AKİT MENÜ

Okur Postası

Kafkas Kartalı Şeyh Şamil'den günümüze uzanan Kafkasya'daki Çeçenlerin destansı mücadelesi

Gazetemiz okurlarından Prof. Dr. Beyhan Asma 'Kafkas Kartalı Şeyh Şamil'den günümüze uzanan Kafkasya'daki Çeçenlerin destansı mücadelesi' başlıklı yazısını bizimle paylaştı.

Haber Merkezi

Kafkasya coğrafyasının bugünkü durumuna bakılacak olursa bu bölgede birçok halk yaşamaktadır. Bunlar bizzat Rusların yaptığı sınıflandırma ile yerli ve yabancı olmak üzere iki kısma ayrılır. Kafkasya’nın asıl yerlileri; Çerkezler, Gürcüler, Dağıstanlılar, Gagavuzlar, Karakalpaklılar, Çeçenler, Kuşhanlardır. Bugün Kafkasya’nın yerli halklarından olan soyları Urartulara kadar uzanan Çeçenlerden 1864 tarihinde sürgünden dolayı tıpkı Çerkezler gibi Anadolu’nun Niğde, Nevşehir, Kırşehir, Konya, Yozgat, Kayseri, Sivas ve Maraş bölgesinde yerleşmiş olanları bulunmaktadır. Çarlık Rusya zamanında Çeçen yurdunu ele geçirmek ve Rusya’ya katmak için savaşlar yaşanmıştır. Komünizmin iktidar olmasıyla ve Rusya’nın gelişmiş silahlarına karşı koyamayan Çeçenler başka devletlere sürgün edilmişlerdir ve birçoğu da Türkiye ye gelmiştir.

Tabii ki Anadolu’ya gelen çoğu Çeçen halkı geleneklerini göreneklerini devam ettirmektedirler. Türkiye ile Çeçenistan arasında ilişkiler, yüzyıllar öncesine, Osmanlı dönemine dek uzanan köklü bir geçmişe sahiptir. Müslümanlığa geçmeleri 8 ve 9. yüzyılda başlayıp 18. yüzyılda tamamlanan Çeçenler, coğrafi nedenlerle Osmanlı idaresine hiç girmemiş, Osmanlı Devleti ile komşu dahi olmamıştır. Bununla beraber özellikle 18. yüzyıldan itibaren Osmanlı Devleti ile Çeçenler temasa geçmiş, 19. yüzyılda Rusların Kafkasya’yı işgaline direnen Çeçenler ve diğer Kafkasyalılara Osmanlı Devleti’nde büyük sempati duyulmuştur. Rus Çarlığı’nın Kafkasya’ya hakim olmasının ardından 1864’te Çerkezlerin yanı sıra Çeçenler de Ruslarca soykırıma tabi tutulmuş, pek çoğu Osmanlı Devleti’ne sürülmüş, Osmanlı Devleti’nce ülkenin çeşitli bölgelerine yerleştirilmiştir.

 

Rusya’da 1917’de gerçekleşen Komünist Devrim’in ardından doğan otorite boşluğunda yerel halk tarafından Çeçenistan da dahil Kuzey Kafkasya’da ‘Birleşik Kafkasya Dağlıları Cumhuriyeti’ kurulmuş, bu kapsamda Çeçenistan’da Uzun Hacı ‘Kuzey Kafkasya Emirliği’ kurmuştur. I. Dünya Savaşı’nın son yılı olan 1918’de Güney Kafkasya’da Hazar Denizi’ne çıkmak üzere harekâta girişen Osmanlı Devleti, Kuzey Kafkasya’daki bu yeni oluşumlarla ilgilenmiş ancak 1918’de Osmanlı Devleti’nin 1. Dünya Savaşı’ndan Mondros Mütarekesi ile çekilmesi ve Kafkasya ile ilgilenemeyecek bir hale düşmesi, Çeçenistan ve tüm Kuzey Kafkasya ile ilgisini çok büyük ölçüde kesmiştir. Osmanlı Devleti’nin yıkılmasıyla da Sovyetler Birliği’nin Kızıl Ordu’su, Kuzey Kafkasya’yı ele geçirerek bölgenin dış dünya ile temasını tamamen keserek asimile siyaseti uygulamıştır. Çeçenistan’da baskıcı bir rejim kuran Sovyetler Birliği, 1944’te tüm Çeçenleri Orta Asya’ya sürmüştür. Sovyet generali Cevher Dudayev öncülüğünde 1991’de, Sovyetler Birliği yönetiminin dağılma sürecinde darbe girişimiyle uğraştığı sırada, yerel Komünist idareyi devirerek Çeçenistan’da yönetimi ele geçirmiştir.

Dağılma sürecindeki Sovyetler Birliği’nin Çeçenistan’a müdahale girişimlerini boşa çıkaran Dudayev, Çeçenistan’ın bağımsızlığını ilan etmiştir. Türk basınında Çeçenistan’ın bağımsızlık ilanının ve Sovyetler Birliği’nin askeri müdahale girişimini boşa çıkarmasının gayet olumlu bir dille verildiği dikkat çeker, Sovyetler Birliği’nin dağılıp Rusya Federasyonun ortaya çıkmasıyla bu bağımsızlık ilanı kabul edilmemiş Dudayev Türkiye tarafından tanınıp iyi ilişkiler içinde olmaya özen göstermiştir. Varşova Paktı’nın, Sovyetler Birliği’nin ve Yugoslavya’nın dağılması Türkiye kamuoyunda ve bazı siyasetçilerinde Türkiye’nin Orta Asya, Balkanlar ve Kafkasya’da büyük atılımlar yapmasının önünü açıldığı, bunun “500 senelik fırsat” olduğu izlenimini doğurmuş, Türkiye’de “Adriyatik’ten Çin Seddine kadar” ifadeleriyle başlayan cümleler 1990’lı yılların ilk yarısında sıklıkla kurulmuştur.

 

Çeçenler etnik olarak Türk değildir. Onlar, Kafkasya’nın yerli halklarından biridir ve kendilerine özgü bir dil, kültür ve kimliğe sahiptirler. Ancak tarih boyunca Türk halklarıyla önemli bağlar kurmuş, Osmanlı ve Türkiye Cumhuriyeti’yle güçlü ilişkiler geliştirmişlerdir. Çeçenler tarih boyunca Türk halklarıyla yoğun etkileşim içinde bulunmuşlardır. Özellikle Kıpçaklar, Osmanlılar ve Kafkasya’daki diğer Türk boylarıyla ilişkiler geliştirmiş, hatta bazı Türk devletlerinde askerî ve siyasi görevler almışlardır.  Sovyetler Birliğinin dağılmasıyla Çeçenistan bağımsızlığını ilan etmiş, halen Rusya Federasyonu içerisinde Özerk Çeçen Cumhuriyeti şeklinde varlığını devam ettirmiştir. 90’lı yıllardaki Çeçen mücadelesi, aslında çok daha önce başlamış olan direniş tarihinin bir parçasıdır. Asırlara yayılan Ruslara karşı Çeçen mücadelesi Rus kaynaklarının da belirttiği gibi Rusya’nın Kafkaslar’a indiği IV. İvan dönemine kadar uzanır. Şeyh Şâmil’den önceki Şeyh Mansûr  döneminde de önemli mücadesidir.

Bilindiği gibi Cevher Dudayev’in  ardından Zelimhan Yandarbiyev, sonrasında Aslan Mashadov, ondan sonra da Abdülhalim Sadulayev Çeçen Cumhuriyeti’nin liderleri olmuştur. Asırlardır Rus zulmüne ve emperyalizmine karşı kahramanca savaşan ümmetin mazlum, mağdur ve aynı zamanda kahraman mücahit evlatları Çeçenler, bu uğurda en azizlerini feda etmekten çekinmediler. Çeçenler, ümmetin mazlum, mağdur aynı zamanda kahraman mücahit evlatlarıdır. Asırlardır Rus zulmüne ve emperyalizmine karşı kahramanca savaştılar ve bu uğurda en azizlerini feda etmekten çekinmediler. Çeçenistan’da, Dağıstan’da, Kafkaslar’da Ruslara karşı savaşıyor olsalar da Kudüs için Filistin için Afganistan ve ümmetin onuru ve izzeti için savaştıklarının farkındaydılar. 

Yorumlara Git

ChatGPT'de Reklam Dönemi Başlıyor: OpenAI Ücretsiz Kullanıcılar İçin Düğmeye Bastı!

Solak mahalle karıştı! Yılmaz Özdil'den Özgür Özel'e salvolar

Trump'tan Batı Yaka açıklaması! Dikkat çeken ilhak sözleri

İran'dan savaş açıklaması: Netanyahu başka bir şey düşünmüyor

AFAD duyurdu! Erzincan'da deprem