Avrupa
'Kendimize ait bir psikoloji üretilemedi!'
Prof. Dr. Sami Şener, Türkiye’de gençlik, eğitim sistemi, sosyal bilimler ve devlet politikalarına ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Şener, özellikle gençliğin “anlam, gaye ve inanç” krizine sürüklendiğini savunarak, mevcut sistemin yerli ve değer temelli bir bilgi üretmekten uzak olduğunu ifade etti.
Prof. Dr. Sami Şener, Türkiye’de gençlik, eğitim sistemi, sosyal bilimler ve devlet politikalarına ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Şener, özellikle gençliğin “anlam, gaye ve inanç” krizine sürüklendiğini savunarak, mevcut sistemin yerli ve değer temelli bir bilgi üretmekten uzak olduğunu ifade etti.
“Gençler değil, onları yönlendirenler yetersiz”
Röportajda bugünün gençliğinin anlam ve hedef sorunu yaşadığına dikkat çeken Şener, gençleri “en masum kesim” olarak nitelendirdi. Asıl sorumluluğun ebeveynler, öğretmenler ve sistemi kuran yapılarda olduğunu belirten Şener, gençlere köklü bir fikir zemini ve ufuk sunulmadığını söyledi.
Eğitim sistemini “ezberci ve tartışmasız” olarak tanımlayan Şener, üniversitelerde öğrencilerin konuşmaktan çekindiğini, sorgulama kültürünün zayıf olduğunu dile getirdi. Kendi derslerinde öğrencileri tartışmaya teşvik ettiğini aktaran Şener, birçok akademisyenin bu cesareti göstermediğini iddia etti.
“Batı’dan alınan hazır şablonlarla yol alınamaz”
Sosyal bilimlerde özgün üretim eksikliği bulunduğunu belirten Şener, psikoloji ve sosyolojide Batı kaynaklı teorilerin ve ölçeklerin sorgulanmadan kullanıldığını savundu. Türkiye toplumunun gerçekliğini yansıtmayan ölçme araçlarının akademik çalışmalarda yer aldığını ifade eden Şener, “Üretemediğimiz bilgiyi dışarıdan alıyoruz” dedi.
Şener’e göre sosyal bilimler değerlerden bağımsız düşünülemez. Bilginin din, ahlâk ve gelenekle uyumlu bir hedefe yönelmesi gerektiğini savunan sosyolog, mevcut sistemin bu bağdan kopuk olduğunu dile getirdi.
“Medya ve sosyal medya zihni meşgul ederek köleleştiriyor”
Modern dünyanın en büyük sorunlarından birinin “zihinsel meşguliyet” olduğunu belirten Şener, sosyal medyanın gençleri sürekli yüzeysel bilgiyle oyaladığını söyledi. Derinlikli düşüncenin yerini sloganların aldığını vurgulayan Şener, gereksiz bilginin kötü bilgiden daha tehlikeli olabileceğini ifade etti.
Film ve dizilerde aile yapısını zedeleyen içeriklerin yaygınlaştığını öne süren Şener, bu yayınların toplumsal etkisinin yeterince denetlenmediğini savundu. Devletin aileyi koruma sorumluluğunu hatırlatan Şener, kültürel ve ahlâkî politikaların güçlendirilmesi gerektiğini dile getirdi.
“Gençlik Türkiye’nin hayati meselesidir”
Türkiye’de milyonlarca gencin ne eğitimde ne de istihdamda yer aldığına dikkat çeken Şener, bu potansiyelin atıl bırakılmasının büyük bir risk olduğunu belirtti. Gençlik politikalarının sadece spor faaliyetleriyle sınırlı kalmaması gerektiğini ifade eden Şener, devletin gençliği merkeze alan kapsamlı bir strateji geliştirmesi gerektiğini söyledi.
Şener, çözümün “sözüyle özü bir olan” fikir ve ahlâk önderlerinin ortaya çıkmasıyla mümkün olabileceğini savunarak, sistemin değer temelli bir yeniden yapılanmaya ihtiyaç duyduğunu dile getirdi.
Röportajın tamamı, Baran Dergisi’nin Ocak 2026 tarihli sayısında yayımlandı.