AKİT MENÜ

Gündem

Ömer Çelik: "Cumhurbaşkanımızın Suriye Vizyonu Küresel Mutabakatın Omurgasıdır"

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, partisinin OSMANİYE İl Başkanlığı'nda düzenlediği basın toplantısında gündeme dair önemli açıklamalarda bulundu. Suriye'deki son gelişmelerden deprem konutlarına, İran geriliminden CHP'ye yönelik eleştirilere kadar pek çok konuya değinen Çelik, Türkiye'nin bölgedeki kilit rolünü vurguladı.

Yücel Kaya

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, "Cumhurbaşkanı'mızın tek Suriye'ye yaptığı vurgu, Suriye'yi bütün Suriyelilerin beraber yönetmesi gerektiğine dair vurgusu, bugün küresel mutabakatın omurgasını teşkil etmektedir." dedi.

Çelik, partisinin Osmaniye İl Başkanlığı'nda düzenlediği basın toplantısında, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin 6 Şubat'ta kentte olacağını söyledi.

Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat 2023'teki depremlerde büyük acılar yaşandığını dile getiren Çelik, "11 ilimizi etkileyen büyük bir felaketti. Devlet-millet dayanışması, topyekun seferberlikle bu yaralar sarıldı, sarılmaya devam ediliyor." dedi.

 

Çelik, AK Parti teşkilatlarının perşembe ve cuma günleri deprem bölgesinde olacağını belirterek, "Deprem bölgelerinde yapılan çalışmalar çerçevesinde vatandaşlarımızla bir araya geleceğiz, şehitliklerimizi ziyaret edeceğiz. Aynı şekilde kaybı, yaralısı olan ailelerimizi ziyaret edeceğiz." diye konuştu.

 

Afette yaşamını yitirenlerin hatıralarını yaşatmaya devam edeceklerini vurgulayan Çelik, "Geçenlerde Sayın Cumhurbaşkanı'mız ve Devlet Bahçeli'nin katılımıyla Hatay'da düzenlenen törenle, 455 bininci afet konutu teslim edilmişti. Bu, dünya çapında büyük bir gayretin neticesidir ve 'yapılmaz' denilen işler yapılmıştır. Türkiye'nin bir kere daha diz çökmeyeceği, milletin bir kere daha yenilmez olduğu, başımıza ne gelirse gelsin millet şuuruyla bunların üstesinden gelebileceğimiz gözükmüştür." ifadelerini kullandı.

 

"Türkiye yola devam etme iradesini bir kere daha gösteriyor"

AK Parti Sözcüsü Çelik, Rusya-Ukrayna savaşının sürdüğünü, İsrail'in ateşkes anlaşmasına rağmen Gazze'deki soykırımına devam ettiğini belirterek, şöyle konuştu:

"Bu gündem içerisinde doğumuzda İran ile ilgili gelişmeler için bütün dünya nefesini tutmuş durumda. 'Bununla ilgili bir müzakerede sonuç alınacak mı yoksa herhangi bir şekilde maalesef yeni bir saldırı ortaya çıkacak mı?' diye bu gündemler çok yakınımızda gerçekleşiyor. Bunların içerisinde Cumhurbaşkanı'mızın güçlü liderliği, dünya diplomasi süreçlerinde ortaya koyduğu irade ve bu çerçevede ortaya çıkan tabloda Türkiye, bütün bu şoklar ve meydan okumalar karşısında dayanıklılığını, gücünü, tüm bu sarsıntılar karşısında yola devam etme iradesini bir kere daha gösteriyor."

Dünya düzenindeki çifte standartlara dikkati çeken Çelik, "Rusya-Ukrayna savaşı söz konusu olduğu zaman yapılan hatırlatmalar, referans verilen ilkeler, dikkat edilmesi gereken kurallar bol miktarda zikredilirken, zikredilen bu kuralların, referans verilen bu ilkelerin Gazze soykırımı olduğu zaman unutulması ve terk edilmesi şeklindeki çifte standardın ötesindeki ikiyüzlülük, bütün dünyanın dikkatini çekmeye başlamıştı. Gazze ile ilgili olarak liberal düzenin elitlerinin, işleticilerinin ortaya koyduğu ikiyüzlülük, aslında bir bakıma düzenin iflas etmesinin de sembolü oldu." değerlendirmesinde bulundu.

 

Güvenlik meselelerinin nasıl olacağıyla ilgili konuların öne çıktığını vurgulayan Çelik, şunları anlattı:

"Yani 'NATO bundan sonra nasıl devam edecek, Atlantik ilişkilerde Amerika Birleşik Devletleri ile Avrupa arasındaki ilişkiler nasıl yürüyecek, Avrupa güvenlik mekanizması kurulabilecek mi kurulamayacak mı?' derken yine tüm bu tartışmaların merkezinde Türkiye ve Cumhurbaşkanı'mızın tüm bu süreçlerde nasıl bir diplomasi ortaya koyacağı var. Sadece Orta Doğu değil Avrupa güvenliği başta olmak üzere küresel güvenlikten bahsedilirken gördüğünüz gibi ne zaman masa kurulmak istense Cumhurbaşkanı'mızın fikrine ihtiyaç duyuluyor."

Çelik, Türkiye'nin, tüm dünyanın kara propagandasına karşı Suriye halkının iradesini temsil eden ilkeli bir politika çizgisi yürüttüğünü belirterek, şunları kaydetti:

"Cumhurbaşkanı'mızın tek Suriye'ye yaptığı vurgu, Suriye'yi bütün Suriyelilerin beraber yönetmesi gerektiğine dair vurgusu, bugün küresel mutabakatın omurgasını teşkil etmektedir. Gelinen noktada da Suriye'nin kendi içindeki terör unsurlarından arınması, bir yandan DEAŞ'la, DEAŞ'a dönük terörle mücadelenin kesintisiz sürmesi konusunun altı çizilirken aynı zamanda Suriye'nin kuzeyini, doğusunu işgal etmiş olan terör örgütlerinden arınma, Suriye'nin birliğini savunma konusunda atılan adımlar her zaman için Cumhurbaşkanı'mızın çizdiği vizyonun teyidi anlamına gelen, Suriye'nin iyiliğine, birliğine, bütünlüğüne dönük bir sonuç ürettiğini tekrar tekrar teyit eden gelişmelerin ortaya çıkmasını sağladı."

Bölgenin terörden arındırılmasının önemini vurgulayan Çelik, şöyle konuştu:

"Hem Sayın Cumhurbaşkanı'mızın hem Sayın Devlet Bahçeli'nin terörsüz Türkiye ve bölge konusundaki ısrarının zamanlamasının aslında bölgedeki barışın tesisi bakımından ne kadar önemli olduğu tüm bu gelişmelerle birlikte bir kere daha görüldü. Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge birbirinden ayrılamaz, iç içe girmiş, hiçbir şekilde biri diğerinden bağımsız olarak tanımlanamaz iç içe iki kavramdır. Bu çerçevede bakıldığında Suriye'deki, Irak'taki terör yapılarının tasfiyesi, Türkiye'nin terörsüz bölge hedefiyle son derece uyumludur."

Çelik, baştan beri terör örgütü PKK'nın Suriye, Irak ve İran'daki silahlı güçlerinin, Avrupa'daki illegal yapılarının, propaganda merkezlerinin ve mali yapısının tasfiyesi konusunda bütünsel ve kapsamlı bir tanımlama ortaya koyduklarını söyledi.

Terörün bütün unsurları ve uzantılarının ortadan kalkması gerektiğini belirten Çelik, "Türkiye tarafından en baştan beri Suriye Suriyelilerindir, Suriyeliler tarafından yönetilmelidir, hiçbir terör örgütünün ya da dış gücün vesayeti söz konusu olmamalıdır siyaseti izlendi." diye konuştu.

Çelik, Suriye'deki halkların haklarını güvence altına alan bir süreç izlenmesi gerektiği konusundaki tutumlarını net şekilde ifade ettiklerini vurgulayarak, şunları anlattı:

"Karşı olduğumuz şeyin de terör olduğunu söyledik ama birileri çıktı sırf terör örgütünden yana tutum almak için 'Sayın Cumhurbaşkanı'mız ve Sayın Devlet Bahçeli'ye 'HTŞ'yi destekledikleri için böyle bir tavır ortaya koydukları' şeklinde bir iftira attılar. Bugün itibarıyla orada HTŞ diye bir şey yok. Suriye yönetimi, Birleşmiş Milletler'de, dünyanın bütün platformlarında meşru kabul edilen bir yönetim. Birleşmiş Milletler'e davet ediliyor, dünyanın bütün devletleri tarafından Suriye'nin meşru yönetimi ve Cumhurbaşkanı olarak kabul edilip bu şekilde muhatap alınıyor. Dolayısıyla burada verilen desteğin HTŞ ile vesaireyle ilgisi yok. Siyasal meşruiyete ve meşru yönetime verilen bir destek. Sayın Cumhurbaşkanı'mıza, Sayın Devlet Bahçeli'ye iftira atarak, 'HTŞ'yi destekledikleri' şeklinde konuşanların sanki destekledikleri örgüt Kanarya Sevenler Derneği. Başka bir terör örgütünü desteklemek için böylesine bir iftira kampanyası yürütüyorlar. Halbuki burada söz konusu olan nasıl ki DEAŞ, Arapların temsilcisi değilse oradaki terör örgütü PKK ve bağlantılı olan terör örgütleri de Kürtlerin temsilcisi değil. Orada Kürtlere, Türkmenlere, Araplara ve bütün unsurlara sahip çıkan tek Suriye ilkesi bu açıdan önemlidir."

"Kan dökülmemesi her zaman tercih edilmesi gereken bir yoldur"

Suriye'de 10 Mart ve 18 Ocak mutabakatlarını taçlandıracak yeni bir mutabakatın yapıldığını dile getiren Çelik, şu değerlendirmede bulundu:

 

"Tabii ki sahada çatışmanın olmaması, işlerin masada halledilmesi, kan dökülmemesi her zaman tercih edilmesi gereken bir yoldur. Türkiye bunu desteklediği, Sayın Cumhurbaşkanı'mız buna en güçlü desteği verdiği halde CHP Genel Başkanı Özgür Özel çıkmış Cumhurbaşkanı'mızla ilgili olarak diyor ki 'Türkiye burada çatışmanın tarafı olmamalı, barıştan yana olmalı.' Yani gerçekten 'Esed kaçarken Esed ile görüşülmeli' diyen zihniyet, bugün Suriye'deki iç barıştan, Suriye'nin bütünlüğünden yana olan Cumhurbaşkanı'mızın iradesini sanki çatışmadan yanaymış gibi gösterip son derece mantıksız, içeriksiz, zamansal olarak da anakronik bir biçimde 'Türkiye çatışmadan yana olmamalı, barıştan yana olmalı' gibisinden hiçbir zemini olmayan bir kampanya yürütüyor. CHP yönetimi, CHP Genel Başkanı, dünyanın meşru hükümet kabul ettiği Suriye hükümetine örgüt muamelesi yapıyor ama Suriye'nin kuzeyini ve doğusunu işgal etmiş olan -şu anda o işgal kalktı gerçi- terör örgütüne de devlet muamelesi yapıyor. Yani resmi hükümete örgüt, terör örgütüne ise devlet muamelesi yapan bir CHP zihniyetiyle karşı karşıyayız. Burada bir kere daha görüldü ki daha sınırımızın 30-40-50 kilometre ötesini göremeyen, ne olduğunu anlayamayan, Türkiye'nin burada nasıl bir güvenlik politikası ve nasıl bir dış politika izlemesi gerektiğini anlayamayan, kavrayamayan bir CHP yönetimiyle karşı karşıyayız."

"Yardımlar kesintisiz devam edecek"

Çelik, Türkiye'nin, Suriye'deki gerginlikler ve çatışma ortamı nedeniyle ortaya çıkan insani krizle büyük hassasiyetle ilgilendiğini belirterek, "Orada Kürt kardeşlerimizin ve diğer kardeşlerimizin karşı karşıya kaldığı insani kriz karşısında Türkiye, Şam yönetimiyle birlikte koordinasyon içerisinde insani yardımları en hızlı şekilde ulaştırdı. İlk aşamada 11 tır yardım gitti. Bu yardımlar kesintisiz devam edecek. Suriye'deki ne Kürt ne Arap ne de Türkmen kardeşlerimizi herhangi bir insani krizin ortasında bırakmayız. Cumhurbaşkanı'mızın talimatı nettir, ne olursa olsun bu kardeşlerimizin yanında olacağız." ifadelerini kullandı.

Suriye'nin birlik ve bütünlüğünün yerine işgalci terör aktivitelerini destekleyenlerin, "Oraya yeterince insani yardım gitmiyor" ya da "İnsani yardımlar engelleniyor" gibi asılsız söylemlerde bulunduğuna işaret eden Çelik, şöyle konuştu:

"Halbuki insani yardımın yolu belli. Türkiye Cumhuriyeti devleti ile Suriye devleti arasındaki mutabakat çerçevesinde açılmış koridorlardan mutabakat, işbirliği, koordinasyon içerisinde bu yardımlar götürülüyor. İlla bu koridorların dışına çıkarak Suriye devletini baypas edip doğrudan oradaki birtakım örgüt odaklarıyla muhatap olmak için yardımları başka yoldan götürmeye çalışmak, amacın yardım olmadığını başka bir siyasi ya da sahada başka türlü bir aktivitenin ortaya koyulmaya çalışıldığını gösteriyor. Yardım etmek isteyen için yol bellidir. Türkiye Cumhuriyeti devletinin ilgili makamları oradadır. Bu yardımlar, açılan insani koridorlardan Türkiye ile Suriye arasındaki mutabakat çerçevesinde rahatlıkla götürülebilir. Başka yolların denenmesi, başka birtakım amaçlar doğrultusunda bunun yapıldığının göstergesidir. Önemli olan insani yardımların doğru şekilde ulaştırılmasıdır. Türkiye Cumhuriyeti'nin bununla ilgili kararlaştırılmış mekanizmaları da çalışmaktadır ama sonuç ne olursa olsun, kim ne derse desin oradaki kardeşlerimizi hiçbir şekilde yalnız bırakmayacağız. Şu aşamada gelinen noktada inşallah Suriye'deki bu mutabakat durumu memnuniyet vericidir."

İran'a ilişkin gelişmeler

Çelik, İsrail'in Gazze'de ateşkesi ihlal etmesini lanetlediklerini vurgulayarak, "Bu ateşkesi ihlal eden tek unsur şu anda Netanyahu hükümetidir. O sebeple uluslararası toplumun, uluslararası mutabakatla gerçekleşmiş bu ateşkesi koruma konusunda daha net bir inisiyatif alması gerekir. Bundan sonra ateşkesin kalıcı olması kadar bu insani yardımların yeterli düzeyde ve kesintisiz olarak Gazze'ye girmesi de son derece önemli olacaktır." dedi.

Tüm dünyanın İran'la ilgili gelişmeleri takip ettiğine dikkati çeken AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Çelik, şunları kaydetti:

"İran'a yapılacak bir dış müdahalenin çok daha kötü sonuçlar doğuracağını bir kere daha ifade ediyoruz. Etrafımızda, bölgemizde ve dünyada yeterince çatışma var. Dış müdahalelerle, askeri saldırılarla herhangi bir şekilde bir ülkenin liderinin, hükümetinin, kurumlarının hedef alınması çok daha büyük facialara yol açacaktır. Bu sorunların müzakere yoluyla çözülmesi mümkündür. Burada Cumhurbaşkanı'mızın her türlü sorunların çözülmesi konusundaki ara buluculuk iradesi dimdik ayaktadır. Türkiye güvenilir bir ara bulucu, güvenilir bir barış yapıcısı olarak tüm bunlar için doğru bir zemin ve adrestir. Bu çerçevede inşallah daha sıkıntılı sonuçların ortaya çıkmayacağı birtakım sonuçlara ulaşmak mümkün olur."

Toplantıya, AK Parti Osmaniye Milletvekilleri Derya Yanık ve Seydi Gülsoy, AK Parti Osmaniye İl Başkanı Mehmet Sadi Binboğa ile partililer katıldı.

İlişkili haber:

AK Parti'nin acı kaybı
Yorumlara Git

Galatasaray - Kayserispor CANLI ANLATIM

Batı’nın Kapısında El Pençe Duranlar İzlesin: Meksika’da Osmanlı’nın Şanlı Ay Yıldızı!

Yeni Delhi’den ortak mesaj! Hindistan ve Arap ülkelerinden Filistin çağrısı

CHP'li Başkanlar Yine Birbirine Girdi: Vatandaş Mağdur, Başkanlar Kavgalı! “Ben bu milletin küfrünü yemek zorunda değilim”

Avrupa hayali hüsranla bitti! Batı güzellemesi yapan ismin Türkiye itirafı şaşırttı