Aktüel
Bilimsel çalışmaların değeri Q1 dergilerle ölçülüyor!
Akademik dünyada bilimsel çalışmaların değeri giderek içeriğinden çok Q1 dergilerde yayımlanıp yayımlanmaması üzerinden ölçülüyor. Makale başına binlerce doları bulan yayın ücretleri ve kariyer süreçlerinde Q1’in belirleyici kriter hâline gelmesi, akademik üretimin bir yayın pazarına dönüştüğü yönündeki tartışmaları artırıyor.
Akademik dünyada bilimsel çalışmaların değeri giderek içeriğinden çok Q1 dergilerde yayımlanıp yayımlanmaması üzerinden ölçülüyor. Makale başına binlerce doları bulan yayın ücretleri ve kariyer süreçlerinde Q1’in belirleyici kriter hâline gelmesi, akademik üretimin bir yayın pazarına dönüştüğü yönündeki tartışmaları artırıyor.
Ondokuz Mayıs Üniversitesi’nden Prof. Dr. Bayram Özer’in Star haberde kaleme aldığı değerlendirme, akademik dünyanın uzun süredir konuşulan fakat açık biçimde dile getirilmeyen bir meselesine işaret ediyor: Q1 dergiler etrafında şekillenen yayın sistemi. Etki değeri sıralamasında en üst dilimi ifade eden Q1 dergiler, bugün akademik kariyerin neredeyse tek belirleyici ölçütü hâline gelmiş durumda. Doçentlik başvurularından akademik teşviklere, kadro yükseltmelerinden proje değerlendirmelerine kadar birçok alanda ilk bakılan unsurun Q1 yayın sayısı olduğu ifade ediliyor.
Bu durum, bilimsel çalışmanın içeriği ile yayımlandığı dergi arasındaki ilişkinin tersine dönmesine yol açıyor. Bir araştırmanın topluma katkısı, ortaya koyduğu yeni fikir, geliştirdiği yöntem veya çözüm önerisi yerine, hangi dergide yayımlandığı esas alınıyor. Akademik üretimin değeri, çalışmanın kendisinden çok yayın platformunun prestiji üzerinden ölçülür hâle geliyor. Böylece bilimsel faaliyet, bilgi üretme süreci olmaktan uzaklaşıp puan ve etiket yarışına dönüşüyor.
Yazıda dikkat çekilen bir diğer mesele, akademik yayıncılığın ekonomik boyutu. Q1 sınıfı dergilerde makale yayımlamanın çoğu zaman binlerce dolarlık ücretler gerektirdiği belirtiliyor. Akademisyenlerin araştırmayı yürütmesi, makaleyi yazması, hakemlik ve editörlük süreçlerini üstlenmesi gibi tüm emeğin büyük ölçüde akademi içinde üretildiği; buna karşılık yayın sürecinin mali kazancının uluslararası dergi sistemine aktarıldığı ifade ediliyor. Bu tablo, bilimsel üretimin giderek küresel bir yayın pazarının parçası hâline geldiğini gösteriyor.
Özer, kendi akademik tecrübesinden örnek vererek bir araştırmasını yayımlama sürecinde yaşadığı zorlukları da aktarıyor. Uzun değerlendirme süreçleri ve ret kararlarının ardından, çalışmanın yayımlanabilmesi için araştırmaya katkısı olmayan bazı isimlerin yazarlığa eklenmesinin teklif edildiğini belirtiyor. Bu durum, akademik yayın sisteminin yalnızca bilimsel ölçütlerle işlemediğine dair tartışmaları güçlendiren bir örnek olarak öne çıkıyor.
Yazıda, Q1 dergilerin bilimsel standartları temsil eden önemli yayın organları olduğu kabul edilmekle birlikte, bu dergilerin akademik başarının tek ölçütü hâline getirilmesinin bilimsel çeşitliliği daralttığı ifade ediliyor. Yerel sorunlara çözüm üreten çalışmaların, eğitim ve toplum hayatına katkı sağlayan araştırmaların, yalnızca Q1 etiketi taşımadığı için geri planda kalabildiği belirtiliyor.
Metin, akademik dünyada bilimin değerini belirleyen ölçütlerin yeniden düşünülmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Bilimsel üretimin anlamının, dergi sıralamaları ve görünürlük rekabetiyle sınırlanmaması gerektiği; akademinin bilgi üretme, topluma katkı sunma ve gerçek problemleri çözme işlevinin korunmasının önem taşıdığı vurgulanıyor.
BARAN HABER