Aktüel
Hilafet: İnsanlığa can simidi
Onkoloji Doktoru Mehmet Arslan 'Hilafet: İnsanlığa can simidi' başlıklı bir yazı kaleme aldı.
İşte Onkoloji Doktoru Mehmet Arslan'ın kaleme aldığı o yazı;
Hilafet, insanlık için bir can simididir. Davut Nebi zamanında bir kıssa vardır. Adamın birinin doksan dokuz koyunu vardır, diğerinin ise bir tane. Hani denir ya: “Lafın çoğu yalansız, malın çoğu haramsız olmaz.” Yani bu mal da bir şekilde çala çırpa elde edilmiş olabilir.
Bir koyunu olan kişi Davut Nebi’ye gelip şöyle der: “Bu bana galebe çaldı, beni ezdi ve benim koyunumu da almaya kalktı.” Basit bir örnek. Kur’an’da anlatılan ilk kıssalardan biri olan bahçe sahipleri kıssası da buna benzer bir durumu anlatır.
Bu, bireyler arasındaki haksız kazancın bir örneğidir. Bunu bir de küresel ölçekte düşünün. Faşizan, emperyal ve tuğyani sömürü sistemleri; insanların Allah’ın verdiği malı sömüren, canına kasteden ve her türlü zulmü yapan eşkıya düzenleri oluşturmuştur.
Allah Teâlâ, dinini ve kitabını bu taşkınlığa ve zulme “dur” demek için göndermiştir. Kitabın varlık sebebi de budur, dinin varlık sebebi de budur. Haşa, Allah’ın bundan bir menfaati yoktur; bu, insanların bireysel ve toplumsal hayatlarını doğru şekilde yaşayabilmeleri içindir.
Bugün de durum farklı mı? Dünyaya bakın. Kuzulara şah olsa kurdun yapmayacağı zulümler yapılıyor. Siyonist, emperyal sömürü düzeni; ülkeleri dolar üzerinden, haksız ticaret üzerinden ve faiz üzerinden haraca bağlamış durumdadır.
Allah, ribayı yani paradan para kazanmayı haram kılmıştır. Çünkü bu haksız kazançtır. Bunun Allah’a ve Resulüne savaş açmak anlamına geldiği, ekonomik düzeni altüst edeceği ve insanları açlığa sürükleyeceği bilinmektedir. Bu nedenle Allah Teâlâ hem bahçe sahipleri kıssasında hem de Medine döneminde ribayı yasaklamıştır.
Fakat siyonist güçler bunun tam tersini yapmaktadır. İnsanlığı köleleştirmek ve sömürmek için bu sistemi kullanmaktadırlar. Güç zehirlenmesiyle dünyada şeytani bir düzen kurmaya çalışmaktadırlar. Amerika’nın keşfi sırasında Kızılderililerin katledilmesi, topraklarının gasbedilmesi buna bir örnektir. Aynı şey Filistin’de yapılmaya çalışılmıştır; İran’da, Türkistan’da, Afganistan’da, Irak’ta, Suriye’de, Libya’da ve Sudan’da da benzer müdahaleler görülmüştür.
Kısacası, dünyanın çivisi çıkmıştır.
Böyle bir dünyada can simidi hilafettir. İslami yönetimdir. Başka bir çözüm yoktur. Bu çürümüşlüğe, bu tuğyaniliğe ve bu kokuşmuş düzene Allah’ın sisteminden başka çare yoktur.
Bunu bilenler ise önce hilafeti ortadan kaldırmıştır. “Saltanatı kaldırdık” denildi; fakat gerçekten kaldırıldı mı? Avrupa’da krallıklar hâlâ devam ediyor. Sömürü sistemi sadece biçim değiştirmiştir.
Ülkemizde de saltanatın kaldırıldığı söylendi. Oysa eskiden saltanat babadan oğula geçiyordu. Peki son yüzyılda gerçekten el değiştirdi mi?
Aslında kaldırılan şey hilafettir. Hilafet mart ayında kaldırıldı. Oysa hilafet sadece bu coğrafyanın değil, dünyanın da umudu olabilecek bir kurumdu. Hilafet Hindistan’da İngiliz sömürüsünü engelliyordu. Hilafet kaldırıldıktan sonra Hindistan işgal edildi, ardından bütün coğrafya işgal edildi.
Hilafetin varlığı Filistin’i bile koruyabiliyordu. Hilafet kaldırılınca coğrafya parçalandı. Eğer devam etseydi, belki bugün sadece İslam dünyasının değil bütün dünyanın umudu olacaktı.
Bugün ise uluslararası düzen dediğimiz yapı adaleti sağlayamıyor. Güçlü olan “Kurallar beni bağlamaz.” diyebiliyor.
Allah Teâlâ Davut Nebi’ye “Hevana uyma.” diye buyurmuştur. Bugün ise insanların hevası sürekli değişmektedir.
Bu nedenle sorulması gereken soru şudur: Böyle bir dünyada adalet nasıl sağlanacaktır?
Hilafet anlayışında yönetici keyfine göre hüküm koyamaz. Allah’ın hükmü neyse o uygulanır. Resulün emri neyse o uygulanır. İstişare esas alınır.
Bu sistem;
can güvenliğini,
mal güvenliğini,
akıl güvenliğini,
nesil ve namus güvenliğini,
emanet ve söz sadakatini korumayı amaçlar.
Davut Nebi kıssasında olduğu gibi, güçlü olanın değil hak sahibinin hakkı korunur. Davut Nebi de Allah’ın emrini hatırlamış ve adaletle hükmetmiştir.
Son peygamber olan Muhammed Nebi de Veda Hutbesi’nde aynı esasları ortaya koymuştur:
Faiz haramdır, kan dökmek, can almak haramdır, mal gasp etmek haramdır. Kadın, kul hakkı esastır. Kitab emanettir. İnsanların en değerlisi Allah’a karşı takvası en yüksek olandır, Rabbe saygılı olandır.
Peygamberlerden sonra müminler de onların izinden giderek halifeler seçmiş ve bu anlayışla yönetimi sürdürmüşlerdir.
Hilafet keyfî bir yönetim değil; Allah’ın emirlerine, adalete, hakka ve hukuka dayanan bir yönetim anlayışıdır.
İnşallah Rabbimiz bunu yeniden bölgemize ve dünyaya nasip eder.
Ve’s-selâm.