Gündem
Şeref Malkoç’tan Akit’e çarpıcı açıklamalar! Kaybeden ABD ve İsrail olacak
2016-2024 yılları arasında Kamu Başdenetçisi olarak görev yapmış, ülkemizin önemli siyasetçileri ve hukukçuları arasında yer alan Avukat Şeref Malkoç gazetemiz Akit’e konuştu.
Malkoç ile ülke ve dünya gündemine ilişkin çarpıcı bir söyleşi gerçekleştirdik. Bölgemizde İsrail’in Gazze’de soykırımıyla başlayıp giderek tırmanan, son olarak da ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta İran’a topyekûn saldırısıyla tehlikeli bir savaşa dönüşen gelişmeleri değerlendiren Malkoç; “Bu savaşın sonunda kaybeden Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail olacak. İran kendini müdafaa ediyor. Kendini müdafaa eden, kendi hukukunu koruyanlar da her zaman haklıdırlar. ABD bu savaşın sonunda bölgeden ister istemez çekilecek. Askeri açıdan, ekonomik açıdan ve dünyadaki etkisi açısından itibarını kaybetmiş olacak” dedi.
GAZZE SOYKIRIMI KURULU SİSTEMİN İFLAS ETTİĞİNİ GÖSTERDİ
Sayın Malkoç, dünya ve bölgemiz İsrail’in üç yıl önce Gazze’de başlattığı soykırım ve bölge ülkelerine saldırıları, son olarak İran savaşı ile diken üstünde. Bunun sebebi ne?
Gazze soykırımı aslında dünyada kurulu sistemin Batı medeniyetinin iflas ettiğini, dibe vurduğunun, kurduğu hukuk sisteminin bittiğini göstermektedir. Çünkü bütün insanlığın gözleri önünde canlı yayında 75 bin insan katledildi. Bunların çoğu kadın ve çocuk. Silahsız, savunmasız insanlar. Dünyanın en gelişmiş teknolojileri ve en gelişmiş silahlarıyla sürekli bombalandılar ve maalesef dünya buna yeterli sesi çıkarmadı. Özellikle devletler bazında çıkarmadı. Ama şunu memnuniyetle belirteyim ki, insanlıktan nasibini alan, vicdanında hakkaniyet duygusu olan, merhamet duygusu olan insanların büyük bir kısmı, Şili’den Japonya’ya, Güney Afrika’dan Avrupa’nın içlerine kadar bunlar her hafta sonu sokaklardaydı. Polis jopuna, yağmura rağmen sokaklardaydı. Aslında dünyadaki bütün bu kötülüklere rağmen bu insanların eylemleri, hele o Gazze’ye giden filolar, sivil inisiyatifin filoları insanlık adına gelecek için bir umut ışığı oldu. İsrail Gazze’deki soykırımın daha hesabını vermeden, ABD ile birlikte İran’a saldırdı. İran savaşıyla birlikte gerilim had safhaya çıktı.
BU BATI MEDENİYETİNİN BİTTİĞİNİ, TÜKENDİĞİNİ GÖSTEREN BİR OLAY
Bir de Trump’ın İran’ı taş devrine çevireceğiz tehdidi var. Bu tehdit bile başlı başına savaş suçu sayılmaz mı?
Savaşın bir ahlakı vardır. Savaşın ilkeleri vardır, kuralları vardır. Dünya kurulduğundan beri bu vardır. Hatta bizim Anadolu istilasında, işgalinde en zalim olarak hatırlanan Moğollardır. Moğollar bile “taş devrine çevireceğim” dememişlerdir. Şimdi 21’inci yüzyılda dünyanın en medeni ülkesi sayılan, en ileri teknolojiye sahip olan ülkenin lideri “taş devrine çevireceğiz” diyor. Bu sadece savaş suçu değil, ahlaken de zafiyettir. Batı medeniyetinin ne kadar zayıf olduğunu, bittiğini, tükendiğini gösteren bir olaydır. “Efendim İran’ın hiçbir kabahati yok mu?” falan, bunlar hep söyleniyor. Fakat burada, saldırıya uğrayan ülke İran. Liderleri ölen ülke İran. Tesisleri yok edilen ülke İran. Çoluğu çocuğu katledilen ülke İran.
TÜRKİYE’NİN YAPTIĞI şeRRe KARŞI İRAN’I MÜDAFAA ETMEK
ABD’nin İsrail ile birlikte İran’a saldırmasında Epstein dosyalarının etkisinin olduğuna ilişkin yorumlara katılıyor musunuz?
Epstein bunun bir parçası tabii. Ama Amerikalılar Japonya’ya atom bombası atarken Epstein yoktu. Yine Vietnam’da milyonları katlederken yoktu. Irak’ı 2003 yılında işgal edip milyonlarca insanı yerinden ederken Epstein dosyası yoktu. Yani Epstein dosyası ancak bunun bir katalizörü olmuştur. Düşünebiliyor musunuz? Bakın dünyanın en önemli ekonomik, siyasi, sosyal gücüne, askeri gücüne sahip olan ABD gibi bir ülkede bir grup Siyonist çete ABD Başkanı Donald Trump’ı ele geçirmiş, Amerika’yı İsrail’in uydusu haline dönüştürmüş ve koskoca Amerika’nın görevi İsrail’e hizmetçilik olmuş ve dünya mahvoluyor. Avrupa’da, Japonya’da, dünyanın her yerinde petrol, doğalgaz fiyatları zirveye çıktı ve insanların büyük kısmı enerjiden mahrum olacak. İran kendini savunuyor. İran’ın çevresindeki Müslüman ülkelere saldırması da fevkalade yanlıştı. Efendim, Amerikan üsleri varmış. Sadece Amerikan üslerini vurmuyor İran. Bu da ayrı bir yanlış. Bizim Sayın Cumhurbaşkanımızın öncülüğünde Türkiye’nin yaptığı şey ise, İsrail ve Amerika’nın şerrine karşı İran’ı müdafaa etmek. İran’ın Müslümanlara karşı saldırısına karşı da Müslümanları ve insanlığı müdafaa etmek. Türkiye’nin çizgisi bu açıdan çok net. Şimdi gelinen nokta itibariyle şunu görüyoruz. İran, dünyanın en değerli ve en pahalı askeri üslerini, mülklerini ve teçhizatını imha ediyor. ABD’nin Kuveyt, Katar, Bahreyn, Suudi Arabistan’daki üslerini, dünyanın en pahalı ve en iyi üsleri arasında yer alan bu üsleri yerle bir ediyor. Bunlar, onlarca yılda trilyonlarca dolar harcanarak yapılmış olan üslerdi. Elbette bu savaş duracak.
SAVAŞIN SONUNDA KAYBEDEN ABD VE İSRAİL OLACAK
Peki savaşın kaybedeni kim olacak?
Bu savaşın sonunda kaybeden Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail olacak. Ben bunu temenni olarak söylemiyorum. Bakın İran birkaç gün önce bir günde Amerika’nın iki uçağını ve iki helikopterini düşürdü. Şimdiye kadar ABD’nin 12-13 savaş uçağı düşürüldü. Hani Taş Devri’ne çeviriyordu? Yani şunu söylemek istiyorum. İran kendini müdafaa ediyor. Kendini müdafaa eden, kendi hukukunu koruyanlar da her zaman haklıdırlar. İki uçağın, iki helikopterin aynı gün içinde düşmesi bunun en somut örneğidir. ABD bu savaşın sonunda bölgeden ister istemez çekilecek. Askeri açıdan, ekonomik açıdan ve dünyadaki etkisi açısından itibarını kaybetmiş olacak.
BÖYLE BİR REZALET, BÖYLE BİR KEPAZELİK OLABİLİR Mİ?
CHP’li belediyelerin art arda patlayan yolsuzluk skandallarını ve buna bağlı olarak siyasette oluşan gerginliği nasıl değerlendiriyorsunuz?
CHP’li belediyelerde art arda patlayan yolsuzluklar tam bir felaket. Belediye başkanları veya başka kamu görevlisi belediye çalışanları yanlışlık, usulsüzlük, yolsuzluk yapabilir. Ama burada önemli olan o partinin, belediye başkanının mensubu olduğu partinin genel merkezinin tavrıdır. Eğer, genel merkeze bunlar intikal edip tedbir almıyorsa bu akıbet kaçınılmazdır. Düşünebiliyor musunuz? Bir belediye başkanı pavyon işletiyor. Ya hiç kamunun önünde olan bir yönetici pavyon işletir mi? İşletiyor ve ardından pavyonda çalıştırdığı kadınların ve erkeklerin maaşlarını belediye bütçesinden ödetiyor. Böyle bir rezalet olabilir mi? Böyle bir kepazelik olabilir mi? Ve bunu bilen CHP Genel Merkezi ve genel başkanı bugüne kadar duruyor.
Bunca iddialar var. Genel başkanın arabasına 7.7 milyon vermiş. “Sen benim üzerime gelirsen ben de bildiklerimi söylerim” diyor. Cumhuriyet Halk Partisi böyle olmamalı. CHP kendisini Mustafa Kemal’in kurduğu parti olarak tanımlıyor. Cumhuriyeti kuran parti olarak nitelendiriyor. Böyle bir rezalet, böyle bir kepazelik olabilir mi? Ondan sonra savcının önüne bu evraklar, bu dosya gittiğinde savcı ne yapacak? Nasıl göz yumacak bunlara? Veya emniyete bu talimatlar, bu bilgiler gittiğinde kamu görevlisi gerekeni yapmayıp da ne yapacak? Tabii şu açıdan üzülüyorum. Neticede CHP Türkiye’nin ana muhalefet partisidir ve önemli bir partidir. Nasıl oluyor da genel merkez yöneticileri veya genel başkanlar bu konuları bildiği halde göz yumuyorlar? Bir tane değil, her taraftan dökülüyor. Yani Sayın Genel Başkan Özgür Özel, bu yolsuzluk sözlerini araştırıp parti olarak gereğini yapacak yerde yolsuzluk yapanları savunmak için mitingler, gösteriler yapıyor, demeçler veriyor. Bu şu demek; “yapabilirsen yap”… Türkiye’de ilk defa yolsuzluk olmuyor. Ama böylesi ilk defa görünüyor. Ne demek sen belediyenin parasıyla sevgili edineceksin? Ya böyle bir şey olur mu? Böyle bir kepazelik olur mu? Böyle bir rezalet olur mu? Bu rezalete genel merkez tavır almaz mı? Tavır almazsan böyle olur. Ondan sonra bu yanlışlığı yapanlara, bu hukuksuzluğu yapanlara mitinglerde sahip çıkacaksın. Yazık, günah. Kendilerine, CHP’nin kendisine de yazık, partilerine de yazık. CHP’ye oy veren, destek veren temiz insanlara da yazık. Memlekete de yazık. CHP’nin bir an önce bu yolsuzluk ve suiistimal batağından kurtulacak tedbirleri alması lazım.
TERÖRSÜZ TÜRKİYE SÜRECİ BAŞARILMAK ZORUNDA
İç cepheye dönersek, Terörsüz Türkiye süreci başarıyla sonuçlanacak mı?
İki gün önce ben Doğu ve Güneydoğu Anadolu’daydım. Mardin ve Diyarbakır’da uzun uzun görüşmelerimiz oldu. Üniversitelerle, öğrencilerle, sivil toplum kuruluşlarıyla, oradaki devletin temsilcileriyle, halkla. Bir defa bu Terörsüz Türkiye sürecinden dolayı herkes memnun ve mutlu. Tereddüt şu, bu başarılacak mı? PKK silah bırakacak mı? Çok açık ve net söylüyorum; Bu başarılacak. Çünkü başarılmak zorunda. Türkiye’nin bunu başarması gerekir ki bölge barışı sağlansın. Bölge barışının sağlanması dünya barışına atılacak ilk adımdır. Bunun da temeli buradan geçiyor. PKK silah bırakmak zorunda. Zaten Cumhurbaşkanımızın dediği gibi iyilikle bırakacak. İyilikle bırakmazsa başka yolları var. Ama bugüne kadar bir yıldan beri yapılan müzakerelerde doğru bir istikamet çizildi, iyi bir omurga oluşturuldu. Biraz daha sabır gerekiyor. Elli yıllık terör meselesini sen altı ayda, bir yılda bitiremezsin. Ama Sayın Cumhurbaşkanımızın öncülüğünde ve Sayın Devlet Bahçeli’nin gayretleriyle çok iyi gidiyor. Bakın, Selçuklu, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemi dahil Aleviler devlet nezdinde muhatap olabilecekleri ilk defa bir kurum buldular. Yani bir taraftan Terörsüz Türkiye, bir taraftan Alevi vatandaşlarımız üzerinde oynanan Alisiz Aleviliği normal meşru zemin içerisinde çözmek. Bunlar güzel şeyler. İnşallah bu savaş hayırlısıyla sona erer. Bahsettiğim gibi Türkiye’nin güçlenmesi, terörsüz Türkiye’nin oluşması hem Türkiye açısından hem de bölge açısından barışın teminatıdır ve dünya barışının, istikrarının, refahının da anahtarıdır.
Bu olay bölgede ABD hâkimiyetinin sonunu getirecektir
Yaşananlar 1956 yılında İngiltere, Fransa ve İsrail’in başarısızlıkla sonuçlanan Süveyş operasyonunu andırıyor değil mi?
Çok haklısınız. Sizin de ifade ettiğiniz gibi 1956 yılında Mısır Cumhurbaşkanı Cemal Abdülnasır, Süveyş Kanalı’nı millileştirdiğinde, İngiltere, Fransa ve İsrail; Mısır’a saldırdı. Amerika da “benden habersiz nasıl Süveyş Kanalı’na saldırırsınız?” diye müdahale etti ve İngiltere’nin bölgedeki hakimiyetini bitirdi. Şimdi ise bu savaş Çin ve Rusya’nın işine yaradı. Çünkü Amerika, Çin karşısında muazzam zayıfladı ve bir İran’la baş edemiyor. İran’la baş edemeyen Amerika, Çin’le nasıl baş edecek? Bu ortaya çıktı. Bahsettiğimiz gibi bu olayda hele Çin Tayvan’ı ablukaya alıp işgal ederse, nasıl Süveyş Kanalı İngiltere’nin bölgede sonunu getirdiyse, bu olay da bölgede ABD’nin bölgedeki hâkimiyetinin sonunu getirecektir.
ZÜCCACİYECİ DÜKKÂNINA FİL GİRMİŞ OLDU
Peki savaş İsrail açısından nasıl sonuçlanır?
Gazze soykırımı ve İran Savaşı, İsrail’in zafiyetini açık ve net olarak ortaya koydu. Bugüne kadar İsrail vuruyor ve kendine atılan bütün füzeleri önlüyordu. Ama bugün görüldü ki artık demir kubbe kevgire dönmüştür. Dolayısıyla İsrail bundan sonra hiçbir şekilde kendi vatandaşlarına güven veremeyecek. Ama bundan daha önemli bir şey var. İsrail bugüne kadar geçmişte Hitler’in kendilerine yaptığını bahane ederek, Yahudilerin fırınlarda yakıldığını bahane ederek muazzam bir psikolojik üstünlük elde etmiştir. Artık bu psikolojik üstünlük, bu cam kubbe yıkıldı. Züccaciyeci dükkânına fil girmiş oldu. İsrail bugün dünyanın neresinde olursa olsun yadırganıyor, protesto ediliyor, hatta lanetleniyor. Bu da İsrail’in sonunun başlangıcı olacaktır. Çünkü İsrail uluslararası hukuku tanımıyor, hiçbir kuralı tanımıyor ve bütün dünya bunu görüyor.
Koskoca Amerika İsrail’in kuyruğuna takılmış, piyonu olmuş
Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin (UCM), 21 Kasım 2024’te İsrail’e yönelik kararları uygulansaydı gerginliğin bu kadar tırmanmayacağını söyleyenlere katılır mısınız?
Dünyanın kuruluşu adalet üzerinedir. Eğer dünyada siz adaleti yok sayarsanız, hiç sayarsanız, bunun arkasından da zulüm gelecektir. Dolayısıyla İsrail’e dur diyemeyen Birleşmiş Milletler (BM), dur diyemeyen ABD ve Avrupa’nın dünyayı sürüklediği sonuç budur. Tarihteki olaylar bugün de tekerrür ediyor. İbret alınmıyor. 1956 Süveyş Kanalı neyse önümüzdeki günlerde büyük bir ihtimalle Çin, Tayvan’a aynısını uygulayacak. Bunu göreceğiz. Bu, dünyanın lehine mi? ABD’nin lehine mi? Koskoca Amerika, İsrail’e hizmet ediyor. İsrail’in kuyruğuna takılmış, İsrail’in piyonu olmuş. Olacak şey değil. Ama şunu da memnuniyetle belirteyim ki Amerika’nın içinde bu anlamda İsrail’e şiddetli bir tepki doğdu. Trump’a generaller “artık yeter” diyor. Bu acziyettir ve bu sonun başlangıcıdır. Netice olarak bu konuda şunu söyleyebilirim: Trump bu sonbaharda yapılacak olan seçimleri büyük bir ihtimalle kaybedecek ve Trump büyük bir ihtimalle tasfiye edilecek. Amerikan kamuoyunda da İsrail’e karşı tepki olağanüstü büyüyecek.
Körfez ülkeleri ABD’nin umurunda olmadıklarını gördü
Bu savaş Körfez ülkelerinde de büyük bir travmaya neden oldu değil mi?
Bu savaşın diğer bir sonucu olarak; Körfez ülkeleri şunu gördü ki, Amerika’ya istediği kadar trilyonlarca dolar versinler, Amerika’nın bu ülkeler umurunda değil. Amerika için varsa yoksa İsrail önemlidir. Bundan sonra Körfez ülkeleri savunma açısından Türkiye’yle işbirliği yapmak zorunda kalacak. Çünkü Türkiye Katar’da bunun örneğini gösterdi. Libya’da bunun örneğini gösterdi. Türkiye’yle beraber olmanın sonuçları Somali’de, Sudan’da, Karabağ’da görüldü. Türkiye savaşlara karşı çıkarak, Ukrayna-Rusya savaşı dahil, Libya savaşı dahil, Somali dahil her tarafta barış atağında bulunuyor. Aynı zamanda Türkiye ASELSAN’ıyla, Roketsan’ıyla, Makine Kimya Endüstrisi’yle, Bayraktar’ıyla dünyanın en önemli savunma gücüne sahip olan, üretimine sahip olan ülkelerden biri. Dolayısıyla ister istemez Körfez ülkeleri Türkiye’ye doğru yönelecektir. Yönelmeye de başladılar. Bunun emareleri görünüyor. Türkiye, Pakistan, Suudi Arabistan, Mısır dünyaya huzur, barış getirecek ittifakın omurgasını teşkil edecek ve bu Türkiye’nin öncülüğünde olacaktır. Bunu yakın zamanda göreceğiz.