Gündem
28 Şubat'ı lanetliyoruz
Millet iradesinin tank paletleri altında ezildiği, ümmetin mukaddes değerlerinin doğrudan hedef alındığı ve Türk siyasi tarihine kara bir leke olarak geçen lanetli darbenin üzerinden 29 yıl geçti. Müslümanların üzerine karabasan gibi çöken cunta zihniyeti, bugün tarihin çöplüğündeki yerini alırken, Türk milleti her 28 Şubat’ta darbecileri lanetle anıyor.
BİN YIL SÜRMEDİ BİN YIL GERİYE GİTTİK
Dini ve milli eğitim sekteye uğradı, 2001 ekonomimiz ise 2001 kriziyle tek kelimeyle dibe vurdu. Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hüseyin Kıvrıkoğlu’nun “28 Şubat gerekirse bin yıl sürer” dediği süreç, “bin yıl” sürmedi ama Türkiye’yi onlarca yıl geriye götürdü. Samimi Müslümanların kamu kurumlarından tasfiye edildiği, yetişmiş binlerce subay astsubayın ordudan atıldığı 28 Şubat darbesi, hain FETÖ’cülerin devletin en kılcal damarlarına sızmasının ve 15 Temmuz darbe girişiminin önünü açtı. Müslümanların üzerine karabasan gibi çöken cunta zihniyeti bugün tarihin çöplüğündeki yerini alırken, Türk milleti darbecileri lanetle anıyor. Türkiye tarihine “postmodern darbe” olarak geçen 28 Şubat 1997’deki 8 saat 45 dakika süren Milli Güvenlik Kurulu toplantısı, siyasi, idari, hukuki ve toplumsal tartışmaların önünü açtı. Başbakan Necmettin Erbakan’ın istifası, Refah Partisinin kapatılması ve siyasi yasaklarla hafızalarda kalan bu dönem, sonuçları itibarıyla uzun süre Türkiye gündeminde yer tuttu.
“ORMANA GİDİP BAĞIRABİLİRSİNİZ”
Yaşananların en yakın tanıklarından, Erbakan’ın özel doktoru, 19 ve 20. Dönem Refah Partisi Tokat Milletvekili Ahmet Feyzi İnceöz Akit’e şunları anlattı: “Merhum Erbakan hocamız generallerle yapılan o meşhur toplantının akabinde Gruba geldi. Alnında boncuk boncuk terler hâlâ duruyordu. Detaylı bir açıklama yapmadı. Yalnız bizleri sükunete davet etmek için şöyle bir benzetme yaptı: ‘İçinizdeki tepkileri aktarmak için bir orman kenarına gidip ağaçlara doğru istediğiniz şekilde bağırıp çağırabilirsiniz. Bu hadisenin bir nokta kadar tarihte önemi olmayacak. Biz yolumuza devam edeceğiz’ tarzında ifadelerle bizlere moral verdi. Bizi sükunete davet edip olabilecek taşkınlıklara ket vurdu. Bu arada 28 Şubat dahil cumhuriyetin kuruluşundan itibaren tüm darbe ve muhtıraların CIA’nın inisiyatifinde olduğuna ilişkin, 15 Temmuz darbesinden sonra bizzat eski CIA Başkanı’nın yaptığı açıklama, her şeyi ortaya koymaktadır. Millete rağmen içeriden veya dışarıdan milli birlik ve bütünlüğümüze yapılacak tüm hareketler, eylemler başarısız olmaya mahkumdur. Nitekim 28 Şubat’ı yapanların nasıl cezalandırıldıklarını millet gördü. Tarih unutmaz ve ihmal etmez. 28 Şubat’ta bu memlekete yapılanlara en güzel cevap Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde Türkiye’nin dünyanın önde gelen ülkelerinden biri olmasıdır.”
BÖYLE ZULÜM GÖRÜLMEDİ
Kendisi de 28 Şubat sürecinde TSK’dan ihraç edilen HAKDER Başkanı Avukat Bülent Demir ise, şunları söyledi: “Benim gibi binlerce başarılı askerin bir gecede TSK’dan ilişikleri kesildi. Yargı yoluna kapalı olarak. 28 Şubat döneminde atılan binlerce subay astsubayın hiçbirisi üniformalarını tekrar giyememiş, TSK’ya dönememişlerdir. Yıllar sonra Kamu Denetçiliği Kurumu’ndan ‘Silahlı Kuvvetlere dönmesi gerekir’ kararını almama ve emsallerim orgeneral olmasına rağmen İçişleri Bakanlığı ve Milli Savunma Bakanlığı kararı uygulamamışlardır. Şu ana kadar 28 Şubat sürecinde İslami inançlarından, eşlerinin başörtülü olması, kendilerinin namaz kılmaları ve alkol kullanmamalarından dolayı Batı Çalışma Grubu terör örgütünce fişlenerek TSK’dan ilişiği kesilen bir tane bile subay astsubay TSK’ya dönememiş, üniformasını giyememiştir. Ancak Ergenekon ve Balyoz’da darbeden yargılanan subaylar, sanki içeride geçen yılları TSK’da geçmiş gibi çıktıklarında terfi ettirilerek üniformalarına geri dönmüşler, tüyü bitmemiş yetim hakkından milyonlarca lira tazminat almışlardır. 28 Şubat döneminde takdirnamelerim varken, tabur komutanıyken TSK’dan ihraç edildim ve eşim ve çocuklarımın bulunduğu lojmana sokulmadım. 28 Şubat döneminde atılanlar 29 yıl geçmesine rağmen hâlâ mağdur edilmeye devam edilirken, darbe çığırtkanlığı bariz şekilde belli olan teğmenler daha üzerinden bir yıl geçmeden göreve iade ediyor. Burada bariz bir adaletsizlik vardır.”