Gündem
Stratejik avantajlarımızı kullanmamız zorunluluk
Ortadoğu’yu kaosa sürüklemek için her yolu deneyen İsrail ve Amerika’nın savaş açtığı İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatma kararı alması enerji piyasalarını alarma geçirirken gözler Türkiye’ye çevrildi. Kısa vadede maliyet baskısı kaçınılmaz hâle gelirken stratejik avantajları kullanmak mecburiyet oldu.
HABER MERKEZİ
Deniz hukuku ve ticaret uzmanı Avukat Selçuk Esenyel, Akit’e yaptığı açıklamada gerek Türkiye’nin enerji transit ülkesi konumu gerek alternatif lojistik koridor rolüyle zorlu dönemde ekonomik ağırlığını artırabileceğini vurguladı.
Selçuk Esenyel, “Türkiye’nin krizden uzun vadeli stratejik kazanç sağlaması mümkün” dedi.
Hürmüz Boğazı’nın dünya petrol ve LNG ticareti için kritik önem arz ettiğini belirten Esenyel, “Burada yaşanan krizler hem navlun hem de enerji fiyatlarını etkiler” dedi. Esenyel, fiili kapanmanın çoğu zaman resmi açıklama olmadan gerçekleştiğini hatırlattı ve “Savaş riski sigortaları yükseldiğinde ya da armatörler bölgeyi yüksek riskli ilan ettiğinde kâğıt üzerinde açık olan boğaz fiilen kapanmış sayılır. Deniz ticareti hukuki tartışmaları beklemez; piyasalar anında tepki verir” diye konuştu.
Enerji fiyatları
Türkiye açısından en hızlı etkinin fiyat parametresinde artış şeklinde ortaya çıkaracağı öngörüsünde bulunan Esenyel, bu durumda enerji ithalat maliyetlerinin yükseleceğine ve LNG spot alımlarının daha pahalı hâle gelebileceğine işaret etti. Ayrıca elektrik üretimi ve sanayi girdi maliyetlerinin baskılanabileceğine de dikkat çeken Esenyel, “Türkiye yüksek LNG ithalatçısı bir ülke. Hürmüz kaynaklı aksamalarda tam kesinti olmasa da maliyet baskısı artıyor ve spot kargolarla tedarik yapmak zorunda kalabiliriz” şeklinde konuştu.