallığı’nın saflarında Balian of Ibelin’ın emrinde Müslümanlarla savaşıp sonra da Selahaddin Eyyubi’nin torunuyum diyemezsiniz.
Onun torunları, Filistin’de 80 seneden beri yıkım, kıyım ve soykırım yapan İsrail’e bırakın gönüllü militan, ajan, destek olmayı, Yahudilere ve Siyonistlere sempati duymayı bile kalbinden geçiremez.
Selahaddin Eyyubi’nin torunları, Ayn El Arab’da, Haseke’de, Rakka’da, Deyrezor’da, “Allahu Ekber” diyen çocukları hapse atarak cezalandıran, İslam düşmanı bir örgüte kalben meyledemez.
Selahaddin Eyyubi’nin torunları, Kürt ve Arap kızlarını, “özgürleştirme” safsatasıyla zorla ya da kandırarak dağa kaldırıp, namusunu kirletip Müslümanlara karşı kullanan ve İslam düşmanlarına hizmet eden bir organizasyonu savunamaz.
Selahaddin Eyyubi’nin torunları, Allah’ın evi olan camileri, mescidleri her tür kirli ideolojilerin karargahına çeviren, ezanı, namazı yasaklayan melun bir güruha kalben meyledemez.
Selahaddin Eyyubi’nin torunları, Afganistan, Irak, Filistin ve Libya’da milyonlarca Müslümanı en ölümcül silahlarla imha eden ABD, Fransa, İsrail gibi aşağılık düşmanlara gönüllü asker yazılan alçakları savunamaz.
Selahaddin Eyyubi’nin torunları, ümmet olma bilincini unutarak, Kürtlüğü, “ırkçılık” derekesine düşüren hastalıklı “etnik” bir zihniyetle sadece dil ve özerkliğe indirgeyemez.
Selahaddin Eyyubi’nin torunları, Müslüman Filistinlilere soykırım uygulayan Netanyahu’nun emrinde Haçlı-Siyonist ittifakına hizmet edip, Kürtlerin haklarını savunuyorum diyemez.
Selahaddin Eyyubi’nin torunları, dünyanın en vahşi gücü ABD tarafında her tür silahla donatılıp yıllardır, Suriye’de Irak’ta, Türkiye’de kan döken besleme teröristlere sahip çıkamaz.
İslam’ın en büyük kahramanlarında olan Selahaddin Eyyubi’nin torunları, İslam ülkesi Suriye, Türkiye ve Irak’ı parçalayarak Müslüman düşmanlarına küçük küçük yem etmeye hizmet edenlere sempati duyamaz.
Bir kişi Kilisede zangoçluk edip aynı zamanda camide müezzinlik yapamaz.
Dost ve kardeş gereğinde acı söyler.
Zihnen silkelenip kendimize gelelim lütfen…