Oruç
Günahlardan kaçınmak
Farsça bir kelime olan günah, dinde suç sayılan, Allah’ın yasak ettiği söz ve davranışlardır.
Bu itibarla Allah’ın emrettiğini yapmamak gibi nehyettiğini yapmak da günahtır. Emrettiklerine misal, Allah Teâlâ inananlara namaz kılmayı, oruç tutmayı emretmektedir. Nehiy olarak da haksız olarak “adam öldürmeyin, zinaya yaklaşmayın veya içki içmeyin….” örnekleri verilebilir.
Dolayısıyla Allah’ın emir ve yasaklarına riayet etmemek günahtır.
Mü‘mine yakışan her türlü günahtan uzak durmak ve Allah’ın emrettiklerini de yerine getirmektir. Çeşitli günahlardan uzak durmaya dair Kur’an’da farklı yasaklar getirilmiştir.
Gözlerini haramdan sakınsınlar
Kur’an-ı Kerim’de, “(Rasûlüm) mü’min erkeklere söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar ve namuslarını da korusunlar” (Nûr suresi 24/30) buyrulurken… Aynı şekilde kadınlar için de, “Mü’min kadınlara da söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar ve namuslarını da muhafaza etsinler. Görünmesi zarurî olan kısımlar müstesna olmak üzere ziynetlerini açığa vurmasınlar” (Nûr suresi 24/31) ikazı yapılmaktadır.
Bunun yanı sıra Allah’a şirk koşmak ki en büyük günah ve tevbe edilmediği takdirde Allah’ın asla af etmeyeceği bir suçtur. Keza iffetli kadın veya erkeklere iftira atmak da büyük günahlardandır. Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “De ki: Rabbim ancak açık ve gizli kötülükleri, günahı ve haksız yere sınırı aşmayı, hakkında hiçbir delil indirmediği bir şeyi, Allah’a ortak koşmanızı ve Allah hakkında bilmediğiniz şeyleri söylemenizi haram kılmıştır.” (Araf 7/33)
Evet, Allah’a inanan insan tevbeye mahal bırakmamalı, mümkün mertebe günahlara bulaşmamalı. Bunun için azami gayret sarf etmeli. Kul olma gereği hata, günah bir şekilde hasıl olduğunda ise hemen geciktirmeden tevbe etmeli.
Zira günah Allah’tan uzaklaşma sebebidir. Kişi günahları küçümsememeli, hele günahlardan pişmanlık olan tevbeyi asla ötelememeli. Hadis-i şerifte geçtiği üzere her bir günah işledikçe kalpte siyah bir nokta-leke oluşur ve gittikçe bu leke büyür tüm kalbi kaplar, tamamen duyarsızlaşır.
Nitekim Kur’ân-ı Kerîm’de de şöyle buyrulmaktadır: “Bundan sonra kalpleriniz yine katılaştı; artık kalpleriniz taş gibi, hatta daha da katıdır. Taşın öylesi var ki ondan ırmaklar kaynar; öylesi de var ki çatlayıp bağrından su fışkırır; bazı taşlar da var ki Allah korkusuyla yuvarlanıp düşer. Allah, yapmakta olduklarınızdan habersiz değildir.” (Bakara, 2/74)
Peygamber Efendimiz (s.a.s.) şöyle buyurmuştur: “Bir kul günaha girerim korkusuyla, yapılması sakıncalı olmayan bazı şeylerden bile uzak durmadıkça, müttakîler derecesine çıkamaz.” (Tirmizî, Kıyâmet, İbni Mâce, Zühd)
Muttaki Mü’minlerden olabilmek için Allah’ın yasaklarından uzak durmalı ve emirlerini de yerine getirmeye özen göstermeli. Rabbimiz (c.c.), “Onlar büyük günahlardan ve hayâsızlıklardan kaçınırlar, öfkelendiklerinde dahi bağışlarlar.” (Şûrâ 42/37)
Sonuç olarak Kur’an’ın günahlardan uzaklaşmakla vasfettiği, Allah Resûlünün şüpheli şeylerden bile kaçınması gerekir dediği Mü’min, büyük günahlar başta olmak üzere tüm günahlardan kaçınmayı şiar edinmelidir.