İSLAM
Açık ve net söyledi: 'Faiz dinsizlik ve zulümdür!'
Ali Rıza Demircan Mirat Haber'de yazdı: İslam dinini bizler için hayat düzeni kılan yüce Allah’ımıza hamd ederim. Can ve mal dokunulmazlığına özel vurgular yapan Sevgili Pey gamberimiz, biricik hayat önderimiz Hz. Muhammed’e salat ve selam ederim.
Ali Rıza Demircan Mirat Haber'de yazdı: İslam dinini bizler için hayat düzeni kılan yüce Allah’ımıza hamd ederim. Can ve mal dokunulmazlığına özel vurgular yapan Sevgili Pey gamberimiz, biricik hayat önderimiz Hz. Muhammed’e salat ve selam ederim.
Mal Dokunulmazlığı ve Batıl Kazanç Yolları
Son Peygamberi Hz. Muhammed ve son ilahi kitabı Kur’ân-ı Kerim olan İslâm dininde, özel vurgu yapılan konulardan biri de mal doku nulmazlığıdır; insanlar arasında malların batıl/haram kılınan yollarla kazanılıp yenilmemesidir. Bu gerçek, İslam dininin son ilahi kitabı olan
Kur’ân-ı Kerim’in Nisa Suresinin 29. ayetinde şöyle açıklanmaktadır:
“Ey iman edenler; mallarınızı aranızda batıl/haram kılınan yollarla yemeyiniz. Karşılıklı rızaya dayalı meşru ticaretle kazanıp yi yebilirsiniz. (Mallarınızı aranızda batıl yollarla yemeye kalkışarak)
birbirlerinizi öldürmeyiniz. Hiç şüphesiz Allah, sizin için rahmet kaynağıdır.”
Batıl Yol Faiz
Sevgili kardeşlerim; malları batıl yollarla kazanıp yemenin en belirgin şekli faizdir. Faiz, bütün peygamberlerin tebliğlerinde yer alan bir haramdır. Kur’ân diliyle özetlersek, faiz ekonomik dinsizliktir. Kul haklarını içeren bir zulümdür. Bir diğer anlatımla faiz yoluyla malları alınan veya paralarının/mallarının değeri düşürülen insanlar; faizli işlemler yapanlar üzerinde hak sahibidir.
Faiz, riba adıyla Kur’ân-ı Kerim’de haram kılınmış yani yasaklanmıştır. Kur’ân-ı Kerim, Kıyamet gününe kadar geçerli kılınan bir hayat düzenidir. Bunun anlamı Kur’ân ayetleri ve bu âyetlerin içerdiği emirler ve yasakların inmeye devam ettiği gerçeğidir.
Faizle ilgili ayetler Mekke toplumunda indirilmeye başlanmıştır. Mekke insanlık hayatının başladığı Ümmü’l-Kura olan -yerleşim merkezlerinin anası- bir şehirdir. Mekke; İstanbul’un, Londra’nın, Paris’in, New York’un ve diğer şehirlerin prototipidir. O, İçinde Allah’a ve ahiret hayatına inanan, helal ve haram bilen insanların da bulunduğu bir şehirdi. Ama bunların sayıları son derece azdı.
Mekke Prototiptir
Mekke toplumunun ana özelliği şunlardı: Bu toplumda Allah yok muş gibi, onun yasaları yokmuş gibi, yargılanma olmayacakmış gibi bir hayat yaşanıyordu. Savaşlar ve baskınlarla insanlar köleleştiriliyor ve iş güçleri sömürülüyordu. Alkol tüketimi fevkalade yaygındı. Flamalı
çadırlarda pazarlanan fuhuş sektörü etkili ve yaygındı. Mekke’de insanların kanının emildiği putperest nitelikli turizm hâkimdi. Şairlerin yürüttüğü övgü, kin ve cinsellik temalı edebiyat, bir diğer anlatımla medyasal düzen vardı. Küçük fakat uluslararası ölçekte yürütülen faize dayalı bir de ekonomi vardı.
Bu örnekleri şunun için vermeye çalışıyorum: Kur’ân ayetlerinin ve faiz yasağı ile ilgili ilk âyetlerin indirildiği Mekke toplumunu, tarihte
kalmış bir toplum gibi görmemeliyiz. O bir prototiptir. Bu gün yaşadığımız dünyamızda bugün hangi şehri ele alırsanız alın, Mekke toplumu
nun özelliklerini içerdiğini ama daha bir geniş biçimde yaşanılır olduğunu göreceksiniz.
Mekke toplumunun ana girdileri fuhuş ve faizdi. Benim de yeni öğrendiğim bilgiyi aktarayım; Peygamberimize ilk vahyin indirildiği
Mekke döneminin hemen öncesinde, İbrahimî gelenek çizgisinde Kâbe-i Muazzama’yı yeniden inşa etme zarureti doğmuştu.
İslam Öncesi Cahiliye Dönemi Mekke Toplumu
Ebu Vehb isimli Mekke ulularından bir zat Mekke toplumuna şöyle hitap ediyor:
“Ey Kureyş topluluğu, Kâbe’nin inşasına tertemiz kazançlarınızla katılınız. Buraya zina parası girmesin. Faiz kazancı girmesin ve insanlardan zorla aldığınız malları da katmayınız.”
Aziz kardeşlerim yeter miktarda temiz kazanç temin edilemediği için bugün açıkta olan Kâbe-i Muazzama’ya ait Hicr bölümü, Kâbe ile
bitiştirilerek bir tavan altına alınamıyor. Faiz yasağı, böylesi Mekke toplumunda inmeye başladı. Ama biz Kıyamet gününe kadar yürürlükte
olacak Kur’ân’ın muhataplarıyız.
Faiz Âyetleri İnmeye Devam Ediyor
Bu âyetler; İstanbul’a, İzmir’e, Antalya’ya, Erzurum’a, Rize’ye, Zonguldak’a inmeye devam ediyor. Ediyor ama aziz kardeşlerim; ülkemizde
başta Diyanet işleri teşkilatımıza bağlı olarak görev yapan din görevlileri, ilahiyat akademisyenleri ve tarikatlarımız gerekli mücadeleyi yapmadıkları için, halkı Müslüman olan bu toplumda faiz belası alabildiğine yaygınlık kazanmaktadır. Üstelik meşru görünmeye başlanmıştır. Giderek de egemenliğini sürdürmektedir.
Ülkemizde Faiz Faciası
Örneklendirelim: Ülkemizde 51 banka var. 12 bin banka şubesi var. 212 bin banka personeli var. 2026 yılında devlet bütçesinden faize ödenecek miktar 2 trilyon 742 milyardır.
Bu bir felaket-i azîme’dir. Ama bunun birinci derecede sebebi bizleriz yani faize karşı kültürel savaş açmayan din görevlileridir, İslam âlimleridir, ilahiyat akademisyenleridir, tarikatlarımız, tarikatlarımızın şeyhleri ve bilinçli olduklarını ileri süren bağlılarıdır. Faize bulaşan Müslümanlardır.
Hocalar Yahûdilerin Ahbarı Gibi
Biz hocalar İsrail oğullarının Ahbâr’ının yani Allah’ın ayetlerini örten ve insanlara hakkı iletmeyen lanetlenmiş din bilginleri safına girmiş bulunuyoruz. Bu ifadeleri bilerek ve bilinçle kullanıyorum ki, benim konumumda olan insanlar ne büyük sorumluluk altında olduklarını bilsinler.
Öneminden ötürü Maide suresi 62 ve 63. âyetlerinin anlamlarını aktarmak isterim:
“İsrail oğullarından bir çoğunu haram işlere, düşmanlıklara/hak tecavüzlerine ve insanların mallarını haram kılınmış batıl yollarla yemeye koşuşur görürsün. Onlar ne kötü iş yapıyorlar. İsrailoğullarının hak ölçülerine bağlı din âlimleri ve âbidleri bu insanları günah sözlere ve işlere dalmaktan, insanların mallarını batıl yollarla yemekten alıkoymalı değil miydiler?”
Diyanetin Duyarsızlığı
Kendimce bir inceleme yaptım: Son yüz yılda bir buçuk hutbe istisnasıyla Diyanet İşleri Başkanlı’ğımızın yönetiminde faiz sömürüsüyle/zulmüyle ilgili olarak Cuma hutbesi hazırlanıp sunulmamıştır. Benim yaşımda olan insanlar 50 yıldır Cuma namazı kılıyor ve kıldırıyor, böyle bir konuda yalnızca bir Cuma hutbesi okutabildik. İşte budur haramların bu kadar genişlemesi ve toplumumuzu etki altına almasının sebebi.
Oysaki sevgili kardeşlerim; faize karşı olan sadece İslam dini değildir. Olgun akıl bu zulme karşıdır. Bilimsel veriler de bu zulme karşıdır. Hiçbir sağduyulu iktisatçı, faizin gerekliliğinden söz etmemiştir. Bu apaçık bir zulümdür. Ve bu gün, insanlık ekonomik yönden sömürülüyor ise bunun ana yolu faiz düzenidir. Bütün dünyada böyledir.
Şimdi aziz kardeşlerim; Mekke toplumunda inen ve Paris’te, NewYork’ta, İstanbul’da, Kahirede… İnmekte olan ayetleri, Mekke toplumunda olduğu gibi iniş sırasına göre açıklayalım. Bu fevkalade önemlidir. Mücadele stratejisini belirleme açısından.
ALİ RIZA DEMİRCAN