Gündem
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’tan önemli açıklamalar
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, "Komisyon raporumuz bu anlamda bir nihayet değil, bilakis atılan ve atılacak kararlı adımların mihenk taşı olarak kabul edilmelidir" dedi.
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu Toplantısı'na açıklamalarda bulundu.
Kurtulmuş'un konuşmasından öne çıkanlar şöyle:
Komisyonumuzun bugün 21. toplantısını icra ediyoruz. Toplantımızda titizlikle hazırlamış olduğumuz raporun burada komisyon üyelerimizle bir kez daha değerlendirilmesi hem de kamuoyuyla paylaşılması için toplantımızı gerçekleştiriyoruz.
Bugün terör meselesinde tarihi bir dönemden geçiyoruz. Milli iradenin tecelligahı olan Gazi Meclisimiz üzerine düşen vazifeyi tereddütsüz biçimde üstlenmiştir.
Komisyon Çalışmaları” başlıklı birinci bölümde komisyonun çalışma süreci anlatılmakta; ikinci bölümde komisyonun temel hedefleri çerçevesinde yapılan tartışmalar ve vurgular yer almakta; üçüncü ana başlıkta Türk-Kürt kardeşliğinin tarihî kökleri ve kardeşlik hukuku ele alınmakta; dördüncü başlıkta komisyonda dinlenen kişilerin söylem analizlerinden hareketle ortaya çıkan mutabakat alanları değerlendirilmektedir. Beşinci bölüm PKK’nın kendisini feshetmesi ve silah bırakması sürecine, altıncı bölüm sürece ilişkin yasal düzenleme önerilerine, yedinci bölüm ise demokratikleşmeye ilişkin önerilere ayrılmıştır.
Türkiye küresel güçlerin hilafına bölgede barışın öncüsü olmaya devam edecektir.
Türkiye'nin iç kalesini tahkim ederek bölgede barış ve istikrarı sağlaması hem kendi güvenliği hem de bölgesel düzen açısından yeni imkan ve fırsatları ortaya çıkaracaktır. Milletimiz dağılma ve parçalanmayı durduracaktır.
Türkiye’de terör meselesinin kalıcı biçimde çözülmesi sadece güvenlik boyutuyla sınırlı olmayan, çok boyutlu, çok yönlü, çok katmanlı ve çok taraflı politikaları zorunlu kılmaktadır. Siyasal meşruiyetin, toplumsal kabulün ve demokratik kapasitenin aynı anda güçlendirilmesini gerektirmektedir. Öte yandan dünyamız, uluslararası kurumların meşruiyet tartışmalarıyla çöküşe geçtiği, kural bazlı uluslararası sistemin yerine güçlerin kendi kurallarını dayattığı bir döneme doğru hızla ilerlemektedir. Böylesi bir dönemde devletlerin egemenliğini, güvenlikleri ve toplumsal bütünlüğü aynı irade çizgisinde tutabilme kudreti üzerinden değerlendirmek gerekir. Küresel sistemin her krizde ne yazık ki en fazla yıpranan alanı insan onuru ve hukukun üstünlüğü olurken, adaleti sağlama gücü zayıflayan her yapı toplumda umut yerine yeni kırılganlıklar meydana getirmektedir. Yakın çevremizde ve bölgemizde kimlik temelli fay hatlarının diri tutulması ve çatışma alanlarının genişlemesi ülkemize çok yönlü sorumluluklar yüklemektedir.
İçeride millî dayanışmamızı derinleştirirken bölgemizde barış sağlamaya yönelik çabalar, refahın artırılması ve adalet duygusunun güçlendirilmesiyle birlikte üstlenilmesi gereken yeni vazifeler olarak önümüzde durmaktadır. Ülkemizde kardeşlik, esenlik ve toplumsal barışı büyüten her sözü ve her adımı en güçlü şekilde desteklemekteyiz. Bu mesele farklılıkları derinleştiren ezber kalıplarla değil, basiretli bakış, samimi yaklaşım ve kararlı adımlarla çözüme kavuşacaktır. Bu konu, varlığımızı ve yarınımızı ilgilendiren niteliğiyle dar siyasi çıkarların veya risk hesaplarının konusu asla olamaz. Dar siyasi çıkarların ve risk hesaplarının çok ötesinde bir realitedir.
Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu tarihi sorumluluğunu Meclis zeminine taşınması için tescil edilmiş komisyondur.
Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu acılarımızı inkar etmeden geleceğimizi birlikte kurmanın iradesidir.
Komisyon raporumuz bir nihayet değil bilakis atılan ve atılacak adımların mihenk taşı kabul edilmelidir.
Yeni bir anayasa hazırlama konusu ise komisyonumuzun görev alanında olmamakla birlikte ülkemiz için tehir edilemez yerine getirilmesi gereken ortak bir ödev ve sorumluluk olarak önümüzde durmaktadır.