Oruç
Mü'min merhamet sahibidir
Yüce Allah insanı kendi ruhundan üfleyerek yarattığını haber verir. (Secde 32/9) Kimi insan tabiatı gereği doğruya tabi olur, doğruyu tasdik eder, kimiyse tabiatının zıddı yanlış yola, nefsinin ve şeytanın gösterdiği yola sapar.
Allah merhamet sahibidir. Son peygaberini de merhamet peygamberi olarak merhamet üzere görevlendirdi.
Yüce Allah, “Rahmetim her şeyi kapsamıştır..” buyurur. (A’râf 7/156) Hz. Peygamber (s.a.s.) de, “Ben Muhammed’im, Ahmed’im,... Tevbe Peygamberi’yim, Rahmet Peygamberiyim.” (Müslim, Fedâil) buyurdu.
Rahmeti her şeyi kuşatan Allah’ın kulları ve rahmet peygamberinin ümmeti mü’minler de merhamet sahibidirler. Rablerinden aldıkları ilhamla affederler. Taş misali katı kalpli değiller, yumuşak kalbe sahiptirler.
Özellikle kendi aralarında müslüman kardeşlerine karşı merhametlidirler. Allah’ı tanımayan, inkârcı ve asilere karşı da çetin ve sertler.
Nitekim Rabbimiz: “Muhammed, Allah’ın Resûlüdür. Onunla beraber olanlar, inkârcılara karşı çetin, birbirlerine karşı da merhametlidirler.” (Fetih 48/29) buyurmaktadır.
Peygamberimiz, oğlu İbrahim süt emme çağında vefatı ettiğinde gözyaşlarına boğulmuştu. “Ey Allah’ın Resûlü! Siz de mi ağlıyorsunuz?” denildi. Resûlullah (s.a.s.): “Bu gördüğün gözyaşları rahmet ve şefkat eseridir” cevabını verdi. Bir başka zaman, “İnsanlara merhamet etmeyene Allah da merhamet etmez.” buyurdu. (Buhârî, Müslim)
İnsan beşerdir hata, kusur işleyebilir, kalp kırabilir; kalbi de kırılabilir ve ona karşı kusur işlenebilir. Allah nasıl insanı bağışlıyorsa şirk hariç onca günahına rağmen; mü’min de Allah’ın kendine verdiği merhametinin eseri olarak insanları bağışlamayı bilmeli. Bağışlamayı bilmeli ki kendisi de affedilsin.
Nitekim Yüce Allah şöyle buyurur: “Sen af yolunu tut, iyiliği emret, cahillerden yüz çevir.” (A’râf 7/199)
Peygamberimiz geçmişten bir örnek verir. “Sizden önceki ümmetlerden bir adam hesaba çekildi; hayır namına hiçbir şeyi bulunamadı. Fakat bu adam insanlarla haşir-neşir olan zengin bir kimse idi. Hizmetçisine, darda kalan fakirlerin borcunu affetmesini emrederdi. Azîz ve Celîl olan Allah; Biz affetmeye ondan daha layığız; onun günahlarını örtün, buyurdu.” (Müslim, Ahmed)
Allah Resûlü, on üç yıl boyunca Mekkelilerden işkence ve baskı gördü. Memleketinden çıkartıldı. Buna rağmen Mekke’nin Fethi günü merakla ve ümidle O’nun ne diyeceğini bekleyen kalabalığa; “Size kardeşim Yusuf’un dediğini söylerim” dedi ve hepsini affetti.
Hz. Ebûbekir (r.a.), kızı Aişe’ye iftiraya ismi karışanlara önceden yardımda bulunuyordu. İfk olayı sonrası kırılmıştı ve bu yardımları kesmeye karar verince ayetle uyarıldı. O da bu ilahi uyarı gereği tekrar yardım etmeye devam etti.
Netice, Mü’min de affetme yolunu tercih etmeli. Öfkesine yenik düşmemeli. Allah’ın rahmetine vasıl olmak için müslüman kardeşi başta olmak üzere insanları affetmeli.
Ayrıca başkasına karşı kırıcı davranmışsa da Peygamberi örnek almalı, onlardan af dilemeli.