Okur Postası
İran coğrafyasında Türk dili - Kültürel değerleri el sanatları - folklorik adetler ve bayramlar
Gazetemiz okurlarından Prof. Dr. Beyhan Asma 'İran coğrafyasında Türk dili - Kültürel değerleri el sanatları - folklorik adetler ve bayramlar' başlıklı yazısını bizimle paylaştı.
İran coğrafyasındaki Türk varlığı mevzusu, tarihî düzlemde ve günümüz İran’ında oldukça dikkat çekici bir konu olmuştur. Türkler ve Farsların, tarihin pek çok döneminde komşu olarak bir arada yaşamaları dolayısıyla mukayeseli çalışmalar yapılarak tarihî bilgilerin karşılıklı dikkate alınıp incelenmesi iki milletin; dili, tarihi ve kültürü açısından olmazsa olmazdır. Zira İran coğrafyası, Türk tarihi açısından göz ardı edilemeyecek bir coğrafyadır. Bununla beraber Türk tarihi dikkate alınmaksızın İran tarihi üzerine yapılan çalışmalar da eksik kalacaktır. Çünkü Türkler bu coğrafyada yaklaşık dokuz asır hüküm sürmüş, pek çok devlet kurmuş ve iki etnik kimlik arasında karşılıklı dil, kültür ve tarih etkileşimleri yaşanmıştır. Bu etkileşimler günümüzde de devam etmektedir.
İran, Türk dili ve kültürü açısından son derece önemli bir coğrafyadır zira kabaca 1040’tan başlayarak günümüze kadar Azerbaycan, Horasan, Türkmen, Halaç ve Kaşkay Türklerinin dili, söz konusu coğrafyada şekillenmiş gelişmiş ve bu dillerde pek çok eser verilmiştir. Yazar, Türkçe eğitim ve öğretimin yasaklandığı, Türkçe yayınların olmadığı ve Türkçe isimleri dâhi kabul etmeyen Fars yönetimine karşılık, Türklerin bu coğrafyada yönetimde olduğu dönemlerde diğer halkların kültürel değerlerine müdahale etmediklerini hatta yönetimleri altında bulunan Arap ve Farsların dillerini zaman zaman kültür ve bilim dili olarak kullandıklarını belirtmiş ayrıca Türklerin söz konusu dil ve kültürlerin yayılmasına yardımcı olduklarına değinmiştir. Mevcut İran Anayasası’nın 19. maddesinde “ülke vatandaşlarının ırk, dil, etnik grup ve kabile ayrımı yapmaksızın eşit olduğu” 15. maddesinde ise “ana dillerin okullarda öğretilebileceği” şeklindeki maddelere dikkat çekilerek Anayasa’nın bu hükümlerinin yerine getirilmediği vurgulanmıştır. Ardından Türk basın-yayın organlarının engellenmesi konusu üzerinde durulmuş bu engellemelerin Pehlevi yönetiminin 1979’da iktidardan uzaklaştırılmasına kadar Türkçe matbuata izin verilmediği belirtilmiştir. Halbuki İran’da bu yıllarda büyük güçlerin desteklediği Ermeni gazetelerin yayın hayatlarını geliştirerek devam ettirdikleri bilinmektedir. Buna karşın yapılan radyo ve televizyon yayınlarında Türkçenin neredeyse hiç yer almadığı belirtilmiştir.
Ayrıca yazarın iddiasına göre Türkçe yapılan yayınlar da İran Türkçesini bozma maksadını taşımakta, programlarda kullanılan Türkçede bir Farsçalaştırma göze çarpmaktadır. Bunların akabinde İran’daki Türklerin güzel sanatlar alanındaki faaliyetlerine ve İran Türk halısının özellikle Tebriz halısının dünyada özgün bir şöhrete sahip olduğuna değinilmiş bu halıların dünya müzelerinde ve dünya ticaretinde İran halısı olarak pazarlandığı üzerinde durulmuştur. Daha sonra İran’da Türkçe öğretiminin tarihçesi mevzusuna değinilmiş bu faaliyetin resmî olarak 1993’te başladığı belirtilmiştir. Bunların yanı sıra İran Türklerinde; örf, adet, gelenek ve görenekler, bayramlar konusu ile ilgili Azerbaycan, Kaşkay, Türkmensahra ve Halaç Türklerinin kimi özel halk inanışları üzerine bilgiler verilmiştir. Sonrasında İran Türklerinde Türk kültürü ve tarihi mevzusu üzerinde durulmuş Türk halıcığı ile ilgili bilgiler verilmiştir.
İran’ın en önemli Türk halısı dokuma merkezlerinin Güney Azerbaycan, Isfahan, Kaşan, Horasan, Guba, Tebriz, Erdebil, Şirvan, Kirman, Fars, Çehar Mahal Bahtiyari ve Türkmensahra bölgelerinde olduğu belirtilmiştir. İran Türk kültürüne ait; edebiyat, müzik, mimari, minyatür sanatı gibi pek çok alan hakkında bilgi verilerek tarihsel ve güncel olarak İran’da Türk basın yayın organları konusuna değinilmiştir. Ayrıca İran Türklerinde önemli gün ve bayramlar konusunda Nevruz, Çille Gecesi, Hıdırellez, Gadir-i Hum, Sizdek gibi bayramlarla ilgili bilgiler paylaşılmıştır. Günümüzde de İran, Türkiye’den sonra Türk nüfusunun en fazla olduğu bir ülkedir. Bu nedenle İran’da resmî dil olan Farsçadan sonra en çok konuşulan dil Türkçedir. Fakat Türkçenin İran’daki durumuna baktığımız zaman özellikle Pehlevi Döneminde ülke yönetimi açısından gerçekleştirilmesi önemli bir hedef haline gelen Farslaştırma gayreti, bölgede yasayan Türkler için kimliklerini yeniden düşünme ve rejime karşı ifade etme çabasına neden olmuştur. Bu nedenle İran’da yaşayan Türkler, İran rejiminin kendilerine ve ana dilleri olan Türkçeye karşı uyguladığı baskıcı politikalara karşı çeşitli yayın ve neşriyatlar yaparak tepkilerini ortaya koymuşlardır. Pehlevi rejiminden sonra İran İslam Cumhuriyeti’nin kurulması biraz olsun İran’da yaşayan Türkleri rahatlatmış ve bu dönemde de çeşitli yayın ve neşriyat yapmışlardır. Moğolistan ve Çin içlerinden Orta Avrupa’ya, Sibirya’dan Hindistan ve Kuzey Afrika’ya kadar geniş bir alanda varlık gösteren Türk dili, bugün de Türkistan, Azerbaycan, Anadolu, Balkanlar ve Avrasya bozkırlarında kullanılmaya devam etmektedir. Bu geniş coğrafya içerisinde Türk dilinin yüzyıllardır varlığını etkin bir şekilde sürdürdüğü bir bölge de İran coğrafyasıdır. Türklerin İran coğrafyasında varlığının ne zamandan beri başladığı ile ilgili çeşitli çalışmalar yapılmaktadır. Bu bağlamda Celilov tarih boyunca Türklerin yönetimi altında olan İran coğrafyası M.Ö. 4200’lerde Türkler tarafından kurulan “Kuti” Devletinin de üzerinde yer aldığı bir toprak parçasının olduğunu, Türklerin ana yurdunun bu bölge olduğuna ait çalışmaların ise artarak devam ettiğini belirtmektedir. Celilov’un bu yargısını ise Attar, Türklerin İran’daki varlıklarının miladi asrın başlarına kadar uzanmakta olduğunu ve İran’a yapılan ilk Türk göçleri ve yerleşimlerinin miladi asrın başlarında Kırmızı ve Ak Hun gruplarının gelmeleriyle gerçekleştiğini ifade ederek desteklemiştir. İran’da yaşayan Türklerin sayısının, Dünya Bankası Ülke Profilleri Veri Tabanı’na göre İran’ın nüfusunun %42’sini oluşturduğunu ve bu sayının da 25 milyon olduğunu belirtmiştir. Günümüzde ise İran’da yaşayan Türklerin sayısının 40 milyon civarında olduğu tahmin edilmektedir. Bu nedenle İran için, Türk devlet ve toplulukları içerisinde Türkiye’den sonra en kalabalık Türk nüfusunun bulunduğu ülke diyebiliriz.