AKİT MENÜ

Aktüel

Batı Bir Medeniyet mi?

Hukukçu yazar AV. Ömer Faruk Uysal 'Batı Bir Medeniyet mi?' başlıklı bir yazı kaleme aldı.

Haber Merkezi

İşte Hukukçu yazar AV. Ömer Faruk Uysal'ın kaleme aldığı o yazı; 

Genel ve yaygın kabule göre, Batı medeniyetlerden bir medeniyet olmayıp, tek, alternatifsiz, zorunlu, kaçınılmaz, en üstün medeniyettir! Esasen Batı medeniyeti dışında başka bir medeniyetten de söz edilemez! Batı medeniyetini sevip dahil olmayanlar, gayrımedeni, vahşi ve barbardırlar! Tek ve üstün Avrupa medeniyeti tarafından ezilerek medenileştirilme ameliyesini hak ederler. Batı medeniyetinin en güçlüsü ve öncüsü ABD Avrupalı dostlarıyla beraber her yere medeniyet, demokrasi ve insaniyet götürür. Vietnama, Afganistana, Iraka, Suriyeyeye, Venezuallaya, Latin Amerikaya, şimdilerde İran'a defalarca medeniyet ve demokrasi götürmüş yardım sever, iyilik sever, üstün bir medeniyettir!

Modern, çağdaş ve medeni olmak ancak Batı'ya benzemekle mümkündür. Batı'ya benzemeyeni benzetirler. Bu Avrupa medeniyetinin ufak bir zaafıdır! Kavgacı, savaşçı, hegomonik, istilacı, emperyalist kibir anıtıdır. Batı'ya benzemek derken, sadece şekli ve zahiri benzemekler yetmez. Batı'nın ali menfaatlerini kendi çıkarlarından üstün tutacak, verici ve teslimiyetçi de olacaksın. Mesela Venezüela ve İran'dan istenen de birazcık Batı Medeniyeti (iğrenç çıkarları), fazla birşey değil!

 

Ufak bir zaafı da şudur. Medeniyet insanlara ve insaniyete mahsus bir durumdur. Arılar, karıncalar ve bazı memeli hayvanlar da sosyal, organize, dayanışmacı bir içtimai hayat sürerler ama, herhangi bir hayvan medeniyetinden söz edilemez. Yani medeniyetin ön şartı önce insan olmaktır. Peki Batı medeniyetinin insani durumu ve insanlık halleri nasıldır?

Öncelikle belirtmeliyiz ki, Batı'da yaşamakta olan her insan bireyi, tipik bir Batı'lı değildir. Batı'nın tüm zaaflarını benimsiyor ve içtenlikle kabul ediyor da değildir. Burada Batı'nın hakim politikalarına, ideolojisine, tarihine, değerlerine (değer olarak dayattıklarına) bakmalıyız.

Batı medeniyetinin temelleri olarak antik Yunan ve Roma, Hristiyanlık ve aydınlanma zikredilir. Hristiyanlık; ahlak, geleneksel değerler, aile, adalet ve merhamet gibi kıymetler vazeder. Hz. İsa ve havarileri Hz. Adem'le başlayan İlahi mesajın taşıyıcılarındandır. Ancak Hristiyanlık asliyetini koruyamamış ve tahrifata uğramıştır. Hal böyleyken tek, bir ve aynı mesajın son temsilcisi İslam, Hristiyanlık ve Museviliğe yine de  özel bir önem ve ayrıcalıklı bir statü tanımıştır. Tevrat ve İncil dolayısıyla Ehl-i Kitap sayılmışlar ve tahrifata rağmen, baki kalan değerler bakımından üstün tutulmuşlardır. Esasen İslam, Hz. Ademle başlayanı, Musevilik ve Hristiyanlığı, Kur'an ise Tevrat, İncil ve Zebur'u muhtevidir! Bu sebeple Müslüman bir erkek başka dinlerin mensupları ile evlenemezken mevcud dinlerinde sabit kadem ehli kitap kadınlarla evlenebilir. Yani İslam değil tüm toplumun tamamen müslüman olmasını, toplumun temeli olan ailenin dahi müslüman ferdlerden oluşmasını şart koşmaz. Ailenin hanımefendisi sevgili eş, çocukların şefkatli annesi, pekala bir Hristiyan olabilir. (Bakara Suresi, 221) (Herkesin Kemalist olmasını mecbur tutan Kemalist totalitarizme nazaran ne kadar da kucaklayıcı!)

 

Batı Hristiyan olurken, zaten antik Yunan ve Roma problemlerini (batıl mitolojiyi) Hz. İsa'nın kadim, ulvi, sahih öğretisine katmış, Rönesans, Reform ve aydınlanma devrimleri ile de, sahih Hristiyanlık iyice azaltılmış ve seyreltilmiştir. Buna rağmen Avrupa; aile, hetoroseksüalite, mahremiyet ve ahlaki değerleri, belli ölçülerde yine de muhafaza etmiştir. Mesela antikomünist mücadele döneminde, aile ve tüm dini-geleneksel değerleri ile birlikte, aile karşıtı sosyalist öğretiye karşı konulmuştur. Hatta SSCB ve Doğu Bloku yayılmacığılına karşı, Müslümanlardan oluşan "Yeşil Kuşak" politikalarına da önem vermiştir.

1990'da SSCB'nin, Doğu Blokunun ve Sosyalizmin çöküşü ile birlikte, Batı'da tüm aile ve geleneksel değerleri de süratle aşınmaya yüztutmuş, Batı metafiziğini, iki dünya'dan ahireti, iyice terketmeye başlamıştır. Epstein, rezaleti, skandalları, iğrençlikleri bu meşum sürecin tuzu biberi olmuştur. Pedofoli, insan avlama seansları, aşırı korkutularak dehşete düşürülen çocuklardan adrenalize kan almak, işkence, insan eti ziyafetleri vs. bunlar üzerinde durmayacağız. Bunlar zaten yeterince konuşuluyor ve işleniyor denilebilir.

De, bunlardan daha kötü ne olabilir? Daha ağır bir suç var mıdır? Yoktur, o halde, kıyamet kopmalı, yer yerinden oynamalı değil midir? Neden devlet, siyaset, hukuk, adalet, medya, üzerinde ölü toprağı varmışçasına hareketsiz duruyor? Bu sezsizlik ve tepkisizlik Batı medeniyeti standartları açısından tamamen normal mi? Evet ölü toprağı! Her yıl binlercesi kaçırılan, tecavüz ve işkencelerle öldürülen, dehşet içinde adrenalize kanı alınan, eti yenilen, avlanan, çocuk ölüler toprağı üzerinizde! Bu Müslümanlara atabileceğiniz bir iftira da değil.

 

Biz bu rezaletin başka boyutlarına bakmak istiyoruz. Öncelikle, bu her toplumda tesadüf edilebilecek, ferdi, münferit, istisnai bir sapıklık değil. Toplu halde, kollektif, yaygın, organize bir iğrençlikler silsilesi. Onbinlerce, yüzbinlerce mağduru, masum çocuklar var!

Toplumun, alt gruplarından, alkol veya uyuşturucu bağımlısı, ailesiz, fukara, kriminalize, sosyopatlardan bahsetmiyoruz. Bushlar, Clintonlar, Obama, Biden, Trump ABD'nin son 30 yılına hükmetmiş başkanları. Kral, Kraliçe, Prensler, İngiltere ve Norveç kraliyet ailesi, Papalar, şöhretlerinin zirvesinde büyük sanatçılar. Büyük muhalif filozof, insan hakları müdafii Noam Chomsky. Kozmolog, astrofizik dahisi Stephen Hawking %95 engelli haliyle. Büyük patronlar, ceo'lar, sermaye, medya, uluslararası ticaret ve siyasete hükmedenler, cihanın krem dö krem elitleri, kimler ve kimler. Herşeyleri, aile ve çocukları, servet, şöhret, iktidar, saray ve malikaneleri var. Ülkelere ve dünyaya hükmediyorlar!

Bir tenhada denk geldikleri, kıstırdıkları masumlara bir defa değil! Çocuklar bunun için seçiliyor, kaçırılıyor, aile ve yuvalarından, hayatlarından, ebediyen kopartılıyor. Bunun için sistemler, örgütler, networkler kurulmuş, daima işliyor. Deprem, savaş ve felaketlerde çocuk kurtarıcıları gibi geliyorlar. En ağır, alçakça, iğrenç istismarlar, işkencelerin en akla gelmeyenleri, bebek, çocuk eti yemeler, kanını içmeler.

 

Tarih boyunca insan katil, zina, hırsızlık ve hatta eşcinsellik günahlarını işlemiştir! Yine de onları insan saymak, tövbe etmek, ıslah edip,  sosyalleştirmek imkanları vardır. Ama böylesi, en seçkinlerden, dünyanın hakimlerinden, sistematik, organize, binlerce, uzun yıllardır! En kötücül, iğrenç, alçakca, insanlıktan tamamen çıkaran, insanın teleffuza, konuşmaya, akla getirmeye dayanamayacağı cinsten. Şüphe yokki Batı'da bunlara itiraz eden milyonlar vardır. İnsanlık elbette tümden infisah etmedi! Fakat bunlar, savaş ve barışa, ambargolara, ekonomiye, kültür, sanat, tv, sinema, pandemiye, nüfusa, medyaya, sosyal medyaya, gündeme vs vs hükmeden, belirleyen, en üstteki egemenler. Dünyayı ateşe verenler, ülkeleri işgal edenler, kaynaklarına çökenler, insanları aç bırakanlar, soykırım, savaş suçları, etnik temizlik, zihinsel vs kültürel işgali yapanlar, kanlı emperyalistler, acının, kötülüğün, alçaklığın, müsebbibi ve mimarları!

Bu çirkinliği ve vahşeti daha da çirkinleştiren şey, bir seromoni, ritüel, ayin, Yahudiliğin en muharref sapıklıklarının tezahürü, metafizik bir şekle de büründürülmesi. Tanrı Baal'e, Satanizme, İbraniden başkasını insan saymayan goyim anlayışına dayanması. Ekmeğe goyim'den çocuk kanı katma, fısıh bayramını kanlı ekmeği yiyerek kutlama, bunları dini bir vecd'e dönüştürme çabaları.

 

Aynı zamanda, İsrail ve Mossad'ın bu alçaklıkları organize, teşvik ve kaydedmesi, arşivleyip direnilmesi kabil olmayan bir şantaja dönüştürmesi! Dünyanın tüm elitlerini parmağında oynatan, İsrail, çıkarlarına, zulümlerine, azgınlıklarına, menfur emellerine hizmete mecbur bir küresel ağ. Bir küresel iğrenç politika. Müslümanlara kurban bayramının hesabını soran efendiler, pedofili ve insan kurban etmeyi sıradan bir zevk rezilliğine çevirmişler.

Çocuklara, bebeklere, insanlara bunları yapabilenler, hala insandan sayılabilirler mi? İnsan sayılamayanların, insan olamayanların kurduğu düzen bir insan medeniyeti kabul edilebilir mi?  Batı, gerçekten bir medeniyet mi? İsrail soykırımı neden böyle ölümüne destekleniyor? Protestocuların kafası gözü kırılıyor? İyice anladık mı?

Batı, göçmen veya sığınmacı, bilhassa Müslüman bir anne çocuğuna bir tokat attı veya fakirlikten iyi besleyemiyor diye çocuğa el koyup, yurda veya başka bir aileye verebilen bir medeniyet. Güya çocuk himaye ediliyor! Kendi ailesinden koparılıp, marjinal, çoğu zaman eşcinsel bir aileye teslim ediliyor.

 

Ve bizdeki Batılılar, Batıcılar! Sanatçılar, artistler, sanatçı duyarlılığından yıkılanlar, gıkları çıkmıyor, bir mesaj dahi atmıyorlar. Patronlarının durumlarına çok üzülmüş olmalılar!

Şu halde, saf saf, Batı üzerine, teorik, felsefi, doktriner, ideolojik, politik, teoloji, tartışmalar yapmanın herhangi bir lüzumu ve anlamı olabilir mi?

Yorumlara Git

Kraliyetin "kara koyunu" Andrew serbest kaldı: Epstein skandalında yeni perde!

İslam düşmanlarına nefes aldırmayacağız! Dünya şampiyonu milli sporcudan İsrail yandaşlarına uyarı

Halka uzak Halk TV! CHP'nin yayın organında 'pide 350 TL' vakası

Anadolu’da gönül sofraları kuruldu: İlk iftar kahramanlar ve emanetleriyle!

Ne Filistin ne İran ne Suriye! İsrail ramazan günü saldırdı