Okur Postası
Anadolu’ya Bakan Göz, Aynaya Bakmayı Bilmelidir
Gazetemiz okurlarından Oktay Yüksel \ Afyonkarahisar 'Anadolu’ya Bakan Göz, Aynaya Bakmayı Bilmelidir' başlıklı yazısını bizimle paylaştı.
İYİ Parti kurucularından Mehmet Emin Korkmaz’ın Anadolu insanını hedef alan o kirli ve menfur ifadeleri yazdıktan sonra hesabını kapatıp ortadan kaybolması, aslında bu zihniyetin en net özetidir. Söylediği sözün arkasında duramayan, yüzleşemeyen bir anlayış… Cesaretleri klavye başında başlıyor, gerçek hayatta bitiyor.
Mihalgazi Belediye Başkanı Zeynep Güneş Hanımefendi’yi toplantılarda görmüş biri olarak şunu açıkça söylemek gerekir: Zeynep Hanım Anadolu’dur. Bu toprakların edebini, vakarını, çalışkanlığını temsil eder. Üstelik bir dönem değil, iki dönem değil; üç dönemdir AK Parti’den seçiliyor. Demek ki halkın takdirini almış. Demek ki millet beğenmiş, güvenmiş, oy vermiş. Buradan sonra kimsenin beğenip beğenmemesi kimseyi ilgilendirmez. Halk seçmiş, nokta. Sana ne?
Anadolu insanını küçümseyenlerin en büyük yanılgısı şudur: Bu millet suskunluğu zayıflık sanmaz. Ama kibri, tepeden bakmayı, dışlayıcı dili asla affetmez. Küfür zihniyeti değişmez; çünkü temelinde hep aynı hastalık vardır: kibir. Hep yukarıdan bakma, hep hor görme, hep “ben bilirim” tavrı… Anadolu insanına yukarıdan bakanlar, aslında aynaya bakmayı beceremeyenlerdir.
Bu çevrelerin meselesi bugün başlamadı. Dün Yusuf Dikeç’in annesini beğenemediler. Sanki bu millet birilerinin estetik onayına muhtaçmış gibi… Bir İmam Hatip mezununun Cumhurbaşkanı olmasını içine sindiremeyenler, bugün bir belediye başkanının tesettürlü olmasını da hazmedemiyor. Müslümanların tevazusu bunlara fazla gelmeye başladı. Çünkü tevazu, kibirle yaşayanların en tahammül edemediği şeydir.
Onların hayalindeki belediye başkanı bellidir: Roma’dan, Paris’ten ithal edilecek; vitrine oynayacak, topuklu ayakkabılı olacak; bol bol süslü cümle kuracak; her yere balon asacak, afiş asacak… Altyapı çökmüş, yollar çukur dolu, kanalizasyon patlamış; sorun değil. Yeter ki şov olsun. Yeter ki görüntü kurtarsın. Oysa Anadolu kadınının irfanı, edebi ve ahlakı bu sığ bakışa sığmaz.
Soruyorum: Anadolu insanının ne zaman hainliğini gördünüz? Ne zaman insanları ayrıştırdığını gördünüz? Anadolu’da mini etek giyen de var, başını örten de… Hangisini hedef aldınız, hangisini aşağıladınız? Anadolu’nun derdi kimsenin giyimi kuşamı değil; derdi ekmeği, onuru, birliği.
Asıl dikkat çekici olan ise İYİ Parti cephesinin saatlerce süren sessizliği. Böyle bir konuda samimiyseniz refleks gösterirsiniz. Anında çıkıp, “Bu dili reddediyoruz” dersiniz. Ama belli ki ne yazacaklarını hesaplıyorlar, cümle kurnazlığı yapıyorlar. Günü kurtarma derdindeler. Oysa bu tür ifadeler toplumu kin ve nefrete sürükler; beklemez, bekletmez.
Buradan şu sonuç çıkıyor:
Her “Mehmet”, Mehmet değildir.
İYİ Parti’nin “iyi” olan tek yanı ismidir.
Geçmişte bir İYİ Partili milletvekilinin şehit bacısına ettiği küfür hâlâ hafızalardayken, bugün yaşananlar tesadüf değildir. Bu dil yeni değil. CHP’li Nevzat Tandoğan’ın “ulan öküz Anadolulu” sözü de aynı zihniyetin ürünüdür. İnsan ister istemez soruyor: Siz hangi milletin değerleriyle kavgalısınız?
Unutulmamalıdır ki Mehmet Emin, bu milletin çocuklarına en çok koyduğu isimlerden biridir. Çanakkale’de, Kocatepe’de cepheye mermi taşıyan, evladını vatan için toprağa veren şalvarlı anaların adıdır bu. O analar olmasaydı, bugün bu topraklarda ne siyaset konuşulurdu ne de fikir iddia edilebilirdi.
Seçim zamanı geldiğinde “Köylü milletin efendisidir” demeyi de iyi bilirler. Mustafa Kemal’i dillerinden düşürmezler. Ama iş Anadolu insanına saygıya gelince maske düşer.
Bu zihniyetle ayrışma kaçınılmazdır. Çünkü bu bakış açısıyla birlik olmaz. Bu dille kucaklaşma olmaz. Kibirle tevazu yan yana durmaz. Bu anlayış var oldukça kutuplaşma da olacaktır.
Anadolu susar ama unutmaz.
Anadolu küçümsenmez.
Anadolu’ya dil uzatan, eninde sonunda kendi aynasında küçülür.