AKİT MENÜ

Gündem

Cumhuriyet’in utanç manşeti hâlâ hafızalarda! Mehmet Selim Kiraz’ın şehadetinin 11. Yılı

Gezi Parkı sürecinde ölen Berkin Elvan’ın soruşturmasını yürüttüğü sırada, DHKP/C'li teröristler tarafından rehin alınarak şehit edilen imam hatipli Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz’ın vefatının üzerinden 11 yıl geçti. Anma töreninde konuşma yapan Adalet Bakanı Akın Gürlek, "O gün sıkılan kurşunlar yalnızca şehidimiz Selim Kiraz'a yönelmemiştir. O kurşunlar adalete, hukuka, Türk yargısına sıkılmıştır." dedi. Savcı Kiraz dualarla anılırken, Cumhuriyet’te Ahmet Şık imzasıyla yayınlanan ve katil teröristleri aklamaya çalışan rezil haber yine gündem oldu.

Haber Merkezi
Güncelleme Tarihi:

İstanbul Adalet Sarayı'nda 31 Mart 2015'te makam odasında düzenlenen terör saldırısında hayatını kaybeden Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz'ın şehadetinin üzerinden 11 yıl geçti. AA muhabirinin derlediği bilgiye göre, 1994'te İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun olan Kiraz, 1995'te Mersin'de hakim adayı olarak göreve başladı.

Meslek hayatı boyunca Erzincan, Çayır, Karaman, Kazım Karabekir, Iğdır ve Osmaniye'de savcılık yapan Kiraz, İstanbul Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Savcılığı'nda da 4 yıl görev yaptıktan sonra 2010'da İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Memur Suçları Bürosunda çalışmaya başladı.

 

Berkin Elvan soruşturmasını yürüttü

Kiraz, Gezi Parkı olaylarında yaralanan ve 269 gün sonra 11 Mart 2014'te hayatını kaybeden Berkin Elvan'ın ölümüne ilişkin soruşturma dosyasını 5'inci savcı olarak devraldı. Soruşturma kapsamında Adli Tıp Kurumu ve Ulusal Kriminal Bürodan raporlar aldırarak, dosyada önemli ilerlemeler sağladı.

Makamında rehin alındı

 

Savcı Kiraz, soruşturmayı yürüttüğü 31 Mart 2015'te, avukat cübbesi giyip sahte kimlikle adliyeye giren DHKP/C'li teröristlerden Şafak Yayla ile ziyaretçi kapısından binaya giren Bahtiyar Doğruyol tarafından makam odasında rehin alındı.

Rehin alınma haberinin ardından emniyet birimleri adliyede geniş güvenlik önlemi aldı. Kiraz'ın ailesi, sevenleri, çalışma arkadaşları ve gelişmeleri anbean takip eden kamuoyunun uzun süren gergin bekleyişi, odadan duyulan silah sesleriyle yerini endişeye bıraktı.

 

DHKP-C'liler tarafından şehit edildi

Saatler süren müzakerelerin ardından silah seslerinin gelmesi üzerine operasyon düzenlendi. Ağır yaralanan Kiraz hastaneye kaldırıldı ancak yapılan tüm müdahalelere rağmen 46 yaşında hayatını kaybetti. İki terörist ise etkisiz hale getirildi.

Cumhuriyet gazetesinin iğrenç manşeti

 

27'inci dönemde HDP'den milletvekili seçilen, ardından Türkiye İşçi Partisi'ne katılan ve şu an halen TİP'te genel başkan yardımcılığı yapan Ahmet Şık, Adliye saldırısı gerçekleştiği dönemde Cumhuriyet gazetesi muhabiriydi. Şık, Mehmet Selim Kiraz'ı şehit eden teröristlerle rehin alma sırasında görüşme gerçekleştirmiş ve aralarındaki konuşmayı gazetesinde haberleştirmişti. Mide bulandıran haberde, "Bu mecbur bırakıldığımız yöntem" ifadesi kullanılmış ve savcı şehit eden teröristler aklanmaya, devlet ise karalanmaya çalışılmıştı. 

Bakan Gürlek, Kiraz'ı anma töreninde konuştu

Adalet Bakanı Akın Gürlek, şehit Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz'ı rahmetle anarak, "O gün sıkılan kurşunlar yalnızca şehidimiz Selim Kiraz'a yönelmemiştir. O kurşunlar adalete, hukuka, Türk yargısına sıkılmıştır. Milletimizin vicdanı, demokratik hukuk devletimizin en temel sütunlarından biri olan yargımız hedef alınmıştır. Ancak bilinmelidir ki adalet teşkilatı hiçbir zaman korkuya teslim olmamış, geri adım atmamıştır." dedi.

Gürlek, şehit Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz'ın şehadetinin 11. yılı dolayısıyla İstanbul Adliyesi'nde düzenlenen anma töreninde yaptığı konuşmada, yalnızca meslektaşını anmak için değil adaletin onurunu, hukukun vakarını ve devletin sarsılmaz iradesini bir kez daha hatırlamak için toplandıklarını dile getirdi.

Kiraz'ın 11 yıl önce, görevinin başında, adaletin tecellisi için mücadele ederken hain terör saldırısı sonucu şehit olduğunu belirten Gürlek, "O gün sıkılan kurşunlar yalnızca şehidimiz Selim Kiraz'a yönelmemiştir. O kurşunlar adalete, hukuka, Türk yargısına sıkılmıştır. Milletimizin vicdanı, demokratik hukuk devletimizin en temel sütunlarından biri olan yargımız hedef alınmıştır. Ancak bilinmelidir ki adalet teşkilatı hiçbir zaman korkuya teslim olmamış, geri adım atmamıştır. Çünkü bizler, adaletin yalnızca bir görev değil, aynı zamanda kutsal bir emanet olduğunun farkındayız." diye konuştu.

Bakan Gürlek, Kiraz'ın bu emaneti canı pahasına taşıdığını, hakikatten, hukuktan ve vicdandan bir an olsun ayrılmadığını, onun duruşunun bugün de adalet teşkilatının ortak vicdanında yaşadığını ifade etti.

Adalet teşkilatının vicdanının susmadığını, eğilmediğini ve hiçbir tehdide boyun eğmediğini vurgulayan Gürlek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Şunu açıkça ifade etmek isterim ki adları, hedefleri ve eylemleri ne olursa olsun bütün terör örgütleri lanetlidir. Merhum şehidimize kastedenleri, bu alçak eylemin emrini verenleri ve terörü bir yöntem olarak benimseyen tüm yapıları şiddetle lanetliyoruz. Çünkü terör örgütü insanlığa düşmandır. İnsanlığa karşı suç işleyen, kan ve korku üzerinden varlık göstermeye çalışan vahşi yapılardır. Ancak tarih bize şunu açıkça göstermiştir. Terörle hiçbir hedefe ulaşılamamıştır, bundan sonra da ulaşılamayacaktır. Tasavvurlarını kanla inşa etmeye çalışanlar, her zaman hüsranla karşılaşmıştır."

Gürlek, İstanbul Adalet Sarayı başta olmak üzere, yargı kurumlarını hedef alan hiçbir saldırının amacına ulaşamayacağının, devletin adalet elinin bu tehditler karşısında asla geri çekilmeyeceğinin altını çizdi.

Devletin vakarını en zor zamanlarda gösterdiğini dile getiren Gürlek, "Bizler de bugün, şehidimizin aziz hatırası önünde aynı vakar ve kararlılıkla bir kez daha ifade ediyoruz. Bu milleti diz çöktürmek isteyen hiçbir yapı karşısında geri adım atmayan bir devlet vardır. Kaynağı, türü ve hedefi ne olursa olsun, teröre karşı mücadelemiz, hukuk içinde ve hukukla kalarak, azim ve kararlılıkla terör sona erene kadar devam edecektir. Çünkü bizler, asırlardır bu topraklarda adaletle hükmetmiş bir medeniyetin mirasçılarıyız ve bu mirası korumak hepimizin ortak sorumluluğudur." ifadelerini kullandı.

Adalet Bakanı Gürlek, başta Şehit Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz olmak üzere, adalet yolunda görev yaparken şehadete yürüyen tüm yargı mensuplarını ve vatan uğruna can veren aziz şehitleri rahmet, minnet ve dua ile yad ettiğini belirtti.

Soruşturma süreci

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmada, teröristlerin Yunanistan ile yaptıkları telefon görüşmesinde savcının öldürülmesi yönünde talimat aldıkları tespit edildi. 30 Mart 2016'da DHKP/C yöneticisi 9 şüpheli hakkında yakalama kararı çıkarıldı.

Eylemde kullanılan silahı temin ettiği ve teröristlere yardım ettiği öne sürülen şüpheliler gözaltına alınırken, eski avukat Murat Canım da 27 Mart 2018'de yakalandı. Soruşturma kapsamında 14 kişi hakkında iddianame hazırlandı.

 

İddianamede, teröristler Şafak Yayla ve Bahtiyar Doğruyol tarafından saldırının, örgütün faaliyeti çerçevesinde önceden planlanıp tasarlanarak işlendiği, sanık Murat Canım'ın olay öncesi silahı temin ederek olayın asli faillerinden Şafak Yayla'nın kuryesi Mustafa Koçak'a verdiği kaydedildi.

9 firari sanığın, "anayasal düzeni zorla değiştirmeye teşebbüs" ve "kişiyi yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle tasarlayarak kasten öldürme" suçlarından ikişer kez, sanıklar Mustafa Koçak ve Murat Canım'ın ise "anayasal düzeni zorla değiştirmeye teşebbüs" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılması istenen iddianamede diğer sanıkların da "örgüte yardım etmek" suçundan 15'er yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep edildi.

 

Dava süreci

İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesinde 22 Kasım 2018'de başlayan davada 11 Temmuz 2019'da karar açıklandı.

Tutuklu sanıklar Mustafa Koçak ve Murat Canım'ı, "Anayasa'yı ihlal" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandıran heyet, bu sanıkları ayrıca Kiraz'ın şehit edilmesiyle ilgili, "kasten öldürmeye yardım" suçundan 27 yıl, "kamu görevlisini silahla hürriyetinden yoksun kılma" suçundan 12 yıl, "Ateşli Silahlar Kanunu'na muhalefet" suçundan da 3 yıl hapis ve 2 bin 700 lira da adli para cezası olmak üzere toplam 42'şer yıl hapis cezasına çarptırdı.

 

Mahkeme, "silahlı terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etme" suçundan tutuklu sanıklardan Cengiz Özel'i 11 yıl 3 ay ve Mithat Öztürk'ü de 10 yıl hapis cezasına çarptırırken, sanık Deniz Özel'i ise "silahlı terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etme" suçundan 6 yıl hapse mahkum etti.

Haklarında kırmızı bültenle yakalanma emri çıkarılan firari sanıklar Faruk Ereren, Hüseyin Fevzi Tekin, Mesut Demirel, Musa Aşoğlu, Nuri Eryüksel, Seher Demir, Şadi Naci Özpolat, Şerefettin Gül ve Zerrin Sarı'nın ise dosyaları ayrıldı.

 

İstinaf ve Yargıtay süreci

İstinaf mahkemesi yerel mahkemenin kararını yerinde buldu. Süreç devam ederken sanıklardan Mustafa Koçak 24 Nisan 2020'de cezaevinde açlık grevindeyken hayatını kaybetti.

Temyiz incelemesini yapan Yargıtay 3 Temmuz 2020'de verilen cezaları onadı.

Kiraz'ın odası hatıra olarak korunuyor

 

Saldırının ardından İstanbul Adalet Sarayı'na "Şehit Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz Yerleşkesi" adı verildi. Kiraz'ın makam odası başka bir savcıya tahsis edilmedi, odada fotoğrafı ve kişisel eşyaları korunurken, masasındaki takvim 31 Mart 2015 tarihinde bırakıldı.

Her yıl 31 Mart'ta İstanbul Adliyesi'nde düzenlenen anma programlarında Kiraz'ın odasında Kur'an-ı Kerim okunup çelenk bırakılıyor.

Saldırı sonrası adliye girişlerinde güvenlik önlemleri sıkılaştırıldı. Avukatlara X-Ray cihazından geçme ve çantalarını kontrol ettirme zorunluluğu getirildi. Ayrıca bina içinde ve çevresinde ek güvenlik noktaları oluşturuldu.

 

Adliye yeniden hedef alındı

DHKP/C, saldırıdan 9 yıl sonra 6 Şubat 2024'te İstanbul Adalet Sarayı önündeki polis noktasına silahlı saldırı düzenledi. Silahlı saldırı düzenleyen teröristler Pınar Birkoç ve Emrah Yayla etkisiz hale getirildi. Saldırıda bir sivil hayatını kaybederken, 3'ü polis 6 kişi yaralandı.

Üzerlerinde çok sayıda plastik kelepçe, sahte bomba düzeneği, mermi, yedek şarjör, falçata ve biber gazı bulunan teröristlerin DHKP/C'ye mensup olduğu anlaşıldı.

 

Soruşturmada, yanlarındaki malzemelerle örgüt yöneticileri tarafından verilen talimat doğrultusunda adliye binasına girmeye çalışan teröristlerin, bir duruşma nedeniyle içeride olan diğer şüphelilerin de yardımıyla kamu görevlilerini rehin almayı amaçladığı tespit edildi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca bu saldırıya ilişkin yürütülen soruşturma sonucunda, Sabancı suikastının faillerinden firari Fehriye Erdal, Zerrin Sarı, Seher Demir ve Musa Aşoğlu hakkında yakalama kararı çıkarıldı.

Olayla ilgili yürütülen soruşturma kapsamında 19 sanığın ayrı ayrı yargılandığı dava İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi'nde devam ediyor.

Yorumlara Git

Kavala’nın poğaça yalanı elinde patladı! Mahkeme manipülasyonu çürüttü

Eğer gerçekleşirse bazıları daha yüksek maaş alacak! Emekli aylığı bağlanmada tavsiye kararı

Macron'dan "egemen ödeme sistemleri" inşası çağrısı Avrupa sonunda uyandı!

Soykırımcı İsrail Lübnan'ı da işgal etti: Tüm evleri yıkacağız!

Bursa Büyükşehir Belediyesi AK Parti'ye geçebilir!