Gündem
Yargıyı ‘aileden’ bağlamış! Mansur'un beslemeleri
Yıllarca yargıyı arka bahçesi olarak kullanan ve cübbesini çıkaranı partiye dolduran CHP’nin kirli alışkanlığı izlerini koruyor. 109 soruşturma geçirdiği halde hiçbir ifade vermeden 101 tanesinden takipsizlik almakla övünen ABB Başkanı CHP’li Mansur Yavaş’ın yargı mensubu geçmişi olan kişileri ve ailelerini belediye iştiraklerine müdür olarak ataması “Mansur ile yargı arasındaki bağ beslemelerle sağlanıyor” şeklinde yorumlandı. Uzun yıllar ABB’de önemli görevlerde bulunan Avukat Cengiz Ocakçı, “Solcu belediyeler ne hikmetse hukuki bir koruma şemsiyesi altında. Bazı CHP’liler kendilerini layüsel görüyorlar” ifadelerini kullandı.
ÇINAR DEMİR ANKARA
Yıllarca yargıyı arka bahçesi olarak kullanan CHP’nin kirli alışkanlığı izlerini koruyor. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü soruşturma kapsamında ‘rüşvet’ ve ‘irtikap’ suçlamasıyla tutuklanan Aydın’ın Kuşadası Belediye Başkanı CHP’li Ömer Günel’in, Kuşadası Eski Cumhuriyet Başsavcısı Cuma Dağlı’ya “hukuk danışmanı”, karısı Ayşegül Dağlı’ya Belediye Meclis üyesi ve Kuşadası Belediye Başkan Yardımcısı olarak görev vermesi ve Kuşadası Eski İlçe Emniyet Müdürü Özgür Balcıoğlu ile yakın arkadaş olmasının yankıları sürerken benzer bir skandal da başkent Ankara’da patlak verdi. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Muhsin Şentürk’ün, konser skandalından birçok yolsuzluğa kadar hakkında onlarca iddia bulunan Mansur Yavaş için “Ankara’nın yiğit evladı” diyerek yüceltmesi bir yana, Ankara Adliyesinde görevli Savcı Umut Sadak’ın eşi Sinem Sadak’ın Ankara Büyükşehir Belediyesi Sağlık Daire Başkanlığı’nda Sağlık Hizmetleri ve Bağımlılıkla Mücadele Şube Müdürü olarak atandığı ortaya çıktı. Yine Mansur Yavaş’ın idari yargılamalarda her sıkıştığında imdadına yetişen Danıştay 1. Daire Üyesi Mevlüt Atbaş’ın oğlu Kaan Atbaş’ın Avukat olarak ANFA’da işe alındığı, babası emekli olduktan sonra ANKET AŞ’ye geçtiği belirtiliyor. Danıştay Tetkik Hakimi Oğuzhan Özdemir’in eşi Zeynep Ünal Özdemir’in de EGO’da avukat olarak görevlendirildiği öne sürülüyor. 12 yolsuzluk soruşturması ve konser vurgunlarıyla başı dertte olan Yavaş’ın şaibeli atamaları kamuoyunda infiale sebep olurken, CHP ile yargı arasındaki organik rant bağı bir kez daha deşifre oldu.
GÖKÇEK: ADAM MEYDAN OKUYOR
Yavaş’ın yargı ile bu denli içli dışlı olmasına tepki gösteren AK Partili eski ABB Başkanı Melih Gökçek, şu ifadeleri kullandı: “109 soruşturma geçiren Mansur Yavaş hiçbir ifade vermeden 101’inden takipsizlik aldığını söylüyor ve diyor ki; ‘Ankara Büyükşehir Belediyesi’nde hiçbir bürokratım bu şikâyetler karşısında bugüne kadar savcılığa gidip ifade dahi vermemiştir…’ Allah aşkına biri çıksın bu konuda yorum yapsın… Adam neye güvenip meydan okuyor? Biz 25 inceleme ve soruşturma geçirdik, biri hariç hepsinden takipsizlik aldık. Hem de Mansur bir üst mahkemeye itiraz etmesine rağmen. Adam adalete ültimatom veriyor; ‘Gökçek yargılanmadan Türkiye’de adalet olmaz’ Adam yargıda kararı kendi veriyor… Mansur Yavaş, gel kaçma dilediğin tv’de bir sen sor, bir ben sorayım… Senin ipliğini pazara çıkarayım… Öyle bol keseden atma… Ankara Büyükşehir Belediyesi’nde sayısız vurgun var. Hadi bu lafımdan dolayı dava açsana.”
HUKUKİ KORUMA ŞEMSİYESİ
Uzun yıllar ABB’de önemli görevlerde bulunan Avukat Cengiz Ocakçı da şunları söyledi: “ABB’de iken otobüs alımında Mercedes’i Man’dan ucuza aldık, 15 tane de hibe otobüs aldık. Bunda bile hakkımızda davalar açıldı. Murat Karayalçın ve ekibine yönelik hiçbir soruşturma izni bile alamadık. Solcu belediyeler ne hikmetse hukuki bir koruma şemsiyesi altında. Merhum Alparslan Türkeş ve Necmettin Erbakan’a açılmış davalar vardı. Özellikle Erbakan’a açılan kayıp trilyon davasını hepimiz hatırlarız. Hatta mahkûm edildi. Aynı miktar ve olay CHP için de geçerliydi. Vural Savaş’a sordular, ‘CHP’ye dava açmak şık olmaz’ dedi. Yargıda aynı anlayış devam ediyor. CHP’liler kendilerini layüsel görüyor. İmamoğlu da bunun arkasına sığınıp ‘Bana kimse bir şey yapamaz’ dedi. Yavaş da 109 soruşturmanın 101’inden takipsizlik aldığını söylüyor mesela. ‘Ben şeffaf ihale yapacağım’ diye gelmişti. Fakat istisnai durumlarda ihale yapılmasını düzenleyen 21’inci madde ile yaptı ihalelerin yüzde 90’dan fazlasını. Hakkında çok büyük ithamlar var. Hukuki bir dokunulmazlık zırhı kuşanarak çok rahatlıkla rüşvet, irtikâp, yolsuzluk gibi suçları işleyebilir hale getirdi.”
ABB-YARGI HATTINDA GARİPLİKLER
Gazeteci Zihni Çakır da şunları kaydetti: “Mansur Yavaş ve şürekası ile ilgili yargıya yansımış bu kadar iddia varken neden hiçbir aksiyon alınmıyor ya da adli ve idari yargıda dosyalar neden ağır aksak gidiyor? sorusunun en net cevabı olacak bir konu var. Mesela; Savcı Umut Sadak, Ankara Adliyesinde görevli. Eşi Sinem Sadak ABB Sağlık Daire Başkanlığı’nda Şube Müdürü yapılıyor. Peki ne zaman, Çevre Koruma Dairesi’nin ABB ile şikayetleri konuşuluyor, ne tesadüf dosya ise Savcı Umut Sadak’a düşüyor. İşte Sinem Sadak’ın Müdür olarak atanması da tam olarak Belediye görevlisi O.B’nin ifadesinin alınmasından sonrasında gerçekleşiyor. Yine Yavaş’ın idari yargılamalarda her sıkıştığında imdadına yetişen Danıştay 1. Daire Üyesi Mevlüt Atbaş’ın oğlu Kaan avukat olarak ANFA’da işe alınıyor. Babasının da emekli olduktan sonra ANKET AŞ’ye geçtiği belirtiliyor. Danıştay Tetkik Hakimi Oğuzhan Özdemir’in eşi Zeynep Ünal Özdemir’in de EGO’da avukat olarak görevlendirildiği öne sürülüyor. Bunlar sadece birkaç örnek. Bu örneklerin çokça olduğu bir ortamda Ankara Büyükşehir ile ilgili adli ve idari yargı tarafından etkili bir soruşturma yürütülmesi ya da yürütülen soruşturmalarda sızma olmaması ne kadar mümkün olabilir ki?”