Oruç
COP31 öncesi kritik çağrı: “Açlık dünya gündeminin ilk sırasına taşınmalı”
Sıfır Atık Vakfı Başkanı ve COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Samed Ağırbaş, medya temsilcileriyle iftar programında bir araya geldi.
COP31 hazırlıklarından plastik kullanımının azaltılmasına, su stresi ve planlı tarımdan “İsrafsız Ramazan Sofraları” projesine kadar birçok başlıkta önemli mesajlar veren Ağırbaş, “Dünyada her yıl milyonlarca insan açlık ve susuzluk nedeniyle hayatını kaybediyor. Bu nedenle açlık COP’un en önemli gündem maddelerinden biri olmalı” dedi.
Medya ile iftar buluşmasında önemli mesajlar
Sıfır Atık Vakfı tarafından 11 Mart 2026 tarihinde düzenlenen iftar programında medya mensuplarıyla bir araya gelen Sıfır Atık Vakfı Başkanı ve COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Samed Ağırbaş, vakfın yürüttüğü çalışmalar ve önümüzdeki döneme ilişkin projeler hakkında değerlendirmelerde bulundu.
Programda özellikle Türkiye’de 9–20 Kasım tarihleri arasında düzenlenecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin 31. Taraflar Konferansı (COP31) sürecine yönelik hazırlıklar, sıfır atık çalışmaları ve çevre bilincini artırmaya yönelik projeler gündeme geldi. Ağırbaş, basının bu süreçteki rolüne dikkat çekerek “Dijital mecralar olmasa ne vatandaşın sesini duyabiliriz ne de vatandaşımızı koruyabiliriz. Bu süreçte en önemli paydaşlarımızdan biri basınımızdır” ifadelerini kullandı.
COP31 için Türkiye’de kapsamlı hazırlık
Türkiye’de düzenlenecek COP31 öncesinde vakıf olarak yoğun bir hazırlık süreci yürüttüklerini belirten Ağırbaş, Türkiye genelinde düzenlenen çalıştay ve konferansların bu sürecin önemli ayağını oluşturduğunu söyledi.
Onursal Başkan Emine Erdoğan’ın vizyonu ve himayesinde yürütülen çalışmalar kapsamında 81 ilde kalıcı projeler hayata geçirmek istediklerini belirten Ağırbaş, bu çalışmaların sahadan geri bildirim almak açısından önemli olduğunu dile getirdi.
“Vatandaşlarımızın çevre ve iklim konusundaki reaksiyonlarını ölçüyoruz. Eksikler neler, hangi alanlarda çözüm üretilebilir bunları ortaya çıkarıyoruz” diyen Ağırbaş, bu kapsamda Rize’de başlatılan “Atıksız Yaylalar” projesi ile yaylalarda atığın ortadan kaldırılmasının hedeflendiğini ifade etti. Muğla’daki çalışmalar sonucunda ise Azmak Nehri’nde teknelerin elektrikli sisteme dönüştürülmesine yönelik karar alındığını belirtti.
“Açlık COP’un ana gündemlerinden biri olmalı”
COP31 hazırlıklarına değinen Ağırbaş, küresel iklim politikalarında insanlığın temel sorunlarının göz ardı edilmemesi gerektiğini söyledi.
“Her yıl milyonlarca insan su ve yiyecek bulamadığı için hayatını kaybediyor. Dünya bu noktadayken bazı tartışmalar karşılıksız çek gibi kalıyor” diyen Ağırbaş, açlığın küresel iklim gündeminin merkezinde yer alması gerektiğini vurguladı.
COP organizasyonlarında devletlerin yer aldığı “Blue Zone” ile sivil toplum ve paydaşların bulunduğu “Green Zone” alanlarının bulunduğunu hatırlatan Ağırbaş, özellikle Green Zone’da aktif rol aldıklarını belirterek şu ifadeleri kullandı:
“197 ülkeden talepleri ve örnek uygulamaları topluyoruz. COP31 Dijital Koordinasyon Merkezi’ni kurduk. Bu verileri COP sürecinde masaya koyacağız. Alınacak kararların toplumların gerçekliğiyle bağdaşması gerekiyor.”
“İsrafsız Ramazan Sofraları” çağrısı
Ağırbaş’ın gündeme getirdiği önemli başlıklardan biri de gıda israfı oldu. Ramazan ayında sofralarda oluşan israfın önüne geçmek amacıyla “İsrafsız Ramazan Sofraları” projesini başlattıklarını belirten Ağırbaş, vatandaşlara önemli bir çağrıda bulundu.
“Ramazan sofralarında çoğu zaman reçel, bal gibi birçok ürün masaya konuluyor ancak büyük kısmı çöpe gidiyor. Sofraya yemeyeceğimiz ürünleri koymayalım. İsrafın önüne geçmemiz gerekiyor” dedi.
Bu proje kapsamında Afyonkarahisar’daki Eber Gölü çevresinde kurumları bir araya getirdiklerini belirten Ağırbaş, gölü üç yıl içinde yeniden canlandırmayı hedeflediklerini ifade etti.
Plastik kullanımına karşı uyarı
Tek kullanımlık plastiklerin çevre ve insan sağlığı açısından ciddi tehdit oluşturduğunu vurgulayan Ağırbaş, mikroplastiklerin artık insan vücudunda bile tespit edildiğine dikkat çekti.
“Bugün herkes haftada kredi kartı büyüklüğünde plastik yutuyor. Mikroplastikler anne karnındaki çocukların kanında bile tespit edildi. 2050 yılında denizlerde balıktan çok plastik olacağı öngörülüyor” ifadelerini kullanan Ağırbaş, plastik atıkların büyük bölümünün işletmelerden kaynaklandığını söyledi.
Depozito sistemi yaygınlaştırılacak
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından hayata geçirilen Depozito Yönetim Sistemi’nin çevre politikaları açısından önemli bir adım olduğunu belirten Ağırbaş, sistemin Sakarya’da pilot olarak uygulandığını söyledi.
Sisteme göre vatandaşların plastik ambalajları makinelerde iade ederek karşılığında ödeme alabileceğini ifade eden Ağırbaş, uygulamanın yaygınlaştırılması halinde ciddi sonuçlar alınabileceğini dile getirdi.
Türkiye su stresi altında
Programda su kaynaklarının korunması konusu da gündeme geldi. Türkiye’nin su stresi yaşayan ülkeler arasında bulunduğunu belirten Ağırbaş, özellikle tarımda planlı üretimin önemine dikkat çekti.
Türkiye’de tatlı suyun büyük kısmının tarımsal sulamada kullanıldığını ifade eden Ağırbaş, modern sulama sistemleri ile bu oranların düşürülebileceğini belirtti.
“Vatandaşlarımızın suyu bilinçli kullanması gerekiyor. Planlı tarım yapılmazsa su kaynaklarımız ciddi risk altına girebilir” dedi.
Eğitimde sıfır atık dönemi
Sıfır atık bilincinin kalıcı hale gelmesi için eğitim çalışmalarının önemine değinen Ağırbaş, Milli Eğitim Bakanlığı ile yapılan çalışmalar kapsamında sıfır atık konusunun eğitim müfredatına dahil edildiğini söyledi.
Ayrıca TÜİK ile birlikte Sıfır Atık Veri Merkezi’nin kurulduğunu ve İstanbul Teknik Üniversitesi bünyesinde Sıfır Atık Enstitüsü’nün oluşturulduğunu belirten Ağırbaş, bu çalışmaların uzun vadede önemli sonuçlar doğuracağını ifade etti.
“COP31 yeşil dönüşüm için fırsat”
Ağırbaş, Türkiye’de gerçekleştirilecek COP31’in çevre politikaları ve yeşil dönüşüm açısından önemli bir fırsat sunduğunu belirterek şu değerlendirmede bulundu:
“COP sürecine yaklaşık 100 bin kişinin katılması bekleniyor. 197 ülkenin temsilcileri Türkiye’ye gelecek. Bu süreçte Türkiye’nin çevre politikalarını ve vizyonunu dünyaya anlatma imkânımız olacak.”
Programın sonunda Ağırbaş, çevre ve iklim konularında toplumsal farkındalığın artırılması için kamu, sivil toplum, akademi ve medyanın birlikte hareket etmesinin büyük önem taşıdığını vurguladı.