AKİT MENÜ

Oruç

Tefekkür ve tezekkür

Yüce Allah Kur’an-ı Kerim’de, yerde ve gökte var olan her şeyin Allah’ı tesbih ettiğini haber verir.

Haber Merkezi

Peygamberin diliyle de biz kullarının aynı şekilde O’nu tesbih etmemizi emreder:

“Yedi gök, yer ve bunların içinde bulunanlar Allah’ı tespih ederler. Her şey O’nu hamd ile tespih eder...” (İsrâ 17/44) “(Resûlüm) Yüce rabbinin adını takdis ve tenzih ederek an.” (A’lâ 87/1)

Ki insan dışında hiç bir mahlukat kullukla mükellef değil. Dağların bile yüklenmekten çekindiği ağır sorumluluğu insan yüklenmiştir. En çok insanın Rabbini zikretmesi, yarattıkları üzerinde tefekkür etmesi ve tedebbür etmesi gerekmez mi? İnsanın kulluğu, Allah’ı anma olan ibadeti olmasa Allah insana ne diye değer versin ki?

 

“De ki: Kulluğunuz ve niyazınız olmasa Allah size ne diye değer versin!..” (Furkân 25/77)

Allah Resûlü (s.a.s.), “Rabbini zikreden kimse ile zikretmeyen kimsenin misali, diri ile ölünün misali gibidir.” (Buhârî, “Deavât”) buyurmuş.

Bir gün Hz. Aişe (r.a.) validemizden ibadet için müsaade isteyen efendimiz (s.a.s.), abdest alıyor, namaza duruyor. Namazda o kadar ağlıyor ki elbisesi, namaz kıldığı yer ıslanacak kadar göz yaşı döküyor. Ta ki sabah namazı için Müezzini Bilal (r.a.) geldiğinde bunu görüyor.

“Yâ Rasûlâllah! Allah Teâlâ sizin geçmiş ve gelecek günahlarınızı bağışladığı hâlde niçin ağlıyorsunuz?” dediğinde. Rasûlullah (s.a.v):

“Allah’a çok şükreden bir kul olmayayım mı? Vallahi bu gece bana öyle âyetler nâzil oldu ki, onları okuyup da üzerinde tefekkür etmeyenlere yazıklar olsun!” buyuruyor ve sonra şu âyet-i kerîmeleri tilâvet ediyor:

 

“Şüphesiz ki göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelişinde, akl-ı selîm sahipleri için kesin deliller vardır. Onlar, ayakta dururken, otururken, yanları üzerine yatarken Allah’ı zikrederler; göklerin ve yerin yaratılışı hakkında derin derin tefekkür ederler ve: ‘Rabbimiz! Sen bunları boşuna yaratmadın. Seni tesbîh ederiz; bizi cehennem azâbından koru!’ (derler).” (Âl-i İmrân 3/190-191)

Evet, ayet ve hadisler bizlere çok şey anlatmakta. İnsan dışındaki her şey lisanı haliyle her an Allah’ı anıyor, Rablerini unutmuyor. Tüm kâinat varlığıyla Rabbi zül- Celâl’in varlığına, yüceliğine, eşsizliğine delalet ederken ve insanı tefekkür ve tezekküre davet ederken insan nedense yüce Rabbini çoğu zaman hatırlamakta gaflete düşüyor.

Yüce Rabbimiz bizi şöyle uyarıyor: “Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve herkes, yarın için önceden ne göndermiş olduğuna baksın. Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. Allah’ı unutan ve bu yüzden Allah’ın da onlara kendilerini unutturduğu kimseler gibi olmayın. Onlar yoldan çıkan kimselerdir.” (Haşr 59/19,19)

 

Sonuç, kendiliğinden hamd ve takdis olunan, yâd edilen ve bizim hamd ve tesbihatımıza, O’nu tefekkür ve tezekkür etmemize ihtiyacı olmayan Rabbimizi; Kur’an’da geçen vasıflarımız gereği çokça zikretmeliyiz. Rabbimizin yüceliği ve yarattıkları üzerinde tefekkür edelim. Ki kalbimiz ondan gafil kalmasın, itmi’nana ereşsin, huzur bulsun.

Yorumlara Git

ABD’den Adana için tahliye kararı: Vatandaşlarına “Güneydoğu’dan ayrılın” uyarısı

Akdeniz semalarında Türk pençesi! Yavru Vatan'da jet sesleri yükseliyor

Yerli füze envanteri büyüyor: 2026’da gökyüzü ve denizde yeni güç

Cübbeli Ahmet Hoca, eşcinselliğin ilk nasıl ve nerede başladığını anlattı! LGBT böyle ortaya çıkmış: İlk Şeytan kendini…

İsrail helikopterini düşürüp onlarca teröristi öldürmüşlerdi: İran'ın yeni liderine bağlılık yemini ettiler!