AKİT MENÜ

Gündem

Erdoğan’ın ayak sesleri İsrail’i titretiyor

Yıllarca katil Esat rejimiyle gizli ittifak kurarak, bölgedeki şeytani planlarını yürüten İsrail; 8 Aralık devrimiyle Esat’ın kaçması ve kuklası YPG/SDG terör örgütünün bölgeden atılması sebebiyle Türkiye ve Erdoğan korkusu yaşamaya başladı.

Haber Merkezi
Güncelleme Tarihi:

Yıllarca katil Esed rejimiyle gizli ittifak kurarak bölgedeki şeytani planlarını yürüten İsrail, 8 Aralık devrimiyle Esed’in kaçması, kuklası YPG/SDG’nin de bölgeden atılması nedeniyle Türkiye ve Erdoğan korkusu yaşamaya başladı. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin, “Sayın Cumhurbaşkanı ‘Dünya 5’ten büyüktür’ diyor. Ona şunu söyledim; ‘Hz. Ömer Kudüs’ü fethetti, Selahattin Eyyubi Kudüs’ü fethetti, Yavuz Sultan Selim Kudüs’ü fethetti, Abdülhamit Kudüs’ü ihya etti. Bu dört isim Kudüs için önemlidir ve semboldür. Neden siz beşinci olmuyorsunuz?’ Tarihte Şam ve Kudüs’ün fetihleri arasında bağ vardır. Şam’ı fetheden mutlaka Kudüs’ü fethetmiştir. Bölgede insanlar güvenecekleri güçlü bir lider arıyor” sözleri ise soykırımcıyı adeta titretti.

 

GAZZE’DE TÜRK GÖRMEK KABUS!

İsrailli üst düzey yetkililer ABD’nin Katar ve Türkiye’yi Gazze Şeridi’ndeki barış gücüne dâhil etme kararını kabullenemezken, İsrailli gazeteci Yaakov Bardugo, Türk askerinin Gazze’ye girme fikrinin Kudüs halkını endişelendirdiğini, İsrail’in güvenliğini sarstığını belirtti. Katil Netanyahu da, sık sık “Türkiye ve Katar güçleri Gazze’ye ayak basmayacak”, “Gazze’de Türkiye ve Katar askerlerinin konuşlanmasına izin vermeyeceğiz” şeklinde açıklamalar yapıyor. Ana muhalefet partisi lideri Yair Lapid ise, Netanyahu’yu Türkiye ve Katar’ı Gazze’ye taşımakla suçlarken, Yerleşim ve Ulusal Misyonlar Bakanı Orit Strock de “Türkiye’yi Suriye’den uzaklaştırmaya çalışırken onları Gazze’ye nasıl sokarız? Gazze’de hiçbir suretle Türk görmek istemiyorum; ne traktör üzerinde, ne cipte, ne de patenle” diye Türkiye korkusunu dile getiriyor.

 

TÜRKİYE ARTIK OYUNU KURAN ÜLKE

Konuya ilişkin Akit’e konuşan AK Parti Tekirdağ Milletvekili Mestan Özcan ise, bakın neler söylüyor: “Bugün dünya yeni bir kırılmanın eşiğinden geçmektedir. Bu büyük dönüşümün merkezinde ise artık açık ve net bir şekilde Türkiye vardır. Türkiye, uzun yıllar kendisine biçilen rolleri oynayan bir ülke değil; bugün oyunu kuran, yöneten ve şekillendiren güçlü bir devlet iradesinin temsilcisidir. Türkiye masanın arkasında değil, masanın tam ortasındadır. Hatta çoğu dosyada masa bizzat Türkiye tarafından kurulmaktadır. Ortadoğu’dan Kafkasya’ya, Karadeniz’den Doğu Akdeniz’e kadar uzanan geniş bir coğrafyada Türkiye’den habersiz hiçbir stratejik hamle yapılamamaktadır. Bugün bölgede bizden habersiz bir yaprak dahi kıpırdamıyorsa, bu bir söylem değil; diplomatik, askeri, siyasi ve stratejik gücün sahadaki somut sonucudur. Gazze’de sergilenen hukuk tanımaz, vicdansız ve insanlık onurunu hiçe sayan saldırgan politika, İsrail’i uluslararası alanda giderek yalnızlaştırmıştır. Tarih çok nettir: Meşruiyetini kaybeden hiçbir yapı, küresel sistem içinde uzun süre ayakta kalamaz. Türkiye ise bu süreçte yine tarihin doğru tarafında yer almıştır. Sayın Devlet Bahçeli’nin dile getirdiği ‘Şam alınmadan Kudüs alınmaz’ ifadesi, bir slogan değil; Ortadoğu’nun jeopolitik gerçekliğini özetleyen derin bir stratejik tespittir. ‘Türkiye Yüzyılı’ bir siyasi slogan değil; değişen dünya düzenine karşı geliştirilmiş büyük bir devlet aklıdır.”

 

ŞAM’DAN KUDÜS’E SORUMLULUK

GÜVENSAM Genel Koordinatörü, Terör Uzmanı Cihad İslam Yılmaz da şunları dile getirdi: “Ortadoğu’nun bugünkü kırılgan dengeleri, aslında tarihin uzun hafızasında defalarca tecrübe edilmiş bir gerçeği yeniden hatırlatıyor: Şam ile Kudüs arasında yalnızca coğrafi değil, siyasi ve medeniyet tasavvuruna dayanan derin bir bağ vardır. Bu bağ, Haçlı seferlerinden Osmanlı hâkimiyetine kadar uzanan çizgide hep güçlü bir merkez iradeyle kurulabilmiştir. Türkiye’nin son yıllarda Suriye sahasında artan etkisi, yalnızca güncel askeri veya diplomatik hamlelerle açıklanamaz; bu etki, tarihsel sorumluluğun ve bölgesel düzen kurma iddiasının doğal bir sonucudur. Bu nedenle İsrail’de yükselen tedirginlik, anlık reflekslerden ziyade, tarihin yeniden devreye girdiğini sezmenin yarattığı huzursuzluktur. Tel Aviv’in asıl rahatsızlığı, Türkiye’nin doğrudan Gazze’ye asker göndermesi ihtimalinden çok, Ankara’nın bölgesel denklemde yeniden kurucu bir aktör olarak sahneye çıkmasıdır. Çünkü Türkiye’nin olduğu yerde sadece askeri güç değil, aynı zamanda meşruiyet, tarihsel referans ve halklar nezdinde karşılık bulan bir liderlik vardır. Tarih, Türkiye’ye Şam’dan Kudüs’e uzanan hatta yalnızca bir imkân değil, ağır bir sorumluluk da yüklemektedir. İsrail’in rahatsız olmaya devam etmesi de bu yüzden kaçınılmazdır. Zira bölgede güçlü, tarih bilinciyle hareket eden bir Türkiye, statükodan beslenenleri sarsmaktadır.”

Yorumlara Git

Kerem Aktürkoğlu Fenerbahçe'nin başını yakabilir! UEFA'dan özel inceleme!

Trump'ın bakanı topun ağzında

“Saç örme” akımına destek veren terör şakşakçısı hemşire anında enselendi! İfadesinde bakın nasıl çark etti

Operasyon çocuklarından Başkan Erdoğan’a yeni iftira

Türkiye’nin gözü bu davada! Aziz İhsan Aktaş davası başladı