AKİT MENÜ

Oruç

Allah yolunda mücadele

Kâinatı yoktan var eden Allah, mülkünde hükmünün geçerli olmasını ister. Bunun için kulluk göreviyle sorumlu kıldığı insana adının yüceltilmesini emretmiştir.

Haber Merkezi

Hz. Muhammed (s.a.s) dâhil bütün peygamberlerini, insanları Allah’ı bütün sıfatlarında birlemeye çağırmakla görevlendirmiştir.

Yüce Allah, “Senden önce gönderdiğimiz her peygambere: Benden başka ilah yoktur, Bana ibadet edin, diye vahyettik.” (Enbiyâ 21/25) buyurur.

Rasûlullah (s.a.s.) şöyle buyurmuştur: “Ben, Allah’tan başka hak ilah bulunmadığına, Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehadet edip, namazı dosdoğru kılıncaya ve zekâtı hakkıyla verinceye kadar insanlarla savaşmakla emrolundum…” (Buhârî)

Allah’ın birliğinin, tek ilâh olduğunun tanınmadığı her toplumda türlü fitneler, huzursuzluklar zuhur edecektir. Fitneye ise Allah’u Teâlâ asla müsaade etmez. Fitneyle mücadele hususunda şöyle buyurmaktadır: “Fitne ortadan kalkıncaya ve dinin tamamı Allah için oluncaya kadar onlarla savaşın. Vazgeçerlerse kuşkusuz Allah yaptıklarını görmektedir.” (Enfâl 8/39)

 

Bu durumda her müslüman, Allah’ın yeryüzünde hükmü geçerli oluncaya kadar maddi ve manevi mücadele ve mücahede etmekle yükümlüdür.

Rabbimiz şöyle buyurur: “Ey iman edenler! Sizi elem dolu bir azaptan kurtaracak bir ticaret göstereyim mi? Allah’a ve Peygamberine inanır, mallarınızla ve canlarınızla Allah yolunda cihad edersiniz. Eğer bilirseniz, bu sizin için çok hayırlıdır.” (Saff 61/10,11)

Allah’u Teâlâ kurtuluş reçetesini ve hayırlı yolu, daha iyi anlamamız için alışverişle açıklıyor. En güzel ve kurtuluş vesilesi olarak Allah’a ve Resûl’e iman doğrultusunda bütün iman esaslarını kabulden sonra hem mal hem can ile kendi yolunda mücadeleye davet ediyor.

Başta peygamberler olmak üzere onların yolundan giden tüm inananlar bu doğrultuda mücadele verdiler. Bu yolda canlarını ve mallarını asla esirgemediler.
Nitekim Allah yolunda mücadele ve de fiili cihad, Mü’minlerin Kur’an’da anılan vasıflarındandır.

Mâide 5/54. Ayet konuyu özetler nitelikte. Şöyle buyruluyor: “Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse bilsin ki Allah öyle bir kavim getirecektir ki Allah onları sever, onlar da Allah’ı severler; müminlere karşı alçak gönüllü, kâfirlere karşı vakarlıdırlar; Allah yolunda cihad ederler ve hiç kimsenin kınamasından korkmazlar. İşte bu Allah’ın dilediğine verdiği bir lütfudur. Allah’ın lütfu geniştir; O, her şeyi bilir.”

 

Görüldüğü üzere ayette Allah’ın sevdiği, onların da Allah’ı sevdiği ve müminlere karşı oldukça şefkatli olanlar Allah yolunda cihad ederler…

Cihad kavramı, ne yazık ki bazen Müslümanlar tarafından dahi ürkütücü görülüyor. Sanki sadece geçmiş çağlara has, o zamanlarda geçerli bir ibadet ve görevmiş gibi yansıtılmak isteniyor. İslam’ın genelde namaz, oruç, hac ve kurban gibi ibadet kısmıyla yetiniliyor. Oysa bugün bir oruç ayında daha net görüyoruz ki fiili cihad, hiçte raflara kaldırılacak, ötelenecek gibi bir emir değil.

Şer ve küffar ehli tüm çabalarıyla İslam ve Müslümanları yok etmeye, beldelerini işgal ve istila etmek üzere fiili olarak, tüm modern silahlarla dün olduğu gibi bugün de savaş halindeler. Hal böyleyken müslüman cihad emrini kaldırdığı raftan indirmek durumundadır. Bırakın Müslümanca yaşamak ve ibadet etmek için evinde rahat uyuyabilmesi, yiyip içmesi için dahi maddi-manevi cihad emrine Müslümanların sarılması şarttır.

Yorumlara Git

Hürmüz kitlendi ticaret Ümit Burnu’na kaydı

Prof. Dr. Nevzat Tarhan okullardaki şiddet olaylarını yorumladı: Gençler, ergenlik, madde kullanımı ve dijital zorbalık kıskacında!

Komşusu İran yanarken saçını tarıyordu! 30 yıldır nikah kıymadığı eşi Paşinyan’ı terk etti

Beşiktaş-Galatasaray derbisinin hakemi belli oldu

İsrail basını yaşananları paylaştı! ABD savaş uçağı yere çakıldı