Gündem
MEB’e yapılan saldırılara flaş yorum: 28 Şubat’ın yıl dönümünde…
Eğitim-Bir-Sen Genel Sekreteri Talat Yavuz, “Bunca Tartışmadan Geriye Ne Kaldı?” başlıklı yazısında, son günlerde Milli Eğitim üzerinden yürütülen ‘laiklik’ tartışmalarını değerlendirdi.
Yavuz, sosyal medya platformunda her hafta yayımladığı ‘Pazartesi'den Pazartesi'ye’ başlıklı köşesinde özellikle “Maarifin Kalbinde Ramazan” etkinlikleri etrafında oluşan polemiklere dikkat çekti. Yavuz, özellikle Ramazan ayı dolayısıyla okullarda planlanan “Maarifin Kalbinde Ramazan” etkinlikleri etrafında oluşan tartışmalara değindi, pedagojik zeminden uzaklaştırılarak ideolojik bir kamplaşmaya dönüştürüldüğünü savundu.
Yazısında Ramazan ayının gelişiyle birlikte çocukların okullarda gerçekleştireceği etkinlikler üzerinden “rejim krizi” çıkarılmaya çalışıldığını ifade eden Yavuz, kamuoyunda 28 Şubat dönemini hatırlatan söylemlerin yeniden dolaşıma sokulduğunu vurguladı. “Laiklik elden gidiyor” ve “Taliban rejimi getiriliyor” şeklindeki çıkışların geçmişteki reflekslerin güncellenmiş bir versiyonu olduğunu belirten Yavuz, aradan geçen otuz yıla rağmen bazı çevrelerin zihniyetinin değişmediğini dile getirdi.
Yavuz’un yazısı şöyle: Ramazan ayının gelişiyle, çocuklarımızın okullarında neşe içinde eğlenmesinden rejim krizi çıkarmayı başardık! Kendimizi bir anda doksanlı yıllarda bulduk. 28 Şubat karanlığının yıl dönümünde yine; “Laiklik elden gidiyor, gericiler Taliban rejimi getirecek.” içerikli bildirilere muhatap olduk.
Yine bir kısım sendika, sözde aydın yazar çizer takımının, otuz yıl içinde hiç değişmediğini ve bu mızıkacılar korosuna eşlik ettiğini gördük. Şaşırmadık doğrusu, çünkü aradan geçen yıllar, aslında hep bu kökü dışarıda, ithal fikir sahipleriyle mücadele ile geçti.
Geriye dönüp baktığımızda, bir vesile ile böylesi süreçler, olup biteni anlamak ve anlatabilmek adına faydalı da oluyor. Günümüz psikolojik harp taktikleri, sosyal medya imkânları ve yüksek algı operasyonlarıyla bazı şer odakları, gerçek yüzlerini gizleyebiliyor veya hiç olmadıkları gibi görünebiliyorlar.
Şimdi bize, “Maarifin Kalbinde Ramazan” başlığı ile okullarda yapılması istenen etkinlikleri yapmama kararı alan işgüzar sendikaya üye olan, kendini inkâr edercesine demeçler veren ve üyesi oldukları sendikanın yöneticileri tarafından kendilerine, 28 Şubat sürecinin kullanılan sembol isimleri gözüyle bakıldığından emin olduğumuz öğretmen arkadaşlarımızı uyarmak, uyandırmak görevi düşüyor.
Bu din ve değer düşmanı, ahlak ve maneviyat yoksunu, kendisi gibi düşünmeyen herkese, her türlü hakaret ve saldırıyı hak gören, dili zehirli; köyümüze, bucağımıza, mahallemize yabancı; sapkın akımlara, LGBT derneklerine ve yerine göre terör odaklarına sıcaklık ve sempati duyan sözde sendikalara üye olan, samimi ve ülkesini seven değerli öğretmenlerim:
Bunların “gerici” dedikleri senin annenin yaşmağı, kız kardeşinin örtüsü, eşinin mantosu, tuttuğun oruç, gittiğin cami, kutladığın bayramdan başkası değildir, bilesin. Bunların ayrışmadan önce, birlikteyken işledikleri cürümler, sicillerinde kayıtlı ve bizde de mevcuttur. Bunlar ne söylüyorsa doğruyu bulmak için tersini düşünmelisin. Barış der terörü, demokrasi der beşli çeteyi, hak der haksızlığı desteklerler.
Bunlar özgürlük ve demokrasi mücadelesinde doğru yerde durmadıkları gibi yetkili oldukları dönemde imza attıkları numunelik bir kazanımları da öyle bir dertleri de yoktur. Çıkıp söylesinler, paylaşsınlar görelim. Bunlara inanmak, boş sözlerine kanmak kendinizi inkâr etmekten başka bir şey değildir. Bu vesile ile gerçekleri görün ve tarihin doğru yerinde durun, bu vebale ortak olmayın derim.
Bu arada bir yanı ile milli ve manevi değerleri savunurmuş gibi yapan, diğer yanı ile de her tarafından 28 Şubat zihniyeti fışkıran, geçmişte kamuda serbest kıyafet talebimize karşı mülki amirleri göreve davet eden, laikliğin zulüm aracına dönüştürülmesine yarım ağız bile olsa tepki vermeyenleri de unutmadık. Bu aralar içine düştükleri zor durumlarını görüyor, onlara değil sahiplerine kulak veriyoruz. Çünkü sahipleri gerçekleri daha cesurca itiraf ediyorlar bugünlerde.
Bütün bu tartışmaları yaparken doğru adım; unutmamak kaydıyla acı, gözyaşı ve zulümlerle dolu geçmiş tartışmalarda kaybolmamak ve geleceğe bakarak doğru olanı nezaketle yapmaktır.
Anayasamıza, Milli Eğitim Temel Kanunu’na, yürürlükteki Türkiye Yüzyılı Maarif Modeline ve içinde bulunduğumuz şartların gereklerine uygun olan “Maarifin Kalbinde Ramazan” etkinliklerini önemsiyor, yansıyan güzelliklerden ziyadesiyle memnun oluyor, planlayan Sayın Bakanımıza ve ekibine de teşekkür ediyoruz.
Kervan yürüyor...