AKİT MENÜ

Dünya

Bir ülke komple satın alınabilir mi? İşte örneği...

Grönland’ın satın alınması tartışması, ABD’nin yalnızca savaşla değil; baskı ve stratejik dengeler eşliğinde gerçekleştirdiği büyük toprak satın alımlarıyla da büyüdüğünü hatırlatarak iki yüzyıllık bir genişleme geleneğini yeniden gündeme taşıyor.

Haber Merkezi

Grönland’ın satın alınması tartışması, ABD’nin yalnızca savaşla değil; baskı ve stratejik dengeler eşliğinde gerçekleştirdiği büyük toprak satın alımlarıyla da büyüdüğünü hatırlatarak iki yüzyıllık bir genişleme geleneğini yeniden gündeme taşıyor.

Grönland tartışması, Amerika’nın yükselişini iki yüzyıldan fazla süredir şekillendiren bir soruyu yeniden gündeme getiriyor

ABD Başkanı Donald Trump, Grönland’ı satın alma fikrini yeniden gündeme getirip Danimarka’nın reddetmesi halinde daha güçlü adımları dışlamadığını söylediğinde, Avrupa genelinde tepki hızlı ve sert oldu. Öneri, modern uluslararası siyasetin geride bıraktığı varsayılan emperyal pazarlıkların bir kalıntısı olarak çerçevelendi.

Ancak bu öfke, rahatsız edici bir tarihsel gerçeği göz ardı ediyor. Amerika Birleşik Devletleri yalnızca devrim ve savaş yoluyla değil; aynı zamanda güç dengesinin satıcıyı sınırlı seçeneklerle bıraktığı anlarda yapılan büyük ölçekli toprak satın alımlarıyla da inşa edildi. Kıtasal genişliklerden stratejik adalara kadar Washington, nüfuzunu defalarca çek yazıp – çoğu zaman baskı unsurlarıyla destekleyerek – genişletti.

Bugün toprak satın alma fikri kulağa tuhaf gelebilir. Ancak Amerika’nın bugün bildiğimiz şekline kavuşmasında bu tür anlaşmaların büyük rolü olmuştur. Grönland tartışmasının neden bu kadar güçlü yankı uyandırdığını anlamak için, Amerikan haritasını yeniden çizen büyük satın alımlara bakmak gerekir.

 

Louisiana: En büyük satın alma

Fransız kaşifler 17. yüzyılın sonlarında Mississippi Vadisi’ne girerek geniş toprakları Fransa adına ilhak etti ve bu bölgeye Kral XIV. Louis’in adını vererek Louisiana adını koydu. 1718’de Mississippi Nehri’nin ağzında New Orleans kuruldu. Ancak koloni yavaş gelişti. Zor iklim koşulları ve Yerli Amerikalılarla karmaşık ilişkiler yerleşimi güçleştiriyordu.

Fransa bu devasa bölgeye pek değer vermedi. Louisiana; bugünkü Louisiana eyaletinin yanı sıra Arkansas, Oklahoma, Kansas, Missouri, Colorado, Wyoming, Kuzey ve Güney Dakota, Minnesota, Iowa, Montana, Nebraska, Teksas, New Mexico ve hatta Kanada’nın bazı kısımlarını kapsıyordu. Buna rağmen New Orleans dışında Fransız nüfus yok denecek kadar azdı.

1763’te Yedi Yıl Savaşı’nın ardından Fransa, Louisiana’yı İspanya’ya devretti. İspanya yönetimi koloniyi idare etti ancak toprakların büyük bölümü Yerli halk dışında neredeyse boş kaldı.

19. yüzyıl başlarında Avrupa değişim içindeydi. Napolyon Louisiana’yı yeniden kontrol altına aldı. Ancak Haiti’deki isyan ve tropikal hastalıklar Fransız ordusunu kırdı. Napolyon, Louisiana’yı elde tutamayacağını fark etti.

ABD açısından Mississippi’nin ağzını kontrol etmek hayatiydi. Başkan Thomas Jefferson, Louisiana’yı satın almak için müzakerelere başladı. Başlangıçta ABD yalnızca New Orleans ve çevresini 10 milyon dolara almak istiyordu. Ancak Fransızlar 15 milyon dolar karşılığında Kanada’ya kadar uzanan geniş toprakları teklif etti.

Bu topraklarda Fransız kontrolü son derece sınırlıydı. Yerli halk satıştan haberdar bile değildi. Yaklaşık 60 bin yerleşimci vardı.

Anlaşma yapıldı ve ABD’nin yüzölçümü bir gecede iki katına çıktı. ABD’nin Fransa Büyükelçisi Robert Livingston, “Uzun yaşadık ama hayatımızın en soylu işi budur” dedi.

 

Florida: Louisiana’nın izinden

Florida örneğinde ise satıcı memnun değildi.

İspanya 1513’te Florida’yı keşfetti. Ancak bölge büyük değer taşımıyordu. 18. yüzyılda İngiltere Florida’yı ele geçirdi; daha sonra Amerikan Bağımsızlık Savaşı sırasında İspanya yeniden kontrol sağladı.

Bu sırada Amerikalı yerleşimciler Florida’ya akın etti. Sınır çatışmaları arttı. İspanya Napolyon Savaşları nedeniyle zayıflamıştı.

ABD, Florida’yı fiilen işgal etti. 1819’da İspanya 5 milyon dolar karşılığında Florida’yı ABD’ye devretmek zorunda kaldı.

Virgin Adaları: Altınla Ödeyeceğiz

19. yüzyıl sömürge imparatorlukları çağıydı. Ancak ABD, Virgin Adaları’nı 20. yüzyılda, I. Dünya Savaşı sırasında satın aldı.

Danimarka 1672’de St. Thomas’ı, ardından St. John’u ilhak etti. Şeker plantasyonları kuruldu. Ancak 19. yüzyılda fiyatlar düştü ve Danimarka adaları elden çıkarmayı düşünmeye başladı.

ABD başlangıçta Alaska’yı satın almayı tercih etti. Alaska Rusya için uzaktı ve savunması zordu.

I. Dünya Savaşı sırasında ABD, Almanya’nın Danimarka’yı işgal edip adaları denizaltı üssü olarak kullanmasından endişe ettiğini açıkladı. Başkan Woodrow Wilson, Danimarka’ya net mesaj verdi: Satmazsanız işgal ederiz. Teklif 25 milyon dolar altındı; bu Danimarka’nın yıllık bütçesinin yarısına eşitti.

 

1916’da anlaşma yapıldı. ABD Danimarka’nın Grönland üzerindeki haklarını tanıdı. 1917’de adalar ABD’ye geçti.

II. Dünya Savaşı sonrası ABD Grönland’ı satın almak istedi. Danimarka reddetti; ancak ABD üsler kurdu. Bir noktada nükleer silah taşıyan bir bombardıman uçağı Grönland üzerinde düştü; Danimarka halkı bu olaydan haberdar edilmedi.

Bu bağlamda Trump’ın Grönland önerisi göründüğü kadar eşi benzeri görülmemiş değil. ABD iki yüzyıldan fazla süredir toprak satın alarak genişledi. Bazen satıcı memnundu; bazen anlaşma baskı altında gerçekleşti.

Trump’ın ilgisi bu tarihsel kalıba uyuyor. Belki de Danimarka bir kriz yaşadığında çantayla para götürmek daha “uygun” olur.

Kaynak: RT

Yorumlara Git

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan ramazan mesajı

Milli Savunma Bakanlığından NATO mesajı

Seküler yobazların hazımsızlığına Erdoğan'dan sert cevap!

İstanbul trafiği kilitlendi: Yoğunluk yüzde 90'a dayandı!

“Türkiye tüm topraklarımızı vurabilir” Yunanistan’da ‘CENK’ korkusu