Gündem
Mescid-i Aksa'ya karşılık sinagog ve havralar kapatılabilir mi?
İlahiyatçı-yazar Ali Rıza Demircan "Mescid-i Aksa'ya karşılık sinagog ve havralar kapatılabilir mi?" başlıklı yazısında dikkat çeken ifadeler kullandı.
Müslümanların gönül dünyasına hitap eden Ali Rıza Demircan Hoca, Mirat Haber'de kaleme aldığı yazısında dikkat çeken ifadeler kullandı.
Demircan'ın "Mescid-i Aksa'ya karşılık sinagog ve havralar kapatılabilir mi?" başlıklı yazısı şu şekilde:
Bismillah…
Sosyal medyada dolaşırken aşağıdaki soru-cevabı da içeren bir konuşma ile karşılaştım:
Vaizimiz, “Mescid-i Aksa açılana kadar tüm sinagog ve havralar kapatılmalıdır.” şeklinde bir teklif getiriyor. Yazarımızı Prof. Dr. Murat Kayacan hocamız da “Mütekâbiliyet (benzeri ile karşılık verme)” ilkesi burada uygulanabilir mi, diyerek soru yöneltiyor. Yazarımız Hatice Şebnem Diktürk de “Doğru ne ise onu öğrenmek istiyoruz,” diyor. Okuyalım:
“Ankara Kocatepe Camii Vaizi Adnan Üstün:
“Mescid-i Aksa açılana kadar tüm sinagog ve havralar kapatılmalıdır.”
Murat Kayacan:
“İbadethanelerin kapatılması misliyle mukabeleye dahil ediliyor mu İslam hukukunda?”
Hatice Şebnem Diktürk:
“Tam da bu yüzden fikirlerinizi alalım istedim.”
DOĞRUSU NE?
Konuşmayı okuyunca “Kur’ân ve Sünnet Işığında Câriyeler ve Sömürülen Cinsellikleri” isimli eserimin 107. sayfasından konuya ışık tutacak bölümü çağrıştırdı. Alıntılayalım:
MÜTEKÂBİLİYET (BENZERİ İLE KARŞILIK VERME)
Mütekâbiliyet (benzeri ile karşılık verme) aslında Kur’ân’ın doğruladığı hukûkî bir kuraldır. Meşrû savaş zaten bu prensibin uygulamasıdır. Ancak mütekâbiliyet, İslâmî değerleri çiğneme, haramları helâlleştirme yolu yapılamaz. Bir diğer anlatımla mütekâbiliyet ancak İslâmî esaslara aykırı olmamak şartıyla yapılabilir.
Mütekâbiliyet Uygulaması İslâm’ın Meşrû Görmediği Alanlarda Uygulanamaz
Mâide Sûresi’nin 2. âyeti misali:
Hudeybiye’de Hz. Peygamber ve ashâbının Mekke müşrikleri tarafından umreden engellenmesi onlara pek ağır gelmişti. Dönüşlerinde Câhiliye geleneği çizgisinde umre yapmak için Mekke’ye giden bir kafileye rastladılar. Ashâb-ı kirâm, mütekâbil/karşılık olarak biz de onları engelleyelim, dediler.
Bu olay üzerine din hürriyetini kısıtlamada mütekâbiliyet yoluna gidilemeyeceğini beyan eden Mâide Sûresi’nin 2. âyeti indirildi:
“…Mescid-i Haram’ı ziyaretle umre yapmanızı engellemelerinden ötürü Mekke müşriklerine duyduğunuz derin kin ve öfke sizi (mütekâbiliyet yöntemiyle) saldırganlığa sevk etmesin…”
Yukarıda aktarılan bilgiler, “Mescid-i Aksa açılana kadar sinagog ve havraların kapatılamayacağını” göstermektedir.
Burada tespitimizi doğrulayan Hac Sûresi’nin 40. âyetini de hatırlatmış olalım. Bu âyet de şu veya bu sebeple mabetlerin kapatılmasını dolaylı olarak yasaklamaktadır:
“Kendilerine savaşma izni verilenler, ‘Bizim Rabbimiz Allah’tır’ dedikleri için haksız yere yurtlarından çıkarılanlardır. Zira eğer Allah insanların bir kısmını diğer bir kısmıyla savunmamış olsaydı, o zaman içerisinde Allah’ın adının çokça anıldığı nice manastırlar, kiliseler, havralar ve mescidler yıkılıp giderdi. Ama Allah kendi (davasına) destek verenlere elbette yardım edecektir; çünkü Allah aklın almayacağı kadar güçlü ve yücedir.”
Doğruları en iyi bilen Allah’tır.
Ali Rıza Demircan