AKİT MENÜ

Kültür - Sanat

İki Gün Boyunca Ağlatan Film: Lübnan’ın Çığlığı "Kefernahum"

Sadece bir film değil, modern dünyanın vicdan azabı... Lübnanlı yönetmen Nadine Labaki’nin "Kefernahum"u, izleyenleri iki gün süren bir yas ve derin bir muhasebe ile baş başa bırakıyor. Bir çocuğun, kendisini bu cehenneme getirdikleri için ailesine açtığı dava üzerinden yükselen bu sessiz çığlık, Batı'nın ve uygar dünyanın görmezden geldiği 'kimliksizleri' tüm çıplaklığıyla yüzümüze çarpıyor.

Haber Merkezi

Sadece bir film değil, modern dünyanın vicdan azabı... Lübnanlı yönetmen Nadine Labaki’nin "Kefernahum"u, izleyenleri iki gün süren bir yas ve derin bir muhasebe ile baş başa bırakıyor. Bir çocuğun, kendisini bu cehenneme getirdikleri için ailesine açtığı dava üzerinden yükselen bu sessiz çığlık, Batı'nın ve uygar dünyanın görmezden geldiği 'kimliksizleri' tüm çıplaklığıyla yüzümüze çarpıyor.

 

Vicdanları Kanatan Soru: "Neden?"

Beyrut’un tozlu ve kaotik sokaklarında, kimsesizliğin ortasında bir varoluş mücadelesi veren 12 yaşındaki Zain’in hikayesi, sinema salonlarını adeta bir yas evine çevirdi. Filmi izleyen binlerce kişi, ekran başında dökülen yaşların sadece bir hikayeye değil, dünyanın adaletsizliğine olduğunu vurguluyor. "İki gündür ağlamaktan kendime gelemedim" diyen izleyici yorumları, filmin yarattığı sarsıcı etkinin boyutlarını gözler önüne seriyor.

 

Gerçek Hayat, Gerçek Acı

Kefernahum’u bir kurgudan öteye taşıyan en büyük etken, başroldeki Zain Al Rafeea’nın kendi hayat hikayesiyle filmin iç içe geçmesi. Suriyeli bir mülteci olan ve sokaklardan gelerek bu rolü üstlenen Zain, aslında oynamıyor; yaşadığı, bildiği ve her gün tanık olduğu o ağır yükü sırtlanıyor. Filmde;

Çocuk yaşta zorla evlendirilen kızların sessiz feryadı,

Kimliği olmadığı için kağıt üzerinde "var olmayan" binlerce mültecinin dramı,

Açlığın ve çaresizliğin gölgesinde yitip giden masumiyet,
adeta bir tokat gibi izleyicinin yüzünde patlıyor.

 

Batı'nın İkiyüzlülüğüne Ayna Tutuyor

Filmin ödüller alması bir yana, asıl başarısı modern dünyanın kurduğu sahte düzenin zayıflığını ifşa etmesinde yatıyor. Lübnan’ın varoşlarından yükselen bu isyan, mülteci krizine sadece bir "istatistik" olarak bakan küresel güçlerin vicdanına ağır bir soru işareti bırakıyor: Bir çocuk, yaşamak zorunda bırakıldığı bu hayat için kimden hesap sormalı?

"Beni neden doğurdun?" sorusuyla başlayan bu adalet arayışı, sadece bir mahkeme salonunda değil, her izleyicinin kendi iç dünyasında devam ediyor.

Yorumlara Git

Bakan Gürlek'ten İsrail'in Batı Yaka kararına sert tepki: Kabul etmiyoruz

Zafer Partisi’nde kılıçlar çekildi: Yolsuzluk kavgası!

IMF'den Türkiye’ye övgü: Süreç başarılı ilerliyor

MHP’li Feti Yıldız'dan "Umut hakkı" açıklaması

İsrail'e dron tedarik eden şirketi Donanma Tersanesi’nden çıkardı Bu defa Mamdani kovdu