Gündem
CHP’den basına kapalı ihanete açık konferans! Neyi kimden gizliyorsunuz?
MHP lideri Devlet Bahçeli’nin çağrısıyla başlayan ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın dirayetiyle önemli mesafeler kateden ‘Terörsüz Türkiye’ sürecini sabote etmek için Meclis’te yürütülen komisyon çalışmaları hakkında, “basına açık olmalı, halk her şeyi görmeli” dayatmasında bulunan CHP, ikiyüzlülükte sınır tanımadı.
HABER HERKEZİ
Bahçeli’nin çağrısıyla başlayan ve Erdoğan’ın dirayetiyle önemli mesafeler kateden ‘Terörsüz Türkiye’ sürecini sabote etmek için Meclis’teki komisyon çalışmaları hakkında “Basına açık olmalı, halk her şeyi görmeli” dayatmasında bulunan CHP, ikiyüzlülükte sınır tanımadı. Ulusalcı tabanı ürkütmemek için İmralı Heyeti’ne üye vermeyen ve Cumhur İttifakı’nı Öcalan ile iş tutmakla itham eden CHP, 30-31 Ocak’ta düzenlediği ve aralarında Dilek Kaya İmamoğlu, Tahir Elçi Vakfı Başkanı Türkan Elçi, Hrant Dink Vakfı Başkanı Rakel Dink, hakim katili yönetmen Yılmaz Güney’in eşi Fatoş Güney, DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, Mithat Sancar, Chatham House Kıdemli Danışmanı Galip Dalay ve Rudaw Direktörü Ziryan Rojhilati’nin katıldığı “Toplumsal Barış ve Demokrasi Konferansı”nı kapalı kapılar ardında gerçekleştirdi.
ÖZEL’DEN “KENT UZLAŞISI” İTİRAFI
İstanbul Kongre Merkezi’nde düzenlenen ve sözde ‘Kürt sorununun çözümünün’ tartışıldığı toplantıda konuşan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Kent Uzlaşısı itirafında bulunduktan sonra yine Ekrem’in kuyruğunda dolandı: “İktidar sürece ilişkin ikircikli tutumundan, rakiplerine karşı başlattığı yargı savaşından ve sivil siyasete yönelik vesayet anlayışından vazgeçmelidir. Sürece yapılan büyük sabotaj işte 19 Mart darbesidir. Bugün belediye başkanlarımız ve belediye meclis üyelerimiz ‘kent uzlaşısı’ dosyaları kapsamında yargılanmaktadırlar. Kent uzlaşısı denilen olgu, bir seçim iş birliğidir. Suç sayılan budur. Ahmet Özer, Resul Emrah Şahan, Ekrem İmamoğlu bu soruşturmadan da yargılanmaktadır.”
EKREM BOŞ LAFLARLA ALGI PEŞİNDE
Basın mensuplarının alınmadığı konferansa, Silivri Cezaevi’nden mektup gönderen yolsuzluk tutuklusu İmamoğlu ise boş vaatlerle algı operasyonuna kalkıştı. Okullarda Kürtçe öğretilmesi ve Kürt tarihi ve edebiyatının öğrenilmesinin önünün açılmasını isteyen İmamoğlu, “Türkiye Cumhuriyeti olarak öyle bir bölgesel siyaset izleyelim ki, Irak’taki Kürt de Suriye’deki Kürt de esenliğini istediğimizden emin olsun” şeklindeki muğlak ifadelerle YGP’li teröristleri de kapsayacak bir “bölgesel kardeşlik” teklifinde bulundu. Daha önce PKK’nın siyasi uzantılarıyla “federasyon anayasası” taslağı hazırlayan ve seçimlerde “kent uzlaşısı” adı altında ittifak yapan CHP’nin sorumluluğunda ve Saadet Partisi’nin de katılımıyla düzenlenen Konferans, Kandil’in gönlünü almaya yönelik bir hareket olarak yorumlanırken, “kapalı kapılar ardında nelerin konuşulduğu” merak konusu oldu.
TOPLANTIYLA NEYİ GİZLEDİNİZ?
Gazetemize konuşan araştırmacı yazar M. Hasip Yokuş ise, şunları söyledi: “CHP, Kürt sorununun bizatihi oluşturucusudur. Ulusalcı, Türkçü ve Kemalist kodlar, yüz yıldır Türkiye’deki bütün farklılıkları sistematik biçimde düşmanlaştırmıştır. Bu yaklaşım yalnızca Kürt kimliğine yönelik değildir; dindarlara, gayrimüslim azınlıklara ve Alevilere karşı da aynı baskıcı ve asimilasyoncu zihniyet işletilmiştir.Seyid Rıza, İskilipli Atıf Hoca, Şeyh Said bu inkarın acı örnekleridir. CHP zihniyeti, imparatorluk bakiyesi olan bu coğrafyada farklı kimliklere, inançlara ve anlayışlara tahammül edememiştir. Ulusalcıları ürkütmemek adına İmralı Heyetine mesafe koyan bir partinin, örgüt uzantılarıyla kapalı toplantılar yapması, çift standartlı yaklaşımın en somut göstergesidir. ‘Kardeşlik Komisyonu’nun şeffaf olmasını isteyenlerin katıldığı bir konferansta halktan gizlemesi ‘neyi gizliyorsunuz’ sorusunu akılarla getirmektedir.”
PKK, CHP’den özerklik istiyor
Stratejist Kürt Siyasetçi Galip İlhaner de, şunları dile getirdi: “PKK, CHP’den Kürtçenin resmi dil olmasını ve özerklik istiyor. Genel af istiyor. Suriye’de başarısız olduğu özerklik projesini CHP üzerinden Türkiye’de hayata geçirmeye çalışacak. Önce özerklik sonra bağımsızlık. İmamoğlu ya da Özel gibi biri Cumhurbaşkanı olursa ülkeyi kolay şekilde bölebileceklerini Türkistan-Kürdistan olarak ayıracaklarının hesabını yapıyorlar. İmamoğlu, DEM üzerinden PKK’ya beni kurtarın diyor. CHP seçimleri ve Ekrem’in kurtarılması için DEM’den destek istiyor. PKK da özerklik, genel af, terör örgütü olmaktan çıkarılması ve Kürtçenin resmi dil olmasını istiyor. CHP de gizli kapaklı toplantılarla bu taleplere nasıl bir cevap vereceğini kararlaştırmaya çalışıyor. İlk adımı da SDG’ye terör örgütü demeyerek ve Suriye devletine de HTŞ diyerek attı. İsrail’e terör devleti demiyor ama, Suriye’ye diyor. YPG’ye terör örgütü demiyor ama, HAMAS’a diyor. Ezcümle CHP, Ekrem İmamoğlu’nu kurtarmak ve cumhurbaşkanlığı seçiminde destek almak için Türkiye’nin yarısını DEM Parti’ye vermeye dünden razı.”