Yaşam
'Baba otoritesi yıkıldı, annelik yük olarak görülüyor!'
Mustafa Sabri Beşer, Aylık Baran Dergisi’nin Ocak 2026 tarihli 47. sayısında yayımlanan röportajında aile yapısındaki çözülmeyi sosyolojik açıdan değerlendirdi. Beşer, modernleşme süreci, sivil toplumun etkisizliği ve annelik makamının zayıflatılması üzerinden dikkat çeken açıklamalarda bulundu.
Mustafa Sabri Beşer, Aylık Baran Dergisi’nin Ocak 2026 tarihli 47. sayısında yayımlanan röportajında aile yapısındaki çözülmeyi sosyolojik açıdan değerlendirdi. Beşer, modernleşme süreci, sivil toplumun etkisizliği ve annelik makamının zayıflatılması üzerinden dikkat çeken açıklamalarda bulundu.
“Roller bulanıklaştı, yapay hayat standardı oluştu”
Günümüzde kadın ve erkek rollerinin bulanıklaştığını belirten Beşer, özellikle Müslüman toplumlarda kadınların kamusal alanda artan görünürlüğünün aile içi dengeleri etkilediğini savundu. Kadının çalışma hayatında yer almasına karşı olmadığını ifade eden Beşer, asıl sorunun “mahremiyet sınırlarının aşınması ve yapay ilişki biçimlerinin aile içine taşınması” olduğunu söyledi.
Beşer, modern şehir hayatında farklı sosyolojik kodların oluştuğunu, bunun da aile içinde beklenti ve rol çatışmalarına yol açtığını dile getirdi.
“Gençler annelikten ürküyor”
Gençler arasında evlenmeme eğiliminin arttığını belirten Beşer, bunun temelinde “özgürlük şemsiyesi altında inşa edilen bireysellik anlayışı” olduğunu ifade etti. Modern hayatın anneliği bir yük gibi gösterdiğini savunan Beşer, “Anne olmanın sorumluluk gerektiren bir makam olması gençleri evlilikten uzaklaştırıyor” dedi.
Boşanma oranlarındaki artışa da değinen Beşer, hem anne figürünün zayıfladığını hem de baba otoritesinin yıprandığını ileri sürdü. Özellikle 6284 sayılı kanun ve İstanbul Sözleşmesi sürecine atıf yapan Beşer, bu dönemde baba kavramının zedelendiğini iddia etti.
“Dijitali suçlamak kolaycılık”
Aile krizinin yalnızca dijital mecralarla açıklanamayacağını belirten Beşer, birçok akademik çalışmada dijitalleşmenin günah keçisi ilan edildiğini ancak asıl meselenin sosyolojik dönüşüm olduğunu söyledi. Sabah kuşağı programlarındaki örneklerin, dijital çağdan önce yetişmiş kuşaklarda da ahlaki savrulmalar yaşandığını gösterdiğini ifade etti.
“STK’ların gençlik üzerindeki etkisi çok düşük”
Beşer, muhafazakâr olarak bilinen sivil toplum kuruluşlarının gençler üzerindeki etkileşim oranlarının düşük olduğunu savundu. Buna karşılık Atatürkçü Düşünce Derneği ve Kaos GL gibi yapıların daha yüksek etkileşim oranlarına sahip olduğunu öne sürdü. Bu tabloyu “sosyolojik gerçeklikle yüzleşememe” olarak yorumladı.
“Çözüm: Anne Yılı ilan edilmeli”
Beşer, 2025’in “Aile Yılı” ilan edilmesini olumlu bulduğunu ancak bunun yeterli olmadığını söyledi. 2026’nın “Anne Yılı” ilan edilmesini öneren Beşer, anneliğin kültürel hafıza, merhamet ve adalet duygusunun inşasında merkezi rol oynadığını savundu.
“Bir milleti ayakta tutan üç sacayağı vardır: kültür, eğitim ve aile” diyen Beşer, ailenin merkezine anneyi yerleştirmek gerektiğini ifade etti. Annelik makamının güçlendirilmesi için ekonomik teşvikler ve annelik maaşı gibi uygulamaların hayata geçirilebileceğini belirtti.
“Mesele sosyolojide bitiyor”
Beşer, aile krizinin temelinde sosyolojik çözülme olduğunu savunarak, “Sosyoloji kader değildir ama hayatımızın yarısından fazlasını belirler” değerlendirmesinde bulundu. Eğitim sisteminden sivil topluma kadar geniş bir alanda zihinsel dönüşüm gerektiğini dile getirdi.
Röportaj, Aylık Baran Dergisi’nin Ocak 2026 tarihli 47. sayısında yayımlandı.