AKİT MENÜ

Aktüel

'İçimizdeki Amerikancı İslamcılar'

İslam Başaran Mirat Haber'de yazdı: İnsan, inandığı değerlerle yaşar; yönünü, kimliğini ve duruşunu bu değerler belirler. İman, yalnızca kalpte hissedilen bir duygu değil; aynı zamanda hayatın bütün alanlarını kuşatan bir bağlılık, bir teslimiyet ve bir istikamettir. Bu nedenle “İslamcılık” iddiası da sadece söylemle değil, yönelişle, tavırla ve tercihle anlam kazanır.

Haber Merkezi

İslam Başaran Mirat Haber'de yazdı: İnsan, inandığı değerlerle yaşar; yönünü, kimliğini ve duruşunu bu değerler belirler. İman, yalnızca kalpte hissedilen bir duygu değil; aynı zamanda hayatın bütün alanlarını kuşatan bir bağlılık, bir teslimiyet ve bir istikamettir. Bu nedenle “İslamcılık” iddiası da sadece söylemle değil, yönelişle, tavırla ve tercihle anlam kazanır.

Bugün içinde bulunduğumuz çağda, İslam adına konuşan, İslam adına yazan ve hatta İslam adına siyaset yaptığını iddia eden bazı çevrelerin, aynı zamanda Batı merkezli güç odaklarına, özellikle de Amerika’nın politik ve kültürel hegemonyasına açık ya da örtük bir bağlılık sergilediğine şahit oluyoruz. İşte burada derin bir çelişki ortaya çıkmaktadır: Aynı kalpte hem vahyin hakikati hem de küresel tahakkümün ideolojisi barınabilir mi?

Bu sorunun cevabı, aslında iman kavramının özünde saklıdır.

 

Kur’an, insanı açık bir tercihe çağırır: Hak ile batıl, nur ile zulmet, Rahman’ın yolu ile şeytanın yolu… Bu yolların ortası yoktur. Bir insan ya Allah’a teslim olur ya da O’nun dışında güç odaklarını merkeze alır. Bu nedenle “hem İslamcı hem Amerikancı olmak” gibi bir ara form, hakikat açısından mümkün değildir. Çünkü bu, iki zıt istikameti aynı anda taşımaya çalışmaktır.

Amerika, sadece bir ülke değil; aynı zamanda modern dünyanın güç, çıkar ve tahakküm merkezlerinden biridir. Dünya siyasetinde çoğu zaman adaletin değil gücün, hakkın değil çıkarın temsilcisi olmuştur. Mazlum coğrafyalarda yaşanan acılar, işgaller, darbeler ve kültürel yozlaşma süreçleri, bu sistemin izlerini taşımaktadır. Böyle bir düzen karşısında Müslümanın tavrı, net olmalıdır: Adaletin yanında durmak, zulme karşı çıkmak ve hakkı savunmak.

Ancak ne yazık ki, bazı çevreler bu gerçekliği görmezden gelmekte; İslam’ı bir kimlik olarak taşırken, zihinsel ve siyasal olarak Batı’nın değerlerine eklemlenmektedir. Bu durum, farkında olarak ya da olmayarak bir “ikili duruş” üretmektedir. Dilde ümmet, kalpte sistem; söylemde vahiy, pratikte hegemonya…

Oysa iman, parçalanmayı kabul etmez. İman, insanın hem kalbini hem aklını hem de yönünü birleştirir. Allah’a iman eden bir insan, yalnızca ibadetlerinde değil; adalet anlayışında, siyasal duruşunda ve dünya görüşünde de bu imanın gereğini taşır. Çünkü iman, sadece Allah’ı tanımak değil; O’nun koyduğu ölçülere göre hayatı yeniden kurmaktır.

Bu noktada mesele, insanları suçlamak ya da dışlamak değil; bir bilinç çağrısı yapmaktır. Her birimiz kendimize şu soruyu sormalıyız: Biz gerçekten kimin tarafındayız? Söylemlerimiz ile tercihlerimiz örtüşüyor mu? Hakikati savunurken, güç odaklarına mı yaslanıyoruz, yoksa hakkın yanında mı duruyoruz?

Unutmamak gerekir ki, tarih boyunca hak ile batıl arasındaki mücadelede en tehlikeli durum, batılın açıkça karşıda durması değil; hak kisvesi altında içerden taşınması olmuştur. Çünkü bu durum, zihinleri bulandırır, ölçüleri bozar ve hakikatin berraklığını gölgeler.

 

Bu nedenle bugün ihtiyaç duyduğumuz şey, daha yüksek sesle konuşmak değil; daha sahih bir duruş sergilemektir. Daha sert olmak değil; daha net olmaktır. Daha fazla slogan değil; daha derin bir bilinçtir.

İslam, izzet dinidir. Mümin, izzetini yalnızca Allah’tan alır. Gücünü, kimliğini ve yönünü başka merkezlere bağlayan bir anlayış, bu izzeti zedeler. Bu yüzden Müslüman, ne doğunun ne batının değil; yalnızca hakkın ve adaletin temsilcisi olmalıdır.

Mesele bir ülkeye karşı olmak ya da bir siyasi blok seçmek değildir. Mesele, hak ile batıl arasındaki çizgiyi doğru yerden çekebilmektir. Eğer bu çizgi kayarsa, isimler ve söylemler anlamını yitirir. Ama eğer bu çizgi doğru yerde durursa, o zaman Müslüman kimliği de, İslamcılık iddiası da gerçek anlamını bulur.

Ve unutulmamalıdır: Allah’a iman eden, yolunu O’nun gösterdiği istikametten ayırmaz. Çünkü iki yol bir kalpte birleşmez.

İslam Başaran

Yorumlara Git

Aman dikkat! Siyonist Algida marketlerde Oando markasıyla görünmeye başladı!

CHP'li Üsküdar Belediyesi'ne operasyon! Çok sayıda gözaltı var

Trump'ın oğlunu İran savaşına göndermek için kampanya başlatıldı!

'İçimizdeki Amerikancı İslamcılar'

Herkes Hürmüz'ü konuşurken Balkanlar alev aldı! TürkAkım'a saldırı girişimi!