Gündem
YPG’nin önüne yattılar
PKK’nın Suriye’deki uzantısı YPG’nin Şam rejimi karşısında hezimete uğramasının ardından paniğe kapılan ve önce ‘saç örerek’ dikkat çekmeye çalışan DEM Partililer, şimdi de kapı kapı dolaşarak, teröristlere destek arayışına girdi. Ayn el-Arab ve Haseke civarına sıkışan YGP’li teröristlere yardım gitmesinin önlendiği yalanını söyleyen DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, “Kürtlerin öfkesi kabartılmamalı” şeklinde provokatif ifadeler kullandı.
Sebahattin Ayan İstanbul
PKK’nın Suriye’deki uzantısı YPG/SDG’nin Şam yönetimine karşısında hezimete uğramasının ardından paniğe kapılan ve önce ‘saç örerek’ dikkat çekmeye çalışan DEM Partililer, şimdi de kapı kapı dolaşarak teröristlere destek arayışına girdi. Suriye karşısında büyük kayıplar vererek Ayn el-Arab ve Haseke civarına sıkışan YGP’li teröristler yüzünden bölge halkına yardım gitmesinin önlendiği yalanını söyleyen DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, “Kürtlerin öfkesi kabartılmamalı” şeklinde provokatif ifadeler kullanırken, partisi kapı kapı dolaşmaya başladı. Gelişmeleri bahane ederek, Özgür Özel’le bir araya gelen DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan, “Örgüte destek için acil yardım koridorlarının açılmasını” talep etti.
KENT UZLAŞICILARI BULUŞTU
‘Kent Uzlaşısı’ adı altında Kandil’in uzantılarıyla kirli ittifaklar yapan ve “Biz burada üç eş genel başkan yan yana duruyoruz” diyerek kendisini örgütün Meclis’teki uzantılarıyla aynı yerde konumlandıran Özel ise “CHP’li belediyeler yardım ulaştırmak istiyor ve bu konuda koordinasyon sağlanması için görüşmeler yapacak” diyerek teröristlerin kontrolündeki bölgelere yardım göndermek için hazır olduklarını belirtti. Geçmişte Cumhur İttifakı’na karşı 6+1’li masa etrafında bir araya gelen CHP-DEM’in eli kanlı terör örgütüne yönelik destek açıklamalarına tepki yağarken, uzmanlar Türkiye’de siyaset yapan muhalefet partilerinin YPG’nin önünde yattığı görüşünde birleşti.
İHANET ORTAKLARI KÖŞEYE SIKIŞTI
Akit’e konuşan AK Parti Diyarbakır Milletvekili Galip Ensarioğlu, şunları söyledi; “CHP ve DEM’de samimiyet göremiyoruz. Bu ikisinin Türkiye’nin bölgede etki alanını genişletmesinden, Suriye’yle irtibatını kuvvetlendirmesinden ve bunun siyaseten AK Parti’ye yaramasından rahatsızlık duyduğunu gözlemliyoruz. Bu ikisinin millet ve memleket yerine siyasi istikbal kaygısı güttüğünü müşahede ediyoruz. Oysa bölgenin terörden arındırılması milli, siyaset üstü bir mesele olarak algılanmalı. DEM Partililer, kendi tabanlarına mesaj verme ya da teskin etme adına sert tutum takınıyorlar. ‘Terörsüz Türkiye’ sürecine zarar verecek, huzur iklimini bozacak seviyede söylemlerde bulunulmamalı. CHP, Kürt sorunu dahil tüm kronik problemlerin mesulü. DEM Parti’nin de CHP’nin de YPG’ye siper olduğuna tanıklık ediyoruz. Bu ikisinin Suriye ve bölge için tehdit olan bir örgütü koruma kollama telaşı içinde olduğuna şahitlik ediyoruz. Oysa önümüzde güzel bir süreç var. PKK gibi onunla bağlantılı yapılar da legalleşecekti. YPG’nin şu an için bu fırsatı teptiği muhakkak. Çünkü o örgüt, süreci okuyamadı. Ancak er ya da geç bölgede istikrar sağlanacak. Kürtler zarar görmeden tıpkı Aleviler ve gayrimüslimler gibi haklarını alacaklar. Samimiyetle alâkası olmayan DEM Parti ve CHP de ne yaparsa yapsın yarar elde edemeyecek. Bu ikisi sıkışmışlıktan, Türkiye’nin lehine olan her haberin verdiği telaşla hata yapmaya devam edecek.”
TEHDİTLE BARIŞ İNŞA EDİLEMEZ
Eski HDP’li Ayhan Bilgen de, şunları dile getirdi: “Hiçbir konu, Ortadoğu’nun içinden geçtiği süreçten bağımsız değerlendirilemez. Bu süreç,önemlidir ve herkesin dikkatli olmasını gerektirmektedir. Artık kimse, siyaseti kendi kazancına ya da menfaatine odaklamamalıdır. Karşı karşıya kaldığımız esas tehdit İsrail saldırganlığıdır. Bu durum, herkesin bulunduğu coğrafyayı savunmasını mecburi hâle getirmektedir.Suriye’nin bütünlüğü de Ortadoğu’nun barışının ayrılmaz parçasıdır. Kürtler, huzur içinde gelecek kurma düşüncesinde iseler Ortadoğu halklarıyla ortaklaşmak zorundalar. Bunun dışında her formül savaşı, çatışmayı getirir. Suriye’de kaosa ve iç savaşa dönüş kimsenin yararına değildir. Bu hususta DEM Parti, çatışmayı yeniden yaygınlaştıracak bir dil ve yaklaşım geliştirmek yerine barışı güçlendirecek hatta kalıcı kılacak söylem geliştirmelidir. Ateşkesin uzaması, 10 Mart konseptine bağlı kalınması barışın mümkün olmasını sağlar. DEM bunu savunmalıdır. Aksi durum Kürtlere zarar verir. Barışın tesis edilmesi herkesin yararınadır. Burada hiçbir kesimin, hiçbir sivilin mağduriyetini kabul etmeyiz. Ancak karşımızda bilgi kirliliği, beşinci nesil enformasyon savaşı olduğunu hepimiz görmeliyiz. Şu aşamada DEM’e düşen görev büyüktür. Bir defa sorumlu olunmalıdır. Samimiyet elden bırakılmamalıdır. Sözde değil, özde sulhtan yana tavır takınılmalıdır. Artık barışın kavram ya da kelime olarak telaffuz edilmesiyle yetinilmemelidir. Barışa giden yol da savunulmalıdır. Ve çatışma, silah, nefret diliyle bir yere varılamayacağı idrak edilmelidir. Tehditle, korkutmayla barış inşa edilemeyeceği anlaşılmalıdır.”