AKİT MENÜ

Gündem

Silivri’de hırsızlar tiyatrosu

Yolsuzluk batağına saplanan CHP’li belediyeleri ve genel merkezi rüşvete bağlayan ‘Aziz İhsan Aktaş suç örgütüne’ yönelik davanın Silivri’de görülen ikinci duruşmasında, benzeri görülmemiş algı piyesleri sahnelendi. CHP’li belediye başkanları, Aktaş’la olan akçeli işlerine “ticaret” kılıfı uydurmaya çalışırken; yaşanan yolsuzluğu perdelemek için her yolu deneyen Özgür Özel ise yargıyı etkilemek ve hükümeti hedef almak için tehdit diline sarıldı.

Güncelleme Tarihi:

HABER MERKEZİ

Aziz İhsan Aktaş suç örgütü soruşturması kapsamında 6’sı görevden el çektirilen 7 belediye başkanının da dahil 200 sanığın yargılandığı davanın duruşmasının ikinci gününde tutuklu sanıkların savunmaları alındı. Silivri’de görülen duruşmada sanıklar, hırsızlıkları ve yolsuzlukları itiraf etmek yerine tiyatro yaptı.
Tüyü bitmemiş yetimin hakkını yiyen başkanları savunan CHP’nin emanetçi Genel Başkanı Özgür Özel de akla ziyan laflar etti. Çalınan çırpılan paraları ve alınan rüşvetleri görmezden gelen Özel’in dilinden CHP’nin normalde karşı olduğu “Hak”, “Helal” gibi dini kelimeler döküldü. Özel, “Vallahi de billahi de bize bu zulmü yapanlara hakkımız helal değildir” çıkışıyla büyük bir samimiyetsizlik örneği sergiledi. Özel, iktidarı ve yargıyı tehdit alışkanlığını bırakmadı. Özel’in, “Bedel ödeyeceksiniz. Sizi düşüreceğiz. Siz düşeceksiniz. İktidardan da düşeceksiniz. Haksız yere oturdunuz o kürsülerden de düşeceksiniz. Hepiniz hesap vereceksiniz. Hepiniz hesap vereceksiniz” cümleleri pervasızlık ve hadsizlik olarak yorumlandı. Özel’in rüşvetten yargılanan belediye başkanları için “Ceza alsalar yatarı kalmamış arkadaşlar Silivri’de yatıyor” sözü de hem zanlıları mazlumlaştırma hem de usulsüzlüğü meşrulaştırma girişimi olarak algılandı.

 

“NİYE BAŞKASIYLA DEĞİL DE BABANLA PARASAL İLİŞKİ KURULUYOR”

Akit’e konuşan Avukat Sinan Pak, şunları söyledi: “İnsanda birazcık utanma, ar, hayâ, edep olur. Bu dört kavram, çok önemli. İşte Silivri’de dün ortaya çıkan fotoğraf ortada. O nedenle ilk olarak sanıklara ‘Sen neden yargılanıyorsun’ sorusu sorulmalı. ‘Bir fikri dillendirmek ya da yaymaktan mı yoksa milletin sana emanet ettiği belediyede yolsuzluk yapmakla mı itham ediliyorsun’ suali yöneltmeli. Halk, sana ‘Reylerimizi ve vergilerimizi al da bize en iyi şekilde yönet, ilimizi kalkındır’ diyor. Sen ise hileli, şaibeli adımlar atıyorsun. Bir de pişkince rüşveti de ticaret olarak adlandırıyorsun. Yahu sen, belediye başkanı olduğun için müteahhit ya da firma patronu babana para veriyor. Senden ihale aldığı için müteahhit ya da firma patronu babanla milyonlar ödüyor. Babasına borcu varmış. Neden senin babana borçlu? Neden Ahmet’e yahut Mehmet’in değil de senin babana para veriyor? Adnan Menderes’in oğlu Yüksel Menderes, ‘Baba ben ticaret yapacağım’ der. Menderes de ‘Ticaret yaptığında alıp sattığın ben olurum. Ben Başvekil olduğum müddetçe müsaade etmem’ cevabını verir. Eski Ceyhan Belediye Başkanı da böyle tavır takınmalıydı. Karşımızda zımni rüşvet var. Keşke eski Ceyhan Belediye Başkanı, ‘Benim makamımdan ötürü babama borç verilmiştir’ itiraf edip siyasetten çekilseydi. CHP’lilerin Silivri’de yaptıkları yenir yutulur değil. İddianamede neler var neler! Yani bunlarda utanma olsa ellerine kazma veya kürek alıp yerin dibine girerdi. İddianamede Aziz İhsan Aktaş’ın arabasını kullananlar sıralanıyor. Aktaş’tan menfaat elde edenler sayılıyor. Buna rağmen CHP’lilerin iktidara ve yargıya tehdit savurmaları arsızlık. Dilek İmamoğlu’nun müfredatı ve eğitim sistemini hedef alması, Özgür Özel’in yaygara koparması anlaşılır değil. Özgür Özel, evvela kendisi ve ekibiyle ilgili ithamlara cevap versin. Dilek İmamoğlu da özel kalem müdürünü bir belediyede neden 300 bin lira maaşla işe aldırdığını açıklasın.”

 

CHP’NİN ASLİ REFLEKSLERİYLE YÜZLEŞTİK

AK Parti Afyonkarahisar Milletvekili Dr. Hasan Arslan da şunları dile getirdi:
“Türkiye, bugün bir kez daha CHP siyasetinin asli refleksleriyle yüzleşmiştir. CHP’nin bugünkü açıklamalarına bakınca yine hırsızlık, yolsuzluk, ahlaksızlık gündemini değiştirmeye yönelik bir çaba içerisinde olduklarını görüyoruz. Türkiye’nin gerçek gündemi İBB’deki milyarlarca liralık hırsızlıktır. CHP Genel Başkanının, milletin oylarıyla seçilmiş iktidarı ‘düşürmekle’ tehdit eden ifadeleri, siyasi nezaketle bağdaşmadığı gibi demokrasiye bakışlarının da itirafıdır. Darbe çağrışımı yapan tehdit dili, sahibine ancak hayal kırıklığı yaşatır. Yargıyı baskı altına almaya çalışmak, devam eden davalar üzerinden siyasi prim devşirmek ve hükümeti hedef alarak dosyaların üzerini örtmeye çalışmak kabul edilemez. Hukuk herkes için vardır ve hesap vermesi gerekenler, mahkemeler önünde hesap verir. Öte yandan, Cumhurbaşkanlığı adaylığı ile Ekrem İmamoğlu arasında sıkışan Özel’in bir hekim olarak sinir sisteminin tamamen çöktüğüne şahidiz. Bu kez de hükümeti düşüreceğiz diyerek darbe imasında bulundu. Bu durum sinir sisteminin güncel durumunu meşrulaştırıyor. Dilek İmamoğlu’nun müfredata yönelik açıklamalarına gelince; burada rahatsızlık duyulan husus eğitim değil, nasıl bir neslin yetiştiğidir. Rahatsız oldukları şey; ilimle, irfanla, ahlakla yetişen; üreten, düşünen, teknoloji geliştiren, ülkesine değer katan bir gençliktir. Türkiye’nin yerli ve milli eğitim anlayışı, çocuklarımızı ideolojik kalıplara hapsetmek için değil; onları güçlü yarınlara hazırlamak için vardır. AK Parti, milletin emanetine sahip çıkmaya; demokrasiyi, hukuku ve milli iradeyi kararlılıkla savunmaya devam edecektir. Tehdit diliyle, algı oyunlarıyla ve eski alışkanlıklarla bu ülkenin yönü değiştirilemez” ifadelerini kullandı.

Yorumlara Git

Siyonizm’in Kanlı Yol Haritası: İsrail Hitler ve İnönü eliyle kuruldu

Kırmızı et fiyatlarını düşürecek proje yolda! Pilot il olarak bakın hangisi seçildi

Türkiye petrol ve doğalgazı anında bulacak! 7. nesil gemiler artık envanterde

Mirziyoyev'İ karşılama törenine ezan arası

Merz'den Trump'a 'gümrük' resti: Avrupa kendisini savunmaya hazır!